Önleyici sindirme operasyonu ve milletin sessiz çığlığı
Türkiye bugün, yakın tarihinin en derin "kuşatılmışlık" ve kurumsuzlaşma sarmalından geçmektedir. Bir yanda terör odaklarını ve onların uzantılarını meşrulaştırma gafletine düşenler, diğer yanda ise Cumhuriyetin kurucu sütunlarını, laikliği ve Atatürk ilke ve inkılaplarını sistematik olarak tasfiye etmek isteyen bir zihniyet... Karşımızdaki tablo nettir: Bu artık yapısal bir yönetim krizi değil, devletin ve toplumun omurgasını hedef alan topyekûn bir dönüştürme operasyonudur!
Hukuk Silahıyla Toplumu Atomize Etme Çabası
Mevcut siyasi blok, toplumda biriken ve artık taşma noktasına gelen haklı sosyo-ekonomik öfkeyi sönümlendirmek için adaleti bir güvence değil, bir "susturucu" ve kitle kontrol aracı olarak kullanmaktadır.
Sendika Başkanlarının ve Sivil Toplumun Hedef Alınması: Emek temsilcilerinin ve hak arayanların tutuklanması, sadece bireysel özgürlüklerin kısıtlanması değildir; emeğiyle geçinen milyonlara ve anayasal protesto hakkını kullanmak isteyen kitlelere verilen organize bir gözdağıdır.
Kurumsal Tasfiye: Baroların, meslek odalarının, akademinin ve özerk kurumların işlevsizleştirilmesi, Türk milletini savunma mekanizmalarından yoksun bırakma ve toplumu "atomize" ederek yalnızlaştırma stratejisidir.
Algı Operasyonları ve "Suni" Meşruiyet Arayışı
Ülkeyi küresel suç ve uyuşturucu rotalarının kavşağı haline getirenlerin, bugün kamuoyunun yakından tanıdığı figürler üzerinden "Halkla İlişkiler" kampanyaları yürütmesi tam bir siyasi paradokstur. Yapısal sorunlara ve suçun asıl odaklarına dokunmayanlar, popüler isimleri kameralar önünde teşhir ederek adalet algısını manipüle etmeye ve topluma korku salmaya çalışmaktadır.
Bu sahnelerin demokratik bir hukuk devletinde yeri yoktur; bu durum ancak otoriter rejimlerde görülen bir "suni meşruiyet" inşası ve kitle illüzyonudur. Bu tip antidemokratik hamleler, iktidarın gücünü değil; toplumsal dip dalgadan duyulan derin kaygıyı ele vermektedir.
Ekonomik Beka Krizi ve Teslimiyet Politikaları
Halkın büyük çoğunluğunun açlık ve yoksulluk sınırı altında bir yaşam savaşı verdiği, tarım ve üretimin çökertildiği, eğitim sisteminin liyakatten uzak yapılara teslim edildiği bu düzende, dış politika ise stratejik savrulmalarla rehin verilmiş durumdadır. Kendi vatandaşını derin bir ekonomik güvencesizliğe mahkûm edenlerin, rıza üretemedikleri noktada her türlü milli ve kamusal değerden taviz verebilecekleri defalarca görülmüştür.
Türk Milleti Bu Kuşatmayı Kıracaktır!
Siyaset sahnesindeki bazı aktörlerin bu tehlikeli denklemin farkında olmaması, sinmesi ya da kısa vadeli ikbal hesaplarıyla örtülü işbirliklerine girişmesi tarihsel akışı değiştirmeyecektir.
İdeolojik fantezilerle devlet ciddiyetini yok edenler,
Bölücü ve anayasa karşıtı yapılarla arka kapı diplomasisi yürütenler,
Kamu kaynaklarını yağmalayan yolsuzluk düzeninin ortakları,
Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine düşmanlığı rehber edinenler...
