Faili meçhuller, derin hesaplar ve Türkiye üzerinde ki oyunlar
Türkiye, bulunduğu coğrafya itibarıyla yalnızca bir ülke değil; küresel güç mücadelesinin merkezidir. Bu topraklarda yaşanan hiçbir siyasi kriz, hiçbir suikast, hiçbir “faili meçhul” olay sadece iç dinamiklerle açıklanamaz. Çünkü Türkiye; enerji yollarının, jeopolitik kırılma hatlarının ve medeniyetler arası hesaplaşmanın tam ortasındadır.
Soğuk Savaş’tan bugüne kadar dünyada yaşanan sayısız örnek gösteriyor ki; büyük istihbarat örgütleri, çıkar gördükleri coğrafyalarda operasyon yapmaktan çekinmez. Latin Amerika’da darbeler, Orta Doğu’da rejim değişiklikleri, Afrika’da iç savaşların kışkırtılması… Bunların birçoğu yıllar sonra açılan arşivlerle doğrulandı.
Bu gerçeklik ortadayken Türkiye’de yaşanan faili meçhul cinayetlerin, karanlık suikastların ve provokasyonların tamamen yerli unsurlarla açıklanabileceğini düşünmek safdillik olur. Türkiye, tarih boyunca dış müdahaleye en açık ama aynı zamanda en dirençli devletlerden biri olmuştur.
Türk devlet aklını zayıflatmak, toplumda güvensizlik üretmek ve milletin birlik duygusunu parçalamak isteyen her güç, önce “kaos” üretir. Faili meçhuller tam da bu noktada devreye girer:
Devlete olan güveni sarsmak,
Toplumu kamplara ayırmak,
Millî refleksi kırmak,
Türkiye’yi iç meselelerle meşgul etmek.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki; Türkiye ne zaman bağımsız bir çizgiye yönelse, ne zaman kendi savunma sanayisini kurmaya kalksa, ne zaman bölgede oyun kurucu olmaya başlasa içeride karanlık olaylar artmıştır. Bu bir tesadüf değildir; jeopolitiğin değişmeyen kuralıdır.
Burada mesele, tek tek “şu yaptı, bu yaptı” demekten çok daha büyüktür. Mesele şudur: Türkiye güçlü olursa, bölgesinde bağımsız hareket ederse, kendi kimliği ve millî şuuru ile ayakta durursa bundan rahatsız olan küresel güç odakları vardır.
Türk milliyetçiliği tam da bu yüzden sadece bir siyasi görüş değil; bir varoluş refleksidir. Çünkü milliyetçilik; bu toprakların sahipsiz olmadığını, Türk devletinin hafızasının silinmeyeceğini ve milletin dış müdahaleler karşısında dağılmayacağını ilan eder.
Faili meçhuller aydınlatılmalıdır. Ama daha önemlisi şudur:
Türkiye bir daha böyle karanlık dönemlere sürüklenmemelidir. Bunun yolu da güçlü devletten, sağlam istihbarattan ve her şeyden önce yüksek bir millî bilinçten geçer.
Unutulmamalıdır ki;
Türk milleti tarih boyunca nice gizli operasyonları, nice emperyal planları boşa çıkarmıştır. Dün olduğu gibi bugün de bu topraklarda son sözü başkaları değil, Türk milleti söyleyecektir.
Yazarın Diğer Yazıları
- TÜRK SİYASETİ NASIL DİZAYN EDİLDİ?
- KÜRT SORUNU MU, YOKSA KÜRTLERİN SORUNU MU?
- ALLAH’IN AFFETME DİĞİNİ SİZ HANGİ HAK VE YETKİYLE AFFEDİYORSUNUZ?
- CUMHURİYET'İN HARCIYLA OYNAMAYIN!
- Dünya Türklüğüne ve Türk Milletine Hayırlı Olsun
- Devletin ölçüsü kamu yararıdır
- Devlet ile iktidar aynı şey değildir
- Bir milletin felaketi savaşta yenilmesi değildir, adını unutmasıdır
