Fatma Betül Erdoğan'dan Af Diledi Peki Milyonlarca Müslüman Kadından da Af Dileyecek mi?
Fatma Betül Sayan Kaya, yıllarca yalnızca bir siyasetçi olarak değil, milyonlarca Müslüman kadın ve genç kız için rol model olarak sunuldu. Başörtülü, eğitimli, başarılı, güçlü ve inançlı bir kadın olarak tanıtıldı. Hatta bazı çevrelerce modern Nene Hatun ilan edildi.
2017'de Erdoğan tarafından referandum propagandası yapmak üzere Hollanda'ya gönderilmesi ve yaşanan diplomatik kriz, kendisinin kahramanlık hikâyesine dönüştürüldü. Müslüman kadının cesaretinin ve onurunun sembolü olarak gösterildi.
Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslüman kadın ve genç kız onu örnek aldı, ona özendi. Onun gibi olmayı, eğitimli, başarılı ve toplumda söz sahibi olmayı hayal etti. Ondan etkilenerek gelecek idealleri kurdu.
Peki bugün ne görüyoruz?
Hakkındaki iddialar henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet anlamına gelmiyor. Ancak siyasi görevinden ayrılırken Erdoğan'dan af ve bağışlanma dilediği, AKP Genel Başkanı sıfatıyla Erdoğan tarafından affedildiği ve parti WhatsApp grubundan çıkarılmakla yetinilen bir siyasi yaptırımla karşılaştığı bir süreç yaşandı.
Bugün, 5 Kasım, ise ikinci kez, fakat ilk kez herhangi bir siyasi gücün, makamın ve koruyucu siyasi gölgenin arkasında olmadan, eşiyle birlikte adliyeye giderek ifade veriyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Sadece para iade etmekle suç ve sorumluluk meselesi kapanmış mı olacak?
Varsa kamuya ve yatırımcılara verilen zararların iadesi önemlidir. Ancak para iadesi hukuki sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; insanların güveninde açılan yarayı da kapatmaz.
Peki, kendisini rol model olarak gören milyonlarca Müslüman kadından ve genç kızdan özür dileyecek mi? Yalnızca Türkiye'dekilerden değil; Hollanda'da, Avrupa'da ve dünyanın başka ülkelerinde onu örnek alan, ona özenen, onun üzerinden hayaller ve idealler kuran Müslüman kadınlardan da…
Onlardan af dileyecek mi? Bağışlanmasını isteyecek mi? Kendisine güvenen insanların karşısına çıkıp samimi bir özeleştiri yapacak mı?
Çünkü burada yalnızca bir siyasetçinin meselesi yok. Genç kızların kalbinde oluşan hayal kırıklığı, kendilerine örnek gösterilen insanlara ve temsil ettikleri değerlere duydukları güvenin sarsılması var.
Bugün gençlerin dinden uzaklaştığı, insanların dinî değerlerle arasına mesafe koyduğu tartışılıyor. Peki, dindarlık görüntüsüyle topluma rol model olarak sunulan insanların davranışları hiç sorgulanmayacak mı? Dinî kimliği siyasi itibarın zırhına dönüştürenler, temsil ettiklerini söyledikleri ahlaki değerlerle davranışları arasındaki çelişkilerin hesabını vermeyecek mi?
Gençlere dini, ahlakı, emaneti, kul hakkını anlatırken bunları temsil ettiğini iddia edenlerin davranışlarını görmezden gelemeyiz. Çünkü gençlerin inancını yaralayan, dinin kendisi değil; din adına konuşup adaleti, dürüstlüğü ve emaneti davranışlarında gösteremeyen insanların yarattığı hayal kırıklığıdır.
Başörtüsü dokunulmazlık değildir. Dindarlık hesap vermekten muafiyet değildir. Hac, umre ve dinî söylemler kimseyi ahlaki sorumluluğun üzerinde tutmaz.
Erdoğan'ın affı siyasi bir tercihtir. Peki, milyonlarca Müslüman kadının ve genç kızın gönlünü kazanmak için onlardan da özür ve af dileyecek mi?
Çünkü bir liderin affı başka, milletin vicdanından af dilemek bambaşkadır.
Yazarın Diğer Yazıları
- Duran Kalkan Türk Devletinden Ne İstiyor? Barış, Silahlar ve Siyasallaşma
- Casus Belli (Mi?)
- Türkiye ile Azerbaycan Arasında Neler Yaşanıyor?
- Türkiye’ye Karşı Yıkıcı/Bölücü Talepler, Siyasi Hedefler ve 20. Uluslararası Kürt Konferansı
- Tayyip Bey Cumhurbaşkanı Olsun mu ?
- pkklılar Şehit mi, Devlet Bey?
- Hangi Erdoğan? Cumhurbaşkanı Erdoğan mı, AKP Genel Başkanı Erdoğan mı?
- Türkiye'de Seçimlere Mehmet Uçum mu Karar Veriyor Olacak?
