Köşe Yazısı

En büyük soygunda bilinmeyenler

Ertuğrul Türkoğlu
Ertuğrul Türkoğlu
4 dk Sesli Dinle 1

İstanbul’daki belediyelerde yapılan yolsuzlukların toplam tutarı çok yüksekti. Bu rekorun uzun yıllar kırılamayacağını düşünüyordum ki borsa soygunu patladı. Akıl almayacak bir yolsuzlukla karşı karşıyayız. Sıradan küçük bir lojistik şirketinin değeri suni olarak Koç grubunu geçmiş. Bir bürokrat, sadece Osman Nacar, yurtdışına 400 milyon dolar transfer etmiş.
SPK’yı, Borsa İstanbul’u ve BDDK’yı yönetenler bunda hiçbir gariplik görmemişler. Mehmet Şimşek’in ilgililere bir sene önce gönderdiği uyarı mektuplarının dikkate alınmaması bu soygunun arkasında çok güçlü isimlerin olduğunu gösteriyor.
Değerleri suni olarak yükseltilen şirketlerin sahip ve yöneticileri, bu işlemleri yapan fon şirketlerinin sahip ve yöneticileri, bu işlemlere göz yuman bürokratlar ve siyasetçiler, muhakkak cezalandırılmalı. Bu insanların mal varlıklarına el koyulmalı. Yurtdışına kaçanların ve çaldıkları paraları havale edenlerin peşine düşülmeli. Devletimiz bu konudan her geçen gün yetkinleşiyor. Bu soyguna katılanların yakalanmasına öncelik verilmeli ki ‘’yapanın yanına kar kalıyor’’ algısı oluşmasın.
Fatma Betül Sayan ve eşi alım-satım işlemlerini kendi isimleriyle yapmışlar. Bu istisnadır. İnsanlar şaibeli ve sorunlu işleri kendi adlarıyla yapmazlar. Ya kendileriyle akrabalık ilişkisi olmayan güvendikleri isimlerin üzerinden ya da şirketler üzerinden yaparlar. Bu şirketleri kendi adlarına değil kamuoyunda tanınmayan, bilinmeyen isimlerin üzerlerine kurarlar.
En profesyonel yöntem, yurtdışında ve yurtiçinde birbirlerinin sahibi olan zincir şirketler kurmak ve zincirin son halkasıyla işlem yapmaktır. Böylece iz kaybettirilir. Yani sadece SPK’daki listede yer alan şahısların, şirketlerin ve o şirketlerin sahiplerinin isimleriyle yetinilmemeli.
Takasbank, Merkez Bankası, MASAK, Borsa İstanbul, BDDK ve MKK’nin dahli olmadan bu kadar büyük yolsuzluk yapılamaz. 5-10 bin dolarlık transferler incelemeye alınırken, yurt dışına yapılan yüz milyon dolarlık işlemler görmezden gelinmiş. Çok kapsamlı, derinlere inen ve zincirin ilk halkasına giden inceleme ve araştırma yapılmalı ki yolsuzluklar vitrindeki 5-10 hırsızın üzerine kalmasın.
Ak Parti samimiyet sınavıyla karşı karşıya. Özel CHP’si hırsızları sahiplenmişti. Yalım ve Böcek’i itirafçı oldukları için dışladılar. Önce Manavgat’ta yolsuzluk olmadığını savundular. Görüntüler ortaya çıkınca kabul etmek zorunda kaldılar. İzmit’teki yolsuzluk görüntülerini görmezden geldiler.
Kemal Bey’in CHP’si sözüm ona arınıyor. Yolsuzluklara karşılar. Ama belediye başkanlığı seçimlerinde Yeni Partiyle iş birliği yaparak ‘’hırsız, yolsuz’’ dedikleri insanların seçilmesine destek oluyorlar.
Ak Parti bu yolsuzluğu Fatma Betül Sayan ve üç beş kişiyle kapatırsa büyük puan kaybeder. Sırat Köprüsünü geçemez. ‘’Yolsuzluğu yapanlar Yeni Parti ve CHP’liyse üzerine gidiliyor. Ak Partili olunca görmezden geliniyor’’ imajı güçlenir ki bu imaj aslında doğru değil. Yargı yolsuzluğa ya da suça bulaşan bir sürü Ak Parti mensubunu tutukladı, cezalandırdı ya da yüksek cezalarla yargılıyor. Bu zanlıların çoğunun mallarına el koyuldu. Ama bunlar imajı değiştirmeye yetmedi.
