Meydanlarda hamaset, mutfakta teslimiyet: Larry Fınk ve küresel tefeciliğin yeni reçetesi
Türkiye’nin üzerine çöken o ağır sis bulutunun farkında mısınız? Manşetler ardı ardına patlıyor, siyaset kazanı kaynıyor ama asıl büyük resim, halkın gözünden kaçırılan o "pazarlık masasında" şekilleniyor. Parçaları birleştirdiğimizde ortaya çıkan tablo ne yazık ki bir yatırım müjdesi değil, tam teşekküllü bir "milli egemenlik" krizidir.
Küresel Baronun "Güvenlik" İştahı
BlackRock CEO’su Larry Fink’in Türkiye temaslarını sadece bir finansal ziyaret olarak okumak, en hafif tabiriyle saflıktır. Dünyanın en büyük para baronu, geleceği ülkeye sadece faiz oranına bakarak gelmez; o parayı koruyacak namlunun yönüne, o paranın hükmedeceği coğrafyanın "yeni güvenlik mimarisine" bakar. NATO ordusu tartışmalarından bölgesel güvenlik paktlarına kadar servis edilen her haber, küresel sermayeye verilen bir "Buradayız, emrinizdeyiz" teminatıdır. Fink, buraya yatırım yapmaya değil, mülkiyeti tartışmalı hale gelen bir yapının envanterini çıkarmaya gelmiştir.
Siyasette "Temizlik" Operasyonu
Büyük küresel operasyonlar, iç siyasetteki "pürüzlerin" giderilmesini şart koşar. Masaya oturulurken itiraz edebilecek, "yerli ve milli" refleksi gerçek anlamda gösterebilecek kim varsa ya tasfiye ediliyor ya da siyasetin labirentlerinde etkisiz hale getiriliyor. Fink’in ajandası ile Ankara’nın siyasi koridorlarındaki "aniden" değişen dengeler arasındaki bağ tesadüf değildir. Trump’ın sessizliği ise hayra alamet hiç değildir. Dünyanın en büyük "pazarlıkçısı" susuyorsa, perde arkasında BlackRock’ın temsil ettiği o devasa çarkın dişlileri arasında Türkiye’nin geleceği çoktan öğütülmeye başlanmış demektir.
Vitrin Başka, Mutfak Bambaşka!
Gelelim en can alıcı, en can yakan noktaya… Kürsülerden yükselen o sert, İsrail’i ve küresel adaletsizliği hedef alan "anti-emperyalist" nutuklar… Hepimiz duyuyor, bir anlık gururla alkışlıyoruz. Ancak tecrübe bize şunu öğretti: Ne zaman kürsülerden en sert hamaset rüzgarları estirilse, kapalı kapılar ardında Larry Fink gibi küresel tefecilerle en ağır "teslimiyet" anlaşmaları imzalanıyor.
Meydanlarda halkın gazı "manevi" söylemlerle alınırken, mutfakta memleketin stratejik anahtarları küresel finansın en karanlık odaklarına teslim ediliyor. Bir yanda İsrail kınanıyor, diğer yanda o sermayenin en büyük taşıyıcısı olan BlackRock ile yeni "ekonomik modeller" inşa ediliyor. Bu bir çelişki değil, bir aldatmacadır!
Sonuç: Bağımsızlık Mezeye Ediliyor
Larry Fink Türkiye’ye kara kaşımız, kara gözümüz için gelmedi. O; itaatkar bir ordu, dikensiz bir siyaset gül bahçesi ve mutlak bir finansal teslimiyet istiyor. Biz meydanlardaki hamasetle sarhoş edilirken, Türkiye’nin tarihsel derinliği ve milli bağımsızlığı küresel bir "al-ver" masasına meze ediliyor.
Uyarıyorum: Bugün alkışladığımız o sert nutuklar, yarın çocuklarımızın ödeyeceği borçların ve kaybedilecek milli kimliğin üzerini örten bir şaldan ibarettir. Vakit, uyuma vakti değil; mutfaktaki yangını ve el değiştiren tapuları görme vaktidir!
Yazarın Diğer Yazıları
- Memlekette Mal Bitti, Güven Bitti: Bu İşin Sonu Nereye Varacak?
- Fiyaskoyla Örtülen Vurgun
- Saray Kibri, Doymak Bilmez Hırs ve Bir Devletin Çöküşü
- Mekke Anlaşması İçime Hiç Sinmedi, Sinmeyecek
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
Yorumlar
- Buğra Dinlemez
Maalesef, gerçekleri yazmışsınız
