Bahçeli ve Erdoğan Kimden Daha Vatansever?
Siyaset sahnemizde yıllardır tekrarlanan o hastalıklı, o zehirli ezber yeniden önümüze sürülüyor: "Bizden başka vatansever yok." Bu toprakların kaderine ipotek koymaya çalışan iktidar blokunun ve onun yedek parantezinin dilinden düşmeyen bu kibirli söylem, sadece siyasi bir manipülasyon değil; aynı zamanda bu ülkenin kurucu iradesine, anayasal düzenine ve her bir vatandaşının eşitliğine yapılmış en büyük saygısızlıktır.
Devlet Bahçeli'nin ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugünkü koltuklarından, sahip olduklarıdokunulmazlıklardan ve devletin tüm imkanlarını arkalarına alarak savurdukları "vatanseverlik" masalı, akıl tutulmasından başka bir şey değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre bir kişinin cumhurbaşkanı, milletvekili ya da parti genel başkanı olması için aranan şartlar bellidir; 40 yaşını doldurmuş olmak (milletvekilliği için 18), yüksek öğrenim görmüş olmak, seçilme hakkına sahip olmak ve Türk vatandaşı olmak. Bu şartları sağlayan her bir Türk evladı, bu ülkenin en tepesindeki makama aday olma, ülkeyi yönetme, ekonomisine yön verme ve kültürüne katkı sunma ehliyetine aittir.
Peki, anayasal olarak bu sıradan ve herkesin sahip olabileceği haklar dışında; AKP Genel Başkanı Erdoğan ve Bahçeli'yi herhangi bir liyakatli, vatan sevgisiyle yanıp tutuşan sıradan bir Türk evladından "daha üstün"kılan hangi donanım vardır?
ideolojide ülkenin kurucu değerlerini örseleyip toplumu kutuplaştırmak mı bir vizyondur, yoksa kültürel anlamda liyakati yok edip lümpenliği hakim kılmak mı bir zenginliktir?
Eğer mesele "devlet tecrübesi" ise, bugün Bahçeli gibi, AKP Genel Başkanı Erdoğan gibi hâlihazırda görevde bulunan veya emekliye ayrılmış; bürokrasinin, diplomanın, liyakatin zirvesinde yer alan binlerce vatansever Türk evladı bu ülkenin dört bir yanında aramızda yaşamaktadır.
Devlet Bahçeli nasıl bir akademisyen ve doktorsa, bu topraklarda onların eline su dökecek yüzlerce, binlerce profesör, bilim insanı, dürüst yönetici ve liyakatli devlet adamı mevcuttur; hayatta tek bir akademik unvanı olmasa, hatta hiç okumamış, okul yüzü görmemiş sade bir Anadolu insanı dahi olsa, o saf ve vicdanlı zihniyetiyle vatanın gördüğü tehlikeleri basiretiyle sezmeyecek, bu gidişata "hataya hata" demeyecek mi?
Bahçeli'de veya AKP Genel Başkanı Erdoğan'da onlardan başkasında bulunmadığı düşünülen; adalete olansarsılmaz sadakat, kul hakkına riayet, vicdan, merhamet, çağdaş vizyon, halkıyla gurur duyma ve kibirden arınmış tertemiz bir ahlak gibi yüzlerce, binlerce üstün meziyet bu milletin evlatlarının ruhunda parıldamaktadır.
Bu vasıflara sahip herhangi dürüst, nitelikli ve vatansever bir Türk evladı; bu ikilinin yönettiği ekonomiden de, yürüttüğü dış politikadan da, kurduğu çarpık bürokratik düzenden de çok daha iyisini yapmak için gereken tüm donanıma fazlasıyla sahiptir; burada eksik olan halkın potansiyeli değil, o koltukların etrafına örülen korku ve rant duvarlarıdır.
Bugün AKP Genel Başkanı sıfatıyla atılan her yanlış adımı, yapılan her skandal hatayı bu iktidar bloku"vatanın birlik ve bütünlüğü" perdesi arkasına saklamaktadır. Eleştirmenin adeta vatana ihanetle eşdeğer tutulduğu bu karanlık iklimde, gerçekler bilinçli olarak göz ardı edilmektedir; siyasi iktidarın yanlış ekonomi politikalarını, hukuku katleden kararlarını ya da liyakatsiz kadrolaşmalarını eleştiren herkes anında "hain"veya "dış mihrakların maşası" ilan edilmektedir.