Yargının önü açılmalı ve soyguna katılanların hepsinden hesap sorulmalı. Bu yapılırsa milletin ve devletin zararı azalır. Sadece muhalifler cezalandırılıyor algısı yıkılır. ‘’Ak Parti, yolsuzluk yapan mensubu ve önde gelenlerinden bile olsa kesip atıyor’’ imajı güçlenir. CHP’li belediyelerde yolsuzluk yapıldığına inanmayanların büyük kısmı ikna olur.
Hırsızlık ve yolsuzluk teşebbüsleri azalacağından, uzun vadede Türkiye kar eder. Bütçede kalan paralar millete harcanır. İnsanlarımız yozlaşmazlar. Devletlerine ve beldelerine hizmet ederler. Zengin olmak isteyenler siyasete girmezler. Başkan ve bürokrat olmazlar. Ticarete atılırlar.
Belediyelere ilk operasyon düzenleneli iki yıl oldu. Yolsuzlukların önüne geçmek için bir kanun bile çıkarılmadı. İki yıldır yolsuzluklar devam ediyor. Bir taraftan para çaldırıyoruz, diğer taraftan yolsuzluk yapanları yakalayıp hapse atıyoruz. Menemen Belediye Başkanı, tutuklanmasından önceki hafta tonla rüşvet almış.
Bereket bu sefer yasa teklifi hazırlandı ve Meclise sunuldu. Aynı yaklaşım yerel yönetimlerde de yerel yönetimler gibi yolsuzluk olan alanlarda da gösterilmeli. Mesela birkaç tane vakıf üniversitesi dışındaki vakıf yani özel üniversitelerin tamamı yolsuzluk üzerine kurulmuş durumdalar.
Kanunla kar amaçlı üniversite kurulmasını yasaklamışız. İş adamları vakıf üniversiteleri kuruyorlar, çok büyük karlar elde eden bu kurumların içini taşeron şirketler vasıtasıyla boşaltıyorlar. İş adamları kendi mallarının hırsızları oluyor. Devlet vergi alamıyor. Gereksiz yere kurulan şirketlerde milli servet harcanıyor. Her sene milyar dolarlar buharlaşıyor.
Türkiye’nin büyük devlet olmasının önündeki engel, ekonomik durumumuz. Rekabet avantajlarımızın azalması. Yabancı yatırım alamamamız. Tekstil ve otomotiv gibi sektörlerde kan kaybetmemiz. Turizmde yerinde saymamız. Nüfusuna göre Kuzey Kore’den sonra en çok memuru olan ülke olmamız.
Teknolojideki ilerlemeler sayesinde diğer devletlerde memur sayısı azalırken bizde artıyor. Sosyal adalet giderek bozulduğundan fukaralık yaygınlaşıyor. Savunma sanayinde, dış politikada, enerjide, güvenlikte, ulaştırmada ve tarımda yakaladığımız başarılı çizgiyi ekonomide de yakalamalıyız. Bunu yolsuzlukları yok mesabesine indirmeden başaramayız.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Bir de nüfus azlığından şikayet ediyorlar değil mi ? İşe yaramaz bir nüfus yükten başka bir şey değil. Bizdeki nüfus da aynen budur. Karnını doyuracak kadar bile bir eğitim ve beceriye sahip olmayan yığınları el mahkum memur yapıyorsun, sonra çoğu hırsız oluyor. Yapmasan ne yapacağını bilmiyorsun, özel sektör bunları adam yerine koyup işe almıyor. Memur yapmadıklarının hepsi ticaret yapar. Aracılıktan para kazanır. Aracılık bolluğu yüzünden de piyasada fiyatlar başını alır gider, sonra sorarsın? Tarlada bu kadar ucuzken, niye markette, pazarda bu kadar pahalı diye. Bunların hepsi senin ekonomini batırır. Düzeltemezsin çünkü bu defa işsiz sayısı korkunç düzeye çıkar. Bu da güvenlik sorun yaratır. İki ucu b.....k'lu değnek gibi. Bunu düzeltmenin yolu nüfusu artırmak değil, kaliteli nüfus yetiştirmek ve olabildiğince insansız teknolojilere yatırım yapmak. Ve en başta Suriye'den getirdiklerini geri göndermek. Afganistan'dan 2 milyon kişi geldi. Bunların hepsi çoban mı oldu ? Yalan söyleye söyleye, kendi kendini zora sokan başka bir iktidar var mı? Bütün bunlarla kendi bindikleri dalları kesip, adeta intihar ediyorlar.

Bu Yazıyı Paylaş