Husiler kimdir? Tarihleri, liderleri, askerî güçleri ve siyasi hedefleri
Husiler, Yemen'de ortaya çıkan, Şii İslam'ın Zeydî koluna mensup bir hareket olup günümüzde Yemen'in önemli bir bölümünü kontrol eden silahlı ve siyasi bir örgüttür.
Özellikle İran'la ilişkileri, İsrail'e yönelik saldırıları ve Kızıldeniz'deki deniz ticaretini hedef alan eylemleri nedeniyle uluslararası siyasette önemli bir aktör hâline gelmiştir.
Husileri anlamak için üç konuyu birbirinden ayırmak gerekir: Yemen'deki yerel kökenleri, İran'ın bölgesel politikalarıyla ilişkileri ve kendi siyasi-askerî hedefleri.
Husiler yalnızca İran tarafından kurulmuş bir örgüt değildir; ancak yıllar içinde İran'dan önemli askerî ve teknolojik destek almıştır.
Husilerin adı, hareketin kurucu öncülerinden olan Hüseyin Bedreddin el-Husi'nin soyadından gelir.
Ortaya çıkışı: 1990'lı yıllar.
Doğduğu bölge: Yemen'in kuzeyindeki Saada vilayeti.
İlk amacı:
Zeydî dinî ve kültürel kimliğini korumak, merkezi yönetimin politikalarına karşı çıkmak ve kendi bölgelerindeki siyasi dışlanmaya itiraz etmek.
Örgütsel kimliği: Önceleri dinî ve siyasi bir hareket olan yapı, daha sonra geniş çaplı bir silahlı güce dönüştü.
Diğer adı: Ensarullah (Allah'ın yardımcıları).
Zeydî kimliğini canlandırmak, toplumsal destek kazanmak ve Yemen yönetiminin politikalarına karşı çıkmak.
2004–2014: Silahlı mücadele ve genişleme
Yemen ordusuyla savaşmak, kuzeydeki nüfuzlarını artırmak ve merkezi yönetimin zayıflamasından yararlanmak.
2014'ten günümüze: Yönetim ve bölgesel güç
Başkent Sana'yı ve kuzeybatı Yemen'in büyük bölümünü kontrol etmek, iktidarlarını korumak ve bölgesel siyasette etkili olmak.
Husiler 2014'te Sana'yı ele geçirdi. Bunun ardından 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, uluslararası alanda tanınan Yemen yönetimini desteklemek amacıyla askerî müdahalede bulundu. Bu müdahale ve devam eden iç savaş, İran-Husi ilişkilerinin de daha fazla güçlenmesine yol açtı.
Tahmin edilen toplam insan gücü
200.000–350.000
Füze,
IHA
gemi savarlar
Zırhlı Araçlar
Tank
Tansavar
Ağır ve hafif silah unsurları
Mayınlar
Vb
200 bin ile 350 bin insan gücü sayısı olan Bu aralık, farklı yıllara ait açık kaynak tahminlerinin genel çerçevesidir; aynı tarihte doğrulanmış aktif asker sayısı değildir.
2021'de Avustralya hükûmetinin ülke değerlendirmesinde yaklaşık 200.000 silahlı unsurdan söz edilirken, daha yeni haber ve analizlerde 350.000'e varan tahminler yer almıştır. Bu rakamların kapsamı ve güvenilirliği aynı değildir.
ABD ve çeşitli uluslararası araştırma kuruluşları İran'ın husilere yaptigi bu desteğini belgelemiştir. Husiler ise askerî kabiliyetlerinin kendi imkânlarıyla geliştirildiğini vurgular.
İran, Husileri doğrudan yönetiyor mu?
Bu sorunun cevabı, İran'ın etkisi büyüktür ama Husiler tamamen İran'ın emirleriyle hareket eden bir yapı olarak değerlendirilemez şeklindedir.
İran'ın üç temel çıkarı vardır:
Suudi Arabistan üzerinde baskı kurmak.
ABD ve İsrail'in bölgedeki askerî ve siyasi hareket alanını sınırlamak.
