Değerli dostlarım uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle birlikteyiz

Ülkemiz tarihi bir dönemeçten geçiyor.

Bunun hepimiz değilse de büyük çoğunluğumuz farkındayız.

Geleceğe dair endişelerimiz büyük,

Hepimiz kaygılıyız yaşanan süreçten.

Biliyorum yaşamdan çoğumuz tat almamaya başladık.

Bundan ötürü, yurdun dört bir tarafı sıkıntılı.

Bir tarafta terör, diğer tarafta, ekonomik çöküntü,

Hangi sorunu yazacağımızı şaşırmış vaziyetteyiz.

Ülkenin başına çöreklenen siyasi İslamcıları mı,

Ülkeyi adeta sessiz bir şekilde istila eden Afgan, Suriye ve diğer yabancı uyrukluları mı?

Gelecekten ümidini kesen gençlerimizi mi?

Hayatları kararma noktasına gelen EYT’lileri mi?

Açlığa mahkum edilen emeklilerimiz mi?

Yoksa verimli tarım ovalarında yaşayıp çölde yağmur bekler gibi çaresizce geleceklerinin ne olacağını öngöremez şekilde bekleyen perişan olan çiftçilerimizi mi?

Yoksa bitme noktasına gelen tarımı mı?

Açlık sınırının altında hayatlarını devam ettirmeye çabalayan işçilerimizi mi?

Her gün onlarca yüzlerce iflas ederek kepenk kapatan esnafımızı mı?

Endişeli bir şekilde bekleyen sanayicimizi mi?

Çalışma koşullarının daha da ağırlaştırıldığı polisimizi mi?

Sağlık emekçilerimizi mi?

Yoksa her gün birkaç ocağın söndüğü, terör yüzünden ateş düştüğü şehit ailelerimizi mi?

Kısaca ülke raydan çıkmış tren misali adeta. Neyi yazacağımızı neye endişe duyacağımızı şaşırdık.

Ülkede gün geçmiyor ki bir çalkantı olmasın yaşanmasın.

Sedat Peker’in iddiaları hukukun üstün tutulduğu ve uygulandığı bir ülke de cereyan etmiş olsa, yer yerinden oynar, ortada ne hükümet kalırdı ne muhalefet.

Ama her şey o kadar sıradanlaştı ki, hiçbir gelişme, ekonomik dar boğazda olan halkımızı ilgilendirmez duruma geldi.

Bunca olan biten rezilliklere karşı namusu maaşı kadar olan basınımız da maalesef her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranmaya devam ediyor sarayın yaptırım korkusundan.

Birkaç onurlu yazar çizer,

Birkaç karakterli sanatçımız,

Birkaç haysiyetli siyasetçimizde olmasa ülke de ne oluyor ne bitiyor inan hiçbirimizin haberi olmayacak.

Ormanlarımız cayır cayır yanıyor tık yok,

Kadınlarımız katlediliyor ses yok,

Neredeyse her gün bir eve ateş düşüyor şehit geliyor ses yok, ses olmadığı gibi haber niteliği bile taşımıyor yandaş medyamız açısından.

Siyasal İslamcılar, tarikatlar, cemaatler din, kitap Allah, Peygamber ayağıyla din istismarcılığı yaparak adeta ülkenin milli değerlerini yok ettiler ses yok.

Bu ülke de, ülkenin kurucusuna sahip çıkmak bile neredeyse suç olma noktasına geldi.

Değerli okuyucularım yaşanan bunca olumsuzluklara rağmen karamsarlık Türk Milletinin karakterine yakışmaz.

Çok değil önümüzde olası bir erken seçim var.

Erken seçim olmasa dahi 2023 yılında yapılacak seçimde hepimizin şapkayı önüne koyup iyi düşünmesi ve iradesini sandığa yansıtması lazım.

Bu vatan borcudur,

Namus borcudur,

Ülke için kanlarını akıtan bu topraklar uğrunda şahadet şerbetini için şehitlerimize karşı ahde vefa borcudur.

Ona göre kimi oylayacağımızı,

Ülkenin kaderini bizim vermiş olduğumuz oyların tayin edeceğini iyi bilmemiz ona göre tavrımızı ve irademizi ortaya koymamız lazım.

Unutmayın ki verdiğiniz oy kaderiniz olacaktır.

Bu seçim sadece bizi değil,

Çocuklarımızın,

Torunlarımızın,

Ülkemizin geleceğini ilgilendiren bir seçim olacak.

Ya Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’sine tekrar döneceğiz.

Ya da Arap kültürüne mahkum edilip

Şeriat safsatasıyla İranlaşacağız, Arabistanlaşacağız.

Ya egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyeceğiz.

Yada tek adam rejimine mahkum yaşamaya geleceğimizi tek adam tahakkümüne esir edeceğiz.

Doğruyu ve yanlışı seçme Tercihi elinde.

Geleceğini belirlemek elinde.

Sözün bu noktasında Şeriatı isteyen şarlatan kılıklıları iyi incelemenizi öneririm. Araştırdığınız vakit şeriatı sizin adınıza isteyenlerin hiçbirinin bu doğrultuda yaşamadığını göreceksiniz.

Size İran’ı, Arabistan’ı Mısır’ı dayatanların çocuklarına ailelerine bakın hepsi de batıdadır.

Kimisinin Çocuğu Amerika’da okuyordur, kimisinin ki Londra, Paris, Ottowa, Tokyo.

Yani hoca verir talkını kendisi yutar salkımı misali,

Sizin önünüze şeriatı koyanların hayatlarında asla ama asla şeriatı göremezsiniz.

Onlar için din, iman, Allah, Peygamber, Kitap sadece bir sömürücü aracıdır, sizleri kullanmak için.

Bakın tarikat şeylerine, şıhlarına,

Siz gününüzü zor ederken hayat pahalılığında yaşam mücadelesi verirken,

Hepsi son model arabalara binerler,

Çocukları, eşleri Avrupalarda hayatlarını sürer günlerini gün ederler.

Ama sizlere din adına, İslam adına, Allah adına, Peygamber adına açlığı, sabrı layık görürler.

Bu açlık bu sabır neden kendilerine hiç uğramaz.

Allah kulları arasında torpil mi geçiyordur, hayır.

Dediğim gibi bunlar sadece sizin saf duygularınızı sömürmek üzere düzenlerini inşa etmişlerdir.

Dikkatli olun ve kendinizi bu tür şarlatanlara şer yuvalarına sömürtmeyin,

Kullanmalarına izin vermeyin.

Hepiniz sevgiyle ve saygıyla kalın, aydınlık yarınlar hepinizin ve hepimizin olsun.