Köşe Yazısı

Vakit Daralıyor, Bu Rezaletin Bahanesi Kalmadı!

Hakan Ayaz
Hakan Ayaz
2 dk Sesli Dinle 2

​Seçim tamtamları çalmaya başladı, partilerde bir hareketlilik, bir "harekete geçme" modudur gidiyor. Ancak yıllarını bu meydanlarda, bu kulislerde tüketmiş bir kardeşiniz, bir dostunuz olarak izlediklerim karşısında susmak artık dilsiz şeytanlıktır.

​İktidar partisini bir kenara ayırıyorum; zira akıl ve mantık süzgecinden geçirdiğimizde, bu yolun sonunun ilk seçimde "gitmek" olduğu gün gibi aşikardır. Mesele sadece sandık değil; yıllardır biriken o kirli çamaşırlar yüzünden verdikleri, hatta vermeye zorlandıkları tavizler artık bir milli güvenlik sorunu halini almıştır.

​25 yılda ekonomiyi getirdikleri nokta tam manasıyla bir yıkımdır! Beğenmedikleri Cumhuriyet’in 100 yıllık birikimini, neyimiz varsa sattılar. Ülkeyi öyle bir borç batağına sapladılar ki, bugün övündükleri o rakamlar, devraldığımız Osmanlı borçlarını katlayıp geçmiştir. Sanayi can çekişiyor, liyakat yerlerde sürünüyor. Yargıda, eğitimde güven sıfıra inmiş; adam kayırmacılık, eş-dost kollama artık kural haline gelmiş.

​Muhalefetin Aymazlığı ve "Sahipsiz" Halk

​Peki, tüm bu yıkıma rağmen neden hâlâ bir "alternatif yok" algısı var? Cevabı acı ama net:

​Ana Muhalefet: Atatürk’ün çizgisinden saptı, rotayı şaşırdı. Bunu daha önce de yazdım, yine söylüyorum; köklerinden kopan ağaç gölge vermez.

​Türkçü Muhalif Partiler: Şu an parlaması gereken bu yapılar neden hâlâ etkisiz? Kimse bana "basın ambargosu" edebiyatı yapmasın. Bu en basit kaçış yoludur.

​Soruyorum size; bu partilerin içinde kaç kişiyi tanıyorsunuz? Kaçının samimiyetine, vatan sevdasına kefil olabilirsiniz? Bir derdiniz olduğunda kapısını çalıp "Bu adam benimle ilgilenir" diyebileceğiniz kaç kişi var?

​Stant Kurmakla, Hediye Dağıtmakla Olmaz!

​Görüyoruz o alışılmış, ruhsuz seçim stantlarını... İnsanlara üç beş hediye dağıtarak nereye varacağınızı sanıyorsunuz? Stantlara koyduğunuz o yorgun, gelen vatandaşa "bir an önce gitse de kurtulsak" gözüyle bakan, işini angarya gören profillerle mi bu halkın gönlüne gireceksiniz? Halk, siyasette kendine benzeyen, samimi, ulaşılabilir insan istiyor. Robotlaşmış, halktan kopuk teşkilatlarla zafer kazanılmaz.

​Teşkilatlar dökülüyor! Kimse kusura bakmasın, bir dost, bir dava arkadaşı olarak söylüyorum: Vakit varken bu gerçeklerle yüzleşin. Tüm ülke "birleşin" diye adeta yalvarırken, "daha zaman var" diye oyalanmak bu millete ihanettir.

​Son Uyarı: Milletvekili Adayları

​Buradan tüm genel merkezlere sesleniyorum; bu defa milletvekili adaylarını belirlerken cebindeki paraya, genel merkeze yakınlığına, kimin akrabası olduğuna bakmayı bırakın!

​Halkta karşılığı var mı?

​İsmi geçtiğinde sokakta heyecan yaratıyor mu?

​Liyakatli mi?

​Kriteriniz bu olmazsa, sonuç yine hüsran olur. Bu milletin artık deneme-yanılma yöntemine tahammülü kalmadı. Ya halkla bütünleşmiş, vatan derdini kendi derdi yapmış isimlerle sahaya çıkarsınız ya da bu enkazın altında siz de kalırsınız!