Kızıldeniz ve Babülmendep çevresinde stratejik nüfuz elde etmek.
Husilerin de kendi çıkarları vardır:
Yemen'deki iktidarlarını korumak, rakiplerini zayıflatmak ve uluslararası pazarlıklarda ellerini güçlendirmek.
Bu çıkarlar çoğu zaman İran'ın hedefleriyle örtüşür; ancak her konuda birebir aynı değildir.
Peki, İsrail ve ABD'ye neden saldırıyorlar?
Husilerin açıkladığı gerekçeler arasında Filistinlilere destek vermek, Gazze'deki İsrail operasyonlarına karşı çıkmak ve ABD'nin İsrail'e verdiği desteği cezalandırmak bulunuyor.
Ancak saldırıların stratejik bir boyutu da var: Bu eylemler Husilerin bölgesel görünürlüğünü artırıyor, İran'ın bölgesel baskı kapasitesine katkıda bulunuyor ve Husilere uluslararası pazarlıklarda önemli bir koz sağlıyor.
Öte yandan, bir geminin İsrail'le bağlantılı olduğu iddiası her saldırının haklı veya hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Sivil deniz taşımacılığının hedef alınması ve denizcilerin tehlikeye atılması ciddi uluslararası güvenlik ve hukuk sorunları doğurur.
Husileri yalnızca bir dinî hareket veya yalnızca İran'ın uzantısı olarak değerlendirmek eksik kalır.
Onlar, Yemen'deki iç siyasi çatışmalardan doğmuş, zamanla devlet yönetimi kapasitesi kazanmış ve bölgesel bir askerî güce dönüşmüş bir harekettir.
Güçlerini dört unsurdan alırlar:
Yemen'in kuzeyindeki yerel ve aşiret temelli destek ağları.
Uzun yıllara yayılan savaş tecrübesi.
İran ve bağlantılı aktörlerden alınan askerî-teknik destek.
Kızıldeniz ve Babülmendep gibi stratejik deniz yollarına yakın konumları.
Bununla birlikte ülkedeki yönetimleri uluslararası düzeyde genel kabul görmüş değildir; Yemen'de ciddi siyasi bölünmeler sürmektedir. Askerî başarıları, Yemen'in tamamında tartışmasız bir meşruiyete sahip oldukları anlamına gelmez.
Sonuç olarak: Husiler, yerel bir Yemen hareketinden bölgesel etkisi olan silahlı bir güce dönüşmüştür.
İran ve Hizbullah'la yakın ilişkileri vardır; ABD ve İsrail'le ise çatışma içindedirler. Türkiye'ye karşı tutumları konusunda, Türkiye'yi başlıca düşmanları olarak tanımlamak için yeterli kanıt bulunmamaktadır.
Yemen'in toprak bütünlüğü ve istikrarı:
Türkiye, Yemen'deki siyasi çözümün ve insani yardımın önemini vurgulayan bir ülkedir.
Kızıldeniz'de deniz güvenliği:
Ticaret yollarının güvenliği Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarları açısından önemlidir.
Filistin meselesi:
Türkiye'nin İsrail politikasıyla Husilerin İsrail karşıtı söylemi arasında bazı ortak noktalar bulunabilir; ancak bu, iki taraf arasında askerî veya siyasi ittifak olduğu anlamına gelmez.
Bölgesel ilişkiler:
Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ilişkileri ve İran'la hem iş birliği hem rekabet içeren politikası, Husilerin bölgeye bakışından farklıdır.
Husilerin Türkiye'ye yönelik tutumu konusunda kesin bir sonuç:
Türkiye'yi doğrudan ve sürekli baş düşmanları olarak gördüklerini söylemek için yeterli dayanak yoktur. Bununla birlikte Türkiye'nin belirli bölgesel politikalarını eleştirmeleri mümkündür. Bu konuda güncel ve açık bir resmî açıklama olmadan tüm hareket adına kesin bir tutum atfetmek doğru olmaz.
Genel olarak şunu söylemek yanlış olmaz. Husilerde aynı Hizbullah gibi İran için bir vekil güçtür. Iranin Şia yayilmaciligina hizmet ederler.