Bilmelidirler ki; Türk milleti, kendi geleceğini karartan bu antidemokratik kuşatmayı tasfiye edecek köklü bir devlet aklına ve demokratik bilince sahiptir. Yıllar önceki toplumsal refleksleri ve demokratik itirazları bugün hâlâ birer "korku objesi" olarak sıcak tutmaya çalışanların acizliği, yaklaşan toplumsal ve demokratik cevabın en net habercisidir.
Sözümüzdür: Bu "Önleyici Sindirme Operasyonları" toplumsal iradeyi teslim alamayacak. Türkiye’yi içine sürüklendiği bu kurumsal ve ekonomik karanlıktan yine Türk milletinin azim, kararlılık ve sağduyusu çıkaracaktır.
Yazarın Diğer Yazıları
- Memlekette Mal Bitti, Güven Bitti: Bu İşin Sonu Nereye Varacak?
- Fiyaskoyla Örtülen Vurgun
- Saray Kibri, Doymak Bilmez Hırs ve Bir Devletin Çöküşü
- Mekke Anlaşması İçime Hiç Sinmedi, Sinmeyecek
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
Yorumlar
- Duran Güral
Türk hiçbir zaman dinci olmamıştır. Dindar olmuştur. Yeri geldiğinde yüzlerce binlerce din yobazını katletmiştir. Yeri geldiğinde devleti ve toplumu için kardeşini boğdurmuştır. Biz ne kadar dini öncelemesekte hayat öyle değil insanın fıtratında bu var. Biz ülkücüler din, mezhep taassubunu reddederiz. Din toplumsal bir ihtiyaçtır. Dünya daki savaşlar din üzerinden şekillenmiştir. Çünkü savaşı kazanmak için ilâhi güç oluşturmak lazım. Kurtuluş savaşı Balıkesir, Kastamonu camilerinden ateşlenmiştir. Atatürk Cuma'da hutbe ile başlattı. Devlet gerektiği zaman dindar olur, gerektiğinde asi olanı tepeler.
- Alp Demir
Onları müslüman olmadıkları için siz itelediniz. İteleye öteleye onları Türklükten siz kopardınız. Müslüman olmayana Türk demiyoruz anlayışı ile onları dışladınız, afaroz ettiniz. İslam Türkü birleştirmemiştir tam tersine parçalamıştır. Sadece islam parçalamadı, bir de üstüne mezhep parçaladı. Türkleri kiminle karışmayı önlemiştir islam. Arapla karıştın, kürtle karıştın, farsla karıştın, ortadoğulu kim varsa hepsiyle karıştın. Onlara karıştı diyebiliyorsun, ama kendi karışıklığını görmüyorsun. Senin karıştıklarınla sen çağın gerisinde kaldın ve kalmaya da mahkumsun.
- Duran Güral
Bulgar şuanda kendini Türk olarak kabul ediyor mu, Belirli bir azınlık dışında Macarlar Türk'üm diyor mu, Rus Kazakları kendini Türk kabul ediyor mu. Daha çoğaltmak mümkün. Din Türkleri asimileden korumuştur. Çünkü karışmayı önlemiştir. Çin'de 300 milyon Türk vardır sadece müslüman Doğu Türkistan Türkleri asimileden kurtulmuş durumda. Sosyoloji böyle bir şey. Kazak Türkleri Müslüman olan kısmı ile Türk, diğerleri asimileden kurtulamadı. Türk milletinin topluca müslüman olması da siyasi bir karardır. Dinler çağında zorunlu bir tercihtir. Atalarımız ve dini önderlerimiz bu yolu seçmiştir.
- Alp Demir
Evet gelip yine dine dayandınız. Asimilasyondan anladığınız tek şey din. Kültürden anladığınız tek şey din. Türkten anladığınız tek şey de din. Bu sözleriniz yanılmadığımızın kanıtıdır.
- Duran Güral
Türk asimile olmaz. Gücü eline geçirirse yönetir. Asimile olanlar din değiştirenler dir. Rus Kazakları , Bulgarlar, Macarlar, saha Türkleri buna örnektir. Tek istisna Gagavuz Türkleridir. Onlar da uzun süre Osmanlı İmparatorluğu içinde kalmalarıdır.