​Benden söylemesi; uyarması bizden, takdir milletten.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Çok, çok sesli bir tablodan bir millet çıkmaz, çıkmıyor. Bu toplumun beklentileri birbirine taban tabana zıt iken, ne yapsanız bir faydası olmayacak. Bu ülke islamcılar, kürt ve kürtçüler, batıcılar, çinciler, türkçüler, arapçılar diye parça parça olmuşken, kimse bu kesilmiş yoğurttan çorba yapamaz, yapsan da boğazından geçmez, tükürürsün. İte kaka bu kadar gelinebildi, artık gidilecek bir yol kalmadı, çıkmaz sokak. Artık ne islam birleştiricidir, ne de demokrasi hamaseti ne de kültürel zenginlik ve kardeşlik safsatası. Siyasetin tamamı Atatürk'ün yolundan saptı ve devrim boşa düştü. Şu an geldiğimiz nokta Osmanlı'nın yıkılışının tıpkısının aynısıdır. Bu iş bitti. Devralacağınız şey ölmekte olan bir beden. İktidar bunu size verecek ve sonra bak öldürdünüz diyecek. Kimse böyle bir enkazı devralmaya o kadar da hevesli değil. Sonuç olarak, bırakın ölsün. Yeniden ve temiz bir doğum için, önce ölmesi gerekiyor. Sizin yapacağınız hazırlık, ölüyü kefenlemek değil, yeni doğacak olana hazırlanmaktır. Çok mu karamsar. Hayır, gerçek budur. Ve Yeni Cumhuriyet Halk Partisi de en az iktidar kadar bundan sorumludur. Tarihe böyle geçeceksiniz. Bir ulus inşa etmek için adım atan Atatürk'e ırkçı diyenlerin, İslamcılardan Türk/İslam sentezcilerinden, kürt ırkçılarından, tarikatçı cemaatçi arapçılardan, müslüman kardeşçilerden, selefi sapıklardan, komün faşistlerinden hiç bir farkı yoktur ve bu ikisi birlik olup Cumhuriyeti yıkan olarak tarihe geçecektir. Osmanlıyı savaşlar yıkmıştı. Siz Cumhuriyeti savaşsız yıktınız. İstisnasız hepiniz bu ölümden sorumlusunuz ve ölümden sorumlu olanlar, yeni doğacak olan üzerinde hak iddia edemeyeceklerdir. Türkler egemenlik paylaşmazlar. Ya yeni ve gerçek bir Türk Devleti doğacaktır, ya da tamamen ölüp gidecektir. Akıbetiniz Irak ya da Suriye gibi olacaktır. Akıbetiniz Selanik gibi, Kerkük gibi, Halep gibi olacaktır.

  • Ercüment Çalışlar

    Metniniz oldukça sert bir siyasal eleştiri çerçevesinde kurulmuş. Buna karşılık, sahadaki gerçeklik daha çok çok sesli bir tabloyu işaret ediyor. Türkiye’de bugün muhalefet alanında en geniş seçmen tabanına sahip yapı kuşkusuz Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Yerel yönetimlerde elde ettiği sonuçlar, özellikle büyükşehirlerdeki icraat performansı, partiyi siyasetin ana eksenlerinden biri haline getirmiştir. Genel Başkan Özgür Özel ve parti yönetimi de son dönemde hem Meclis çalışmaları hem de saha örgütlenmesi açısından oldukça yoğun bir tempo içindedir. Parti, bir yandan kurumsal yapısını güçlendirmeye çalışırken, diğer yandan seçmenle temasını artırmaya yönelik bir siyasal hat izlemektedir. Bununla birlikte, “tek çıkar yol” gibi kesin ifadeler siyasal gerçekliği tam karşılamaz. Çünkü demokrasi, doğası gereği alternatiflerin yarıştığı bir zemindir. CHP’nin güçlenmesi, muhalefet blokunun etkinliği ve iktidar politikalarına karşı denge unsuru oluşturması önemlidir; ancak sonuç her zaman seçmenin iradesiyle şekillenir. Bugün asıl belirleyici olan, partilerden ziyade toplumun beklentilerini ne kadar karşılayabildikleri ve sahada ne kadar karşılık bulabildikleridir.

Bu Yazıyı Paylaş