Uzaklaştırma...

Pandemi döneminde yavaş yavaş maske, mesafe, hijyen diyerek her şeyden uzaklaştığımız doğrudur.

Neredeyse öte git yüzüme yüzüme hapşırma, ahan da öksürdün,çabuk kolonya dök diye diye ev halkını evden, yataktan tecrit edecek pozisyona, psikolojiye geldik.

Meselâ annemden biliyorum, sıkça hapşırıyor ve ben kamikaze gibi tepesinden inerek kolonyayı boca ediyorum ellerine kafasına.

Eve en çok giren şey market alışverişinden çok kolonya ve dezenfektan. (Zaten marketlere girmek yakında hayal olur biz emekliler için. Her girişte et hariç 300 400 tl. El insaf)

Annemin her hapşırdığında yüzüme suçlu çocuk gibi bakması, benim de anneee yapma, ne yapıyorsun, hani kolumuza kapanacaktık, kaç kere söyledim dediğim, annemin de sonunda patlayarak derhal beni evime, Ankaraya götüüür, daha dayanamıycaaam, hava mı çıkarıyorum da sanki, bu ne tepkidir dediği de ayniyle vaki valla.

Neyse çok şükür ilk aşısını yaptırdık da korumacı tarafım hapşırdığında anlık koltuktan mabadımı kaldırarak, sonrasında kolonyayı işaret etmekle son buluyor.

Evde hiç kimseyi eve almadan bol bol oturunca üretmek de kolaylaşıyor.( dedikodu ve boş laf hariç)

Dolaylı olarak ( muzip şeyler dahil) üretince de aklıma üreten ürettiğinin karşılığını alamayan, neredeyse üretme denilecek üretici geliyor.

Haberler sanki haciz bülteni gibi.

Üretici çiftçinin neredeyse ektiği tarlasından bozuk bir ürün gibi sökülüp atıldığını, tarlada kalan patateslerinin başında yakarışını nemli gözlerle izliyorum.

Ardından ürünü para etmeyince tüm üretici çiftçilerin sanki fabrikasından yeni çıkmış teşhir ürünü gibi, traktörlerin çiftçilerin elinden haciz kanalıyla çıktığını, devlet bankalarının ise kobilere düşük faizle destek reklamını, traktörün üstünde kasketini yan devirerek gevrek gevrek gülen oyuncu çiftçi ile cazip hale getirişini, sonuçta aynı bankanın önüne sütünü traktörle getirip boca eden üreticiyi de izliyorum görsel medyadan.

Acımasız Kapitalizmin aynı zamanda her şeyi yok eden dişlilerinde kalan insanın son haykırışını, üreticinin üretimden borcunu ödeyememesi nedeni ile uzaklaştırılmasını, tarlasına, ineğine, tavuğuna, ürününe evladından ayrılır gibi gözleri yaşlı, hüzünle bakmasını.

Öyle ki; direnebilen çiftçi kardeşlerimin de cezai müeyyide uygulanarak, yerli ve milli tohumu ekmemeleri yine yerli ve milli görünen bu iktidara nasip olduğunu da ibretle izliyorum.

Bunun sonucu ithâlata göbekten bağımlı, kendine yetmeyen bir ülke yaratmak olmuyor mu kendi elimizle?

Yani emperyalizmin tam da yapmak istediği gibi.

Buğdayı, nohutu, mercimeği, fasülyeyi, soğanı, patatesi hatta samanı dışarıdan ithal eden, ama bunun yanı sıra üreticinin yanında görünen üreticiyle aramızı açamazsınız diyen bir iktidar

bizden başka herkese nasip olmaz, kıymetini bilelim.

Buradan gelinen noktada düşünen akıl, başka nerelerden uzaklaştırıldık diye üretime geçebilir, beynini çalıştırarak.

Meselâ, örneğin, farzı misal.

Üreticiyi tarlasından uzaklaştırmak.

Esnafı pandemi nedeniyle neden gösterilerek dükkânından uzaklaştırmak, borcunu ödeyemeyecek, evine ekmek götüremeyecek kıvama getirerek iflasına neden olmak.

Ama bunun yanı sıra kış turizmini, 5 yıldızlı otelleri coronadan muhaf tutarak ekönömik olarak yaşatmak çabası.

Kredisini ödeyemeyen, işini gücünü çeviremeyen, düşük gelirli esnafı bitirmek kartellerin istediği bir şey değil mi?

Hani kobileri yaşayacaktınız?

Benim bile ulan arabayı satsam da şu devasa traktörü mü alsam, bir de küçük bir tarla? diye neredeyse imrenerek baktığım, üreticinin ağzına bir kaşık bal çalarak neticesinde ağızına mıçtığınız reklâmları da kaldırdınız.(iyi ki)

Netice hasıl oldu mu?

Bağkur borcunu ödeyemeyen, bir geliri ve güvencesi olmayan insanların, hastahane kapısında ödeme yapamadıkları için muayene edilmediği, hastahane kapılarından faiş muayene ücreti yatıramadıkları için uzaklaştırıldığını görüyoruz.

Paran varsa yaşarsın kapitalizmin mantığı, yerli ve millilik aynı kefede nasıl olur?

Eee tek güvencemiz geleceğimiz olan çocuklarımızı da erişim ağları olmadığı için eğitimden uzaklaştırdınız.( beceremediniz)

Her şeyi, neredeyse yaşamla bağımızı kopararak vatandaştan uzaklaştırdınız. ( aşıya ulaşımı bile ilk önce yandaşlara)

Üniversitelileri muhaif gördüğünüz için terörist ilân ederek okullarından uzaklaştırdınız.

Neredeyse önlerine engeller koyarak (yüklü tazminat davaları) muhalefeti siyasetten uzaklaştırma çabanız da var, cümleleri seçerek kullanıyorlar, ironi yapar duruma geldiler kaş göz işareti ile, biz anlıyoruz ne demek istediklerini grup toplantılarında, esnaf gezmelerinde, daha fazlasını da anlıyoruz.

Arkadaki işitme engellilerin el işaretlerine bakıyorum ara sıra, işaret parmağını baş parmağına ne zaman sokacak da vatandaşın esnafın, işçinin,köylünün memurun, üreticinin durumunu ve içinden geçeni göstermek için diye.

Bir türlü olmuyor, kimse olmadığında kandırmaca haber gördüğümde, ekonomi iyi gidiyor, açlık yok, kapanan dükkân yok, sadece iş değiştiriyorlar dendiğinde ben yapıyorum..

Sanki bir şekilde sermaye el değiştiriyor.( tarla, tapan arazi)

Rahat rahat siyanürlü altın mı arayacaklar yabancı şirketlet nedir?

Son söz olsun.

Düşünen, düşünce üreten sorgulayan insanı düşünmekten, sorgulamaktan uzaklaştıramazsınız.

Bunu çok denediler.

Tutmadı...

YORUM EKLE