Hukuk devleti mi, siyasi dizayn mı?
Bir ülkede demokrasinin gerçek gücü yalnızca seçim sandığında değil, hukukun tarafsızlığına duyulan güvenle ölçülür. Çünkü vatandaşın devlete olan inancı, mahkemelerin bağımsız karar verdiğine dair kanaatiyle doğrudan ilişkilidir. Eğer toplum, yargının siyasetin gölgesinde karar verdiğini düşünmeye başlarsa; orada yalnızca hukuk değil, demokrasi de yara alır.
Son dönemde CHP hakkında verilen yargı kararları ve yürütülen tartışmalar, Türkiye’de bağımsız yargı meselesini yeniden ülkenin en önemli gündemlerinden biri hâline getirmiştir. Muhalefetin iç işleyişine yönelik hukuki süreçlerin zamanlaması, yöntemi ve siyasal atmosferle olan ilişkisi toplumda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Çünkü demokrasi yalnızca seçim kazanmak değil; rakibinin de hukuk içinde siyaset yapabilmesini güvence altına almaktır.
Bağımsız yargı yalnızca anayasal metinlerde yazan bir kavram değildir; bağımsız yargı, toplumun “mahkeme kararının arkasında siyasal baskı yoktur” diyebilmesidir. Bugün ise geniş toplum kesimleri tam tersini düşünmektedir. Türkiye’de uzun yıllardır adalet sistemi üzerindeki siyasal etkiler tartışılmaktadır. Ancak gelinen noktada sorun artık yalnızca tartışma boyutunu aşmış; doğrudan demokrasi krizine dönüşmüştür.
Zira siyaset tarafından şekillendirildiği düşünülen bir yargının verdiği kararlar hukuki değil, siyasi olarak algılanır. Hukuki meşruiyetini kaybeden kararların ise toplumsal vicdanda hükmü kalmaz. Demokrasi yalnızca sandık değildir. Demokrasi; seçmenin iradesine, siyasi partilerin iç işleyişine ve hukuk güvenliğine saygıdır.
Eğer mahkemeler, siyasal alanı dizayn etmenin aracı hâline getirilirse; yarın hiçbir siyasi yapı kendisini güvende hissedemez. Çünkü hukuk, iktidara göre eğilip bükülen bir sopa hâline geldiğinde, adalet herkese değil yalnızca güçlüye hizmet eder. Bugün yaşanan tam da budur. Türkiye’de artık hukuk konuşulmamakta; hukukun kim adına işletildiği konuşulmaktadır. Bu ise bir hukuk devleti için en ağır çöküştür.
Tarih, siyasi iktidarların gölgesinde verilen kararları çoğu zaman “hukuki metin” olarak değil, “dönemin siyasi belgeleri” olarak hatırlamıştır. CHP hakkında verilen bu karar da büyük ihtimalle ileride hukuk fakültelerinde bağımsız yargının aşınmasına örnek gösterilen tartışmalı dosyalardan biri olacaktır. Çünkü adalet, tarafsızlığını kaybettiği gün yalnızca muhalefeti değil; devletin meşruiyetini de yaralar.
Yazarın Diğer Yazıları
- TÜRK SİYASETİ NASIL DİZAYN EDİLDİ?
- KÜRT SORUNU MU, YOKSA KÜRTLERİN SORUNU MU?
- ALLAH’IN AFFETME DİĞİNİ SİZ HANGİ HAK VE YETKİYLE AFFEDİYORSUNUZ?
- CUMHURİYET'İN HARCIYLA OYNAMAYIN!
- Dünya Türklüğüne ve Türk Milletine Hayırlı Olsun
- Devletin ölçüsü kamu yararıdır
- Devlet ile iktidar aynı şey değildir
- Bir milletin felaketi savaşta yenilmesi değildir, adını unutmasıdır