Oysa AKP genel başkanı olmak başka bir şeydir, tarafsızlığı anayasal emir olan Cumhurbaşkanı olmak bambaşka bir şeydir!
Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcut Cumhurbaşkanı, mevcut AKP genel başkanının siyasi çıkarları uğruna sergilediği bu akıl almaz olaylara ve ülkeyi felakete sürükleyen tercihlere asla fırsat vermemeli, aksine bu gidişata tüm gücüyle dur demelidir.
Çünkü devletin ve milletin birliğini temsil eden bir makamın, parti genel başkanlığının milleti kutuplaştıran hamlelerinin önünü kesmesi anayasal bir zorunluluktur.
Vatanın geleceği; adaletin olmadığı, gençlerin bu ülkeden kaçma hayalleri kurduğu, hukukun üstünlüğünün lafta kaldığı bir düzende değil; tam aksine akıl, bilim, liyakat ve hukukun üstünlüğüyle güvence altına alınır.
Ülkenin geleceği için öne sürülen somut projeler, liyakatli kadroların uyarıları ve ekonomik kurtuluş reçeteleri, sırf bu ikilinin tek adam rejimine ve kibirli siyasetine zarar veriyor diye görmezden gelinmektedir. Kendi hatalarını kabul etmeyenler, vatanın geleceğini değil, sadece kendi siyasi ömürlerini garanti altına almanın derdindedirler.
Hiç kimse, hiçbir siyasi aktör bu milletin vatan sevgisini tekelinde tutma hakkına sahip değildir.
Bu ülkenin pırıl pırıl, dürüst, liyakatli ve vatanına aşık milyonlarca evladı; bu ikilinin sığ, kutuplaştırıcı ve ülkeyi çıkmaza sokan zihniyetinden katbekat daha üstün bir donanıma ve vizyona sahiptir.
Vatanseverlik, bu bozuk düzene boyun eğmek değil; "bu ülkenin evlatları bundan daha iyisini hak ediyor" diyerek ayağa kalkmaktır.
Yazarın Diğer Yazıları
- Mekke Anlaşması: Türkiye Kimin Savaşının Ortağı?
- "Terörist Meclis'te konuşma mı yapar? Ey Yıldıray Çiçek
- Apo'nun Villasını Bahçeli Mi Yaptırdı?
- Londra'da Yahudi-Kürt Konferansı: Stratejik Ortaklık
- Yaşasın του κινήματος الحكيم serok Bahçeli!
- Kağan Kutsaldı, Padişah Ulu'ydu. Ya Cumhurbaşkanı?
- Türk Askerini Vurmak- "Beni Kimin İçin Öldürdünüz?"
- Suç Duyurusunda Bulunuyorum
Yorumlar
- Duran Güral
Liderlik laf ebeliği değildir. Boş laflar söylemek çok kolaydır. Liderlik zor zamanlarda belli olur. Ülke olarak çok kıymetli iki lidere sahibiz. Son yıllarda yetişmiş iki lider Türkiye Cumhuriyeti nin talihini değiştirdi. Kutuplaşma diye bir şey yoktur. Kutuplaşmak isteyen insanlar vardır. Son on yılda Türkiye prangalarından kurtulmak için çok büyük kararlar aldı. Biz ülkücüler bundan memnunuz. Kaan, Hürkuş, Kızıl elma, Yıldırımhan, Nükleer santraller, barajlar, otoyollar, şehir hastaneleri, iha, şıha, Anka 3,terör örgütünün kurucusuna terör Örgütü'nün tasfiye ettirilmesi. Şam, Kerkük, Karabağ ın kurtarılması, Turan koridoru sizin zorunuza gidiyorsa, siz zaten kutuplaşmışsınızdır. Bunda ne Devlet Bahçeli'nin nede Recep Tayyip Erdoğan'ın bir katkısı yoktur. Daha Cemevlerine devletin katkısı, ve bütün Cemevlerine statü verilmesi sizi niye kutuplaştırır anlamıyorum. CHP'yi bize pazarlamayı bırakın artık. Allah'ım imkân verirse bir dönem daha Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan'ın yanındayız.