Husiler, Yemen halkının yasadigi trajedinin vebinanilmaz fakirliğin sebeplerinden de başlıca sorumluluğa sahiptir.
Husiler görünüşte ne kadar İsrail ve Amerikanın askeri unsurlarına saldırsa bile ciddi bir zayiat verememektedir. Bu saldirilar Sonuçta bölgede ki Amerikan askeri ve siyasi varlığının koklesmesine ve devamlılığına israilin ise Filistinlilere daha çok saldırmasını ve iranin mollalar rejiminin devamına katkı vermektedir.
Ortadoguda ki hiç bir savaş ve mücadele kesinlikle İslam adına değildir. Kimi beyliğini, kimii krallığını, kimi molla rejimini. Kimi zenginliği, Kimi hakimiyeti ve çıkarlarını korumak için gerektiğinde oluk oluk Müslüman kanı dökerek mücadele etmektedir. Tüm bunlar ise İsrail, Amerika, İngiltere Fransa, Rusya, Çin, Almanya gibi emperyalist ülkelere ve küresel sermayeye yaramaktadır. Ortadoguda ki ve dunyanin pek çok Müslüman ülkesinde ki yöneticiler ne yazıktır bu ülkelerin hizmetkaridir.
Türkiye bu emperyalist düzende ki gerçek bir adaletli devlettir. Mazlumların ağlayanların sahibidir. Çocukların koruyucusu, Müslümanların ise hakiki temsilcisidir.
Bunun artarak devamı Turan ülküsünün 12 devlet 9 özerk cumhuriyetli Türk birliğinin kurulması ile sağlanacaktır. Türkün 20 bin yıllık millet olarak varlığı, tarihi , tecrübesi, arşivi, misyonu bunun güvencesidir.
Turk milletinin kuracağı medeniyetin temeli Adalet gövdesi merhamet tepesi paylaşmak ve sevgi olacaktır. Türkün medeniyeti islamın yeniden yükselişi, insanlığın mutluluğu ve her türlü zulmün ve zorbalığı bitişi demektir. Tarihte Türk buydu. Yine budur
Adnan Hazır
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Gazi üniversitesi öğrencisi
Türkiye Azerbaycan KKTC Kırgızistan Özbekistan Kazakistan Türkmenistan Macaristan Bulgaristan Finlandiya Güney Azerbaycan Tataristan turani ırk ve devletleridir. Baskurdistan çavuşistan Nahçıvan tuva Doğu Türkistan yakutistan irili ufakli Rusya'da ki özerk Türk cumhuriyetleri, Musul Kerkük ve Suriye'de ki Türkmenler. Bunlar tamamı turan içine girer. Turan kurulur sonra diğer hedeflere kızılelmalara en sonunda ise nihai hedefe yürünür. Başbuğ bu süreçleri bizzat anlatmıştır. Yazarın yazısında yanlış bir şey bulamadım. Türk milliyetciligi ve ülkücü hareketi İslam'dan ayırmak neden.islam kuranı kerim iman peygamberimiz yoksa bunun adı hikaye olur roman olur ama ülkücülük aşka olmaz. Yazarın husileri anlatımı aydınlatıcı sonuç bölümü vizyonu ise ülkücülügun hedefiydi. Kendine teşekkür ederim. Türk milliyetciligi antroplojik ve irkcilik değildir. Ulkucude şamanist degikdir
- Alp Demir
Turan içinde sadece Türk Devletleri olabilir. Diğeri Turan değil Ümmet olur. Ümmet ile Turan birbirinden farklıdır. Bu ikisini bir araya getiremezsiniz, bir tercih yapacaksınız. Orta Doğu'da sözü geçen güçlü bir devlet olmak başka, Ümmet birliği gibi bir siyasal yapı istemek başkadır. Bu hilafeti hortlatmak anlamına gelir ki bunu kabul edecek tek bir ülke bile bulamazsınız. Enerjimizi bu boş hayale harcamak yerine, tüm enerjimiz ile Türk Birliğine destek vermemiz gerekiyor.
