Köşe Yazısı

İyi ki de AKP Var

7 dk Sesli Dinle 1

Yazımızda yer alan olayların, iddiaların ve tarihsel süreçlerin tamamı açık kaynak erişimlerinde ve basın arşivlerinde yer alan, herhangi bir hakaret veya iftira unsuru barındırmayan yaşanmış olaylardan ibarettir.

Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde yeni bir sayfa açan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatılma süreçlerinin ardından "Yenilikçiler" diye adlandırılan parti içi grup tarafından, ulusal ve küresel ölçekte önemli görüşmeler ve temaslar gerçekleştirilerek 14 Ağustos 2001 tarihinde kurulmuştur.

Bu süreçte kamuoyu araştırmaları, yoğun toplantılar, büyük sermaye çevreleriyle yapılan yemekler, ABD ziyareti ve dönemin George W. Bush yönetimindeki Savunma Politikaları Kurulu Başkanı Richard Perle ile saatler süren stratejik görüşmeler yürütülmüştür.

Sermayenin ve emperyalizmin başat aktörlerinin desteğini arkasına alan, "Milli Görüş gömleğini çıkardığını" ilan eden ve "Avrupa Birliği'ne uyum", "Demokrasi" ve "Hukukun üstünlüğü" söylemleriyle sistemle uyumlu bir siyasi çizgi benimseyen AKP, miting meydanlarında “3 Y’yi bitireceğiz” yani yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edeceğini vadederek iktidara gelmiştir.

İktisadi alanda yolsuzlukları önlemek amacıyla Temmuz 2000 yılında çıkarılan Organize Suçlarla Mücadele Kanunu'nun ardından, dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'ın öncülüğünde Örümcek Ağı, Paraşüt, Balina, Hayal, Kartal, Kasırga gibi adlarla onlarca operasyon yapılmış, milyarlarca liralık yolsuzluk ortaya çıkarılmış ve suçlular yargılanmıştı.

Ancak kamunun "Nereden Buldun?" diye sorgu sual eylemesi, gariptir ki AKP iktidarının ilk icraatlarından biri olarak yasal düzenlemeyle ortadan kaldırılmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu'nun 82/2'nci maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 30/7'nci maddelerine göre, kişiler belli harcamalarının veya sahip oldukları varlık ve birikimlerin kaynağını belgelemek zorundaydı; bunu kanıtlayamayanların varlıkları vergisi ödenmemiş kazanç kabul edilerek vergilendiriliyordu.

Bu yasa, AKP iktidarı döneminde TBMM'de değiştirilerek 9 Ocak 2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 4783 Sayılı Kanun'un 9'uncu maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Çağdaş normlarla yönetilen ülkelerde devletlerin vatandaşlarına "Nereden Buldun?" diye sorma hakkı bulunurken, bu uygulama AKP iktidarları döneminde hiç hayata geçirilmemiştir.

Yine AKP'nin iktidara gelmesinin hemen ardından, 2003 yılında Süleymaniye'de Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayı yaşanmış ve bu menfur olay hafızalara kazınmıştır.

Aynı dönemde dış güçler, FETÖ ve merdiven altı yapıların da desteği ile Türkiye'yi darbe anayasalarıyla ve askerî vesayetle yönetmek isteyenlere karşı olduğu iddia edilen, ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tasfiye edilmesine yol açan Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları gerçekleştirilmiş, bu süreçte TSK'nın yapısı derinden sarsılmıştır.

Türkiye içindeki bu gelişmeler yaşanırken, iktidar dönemindeki en büyük yolsuzluk olaylarından biri ilk kez başka bir ülkede, Almanya'da gün yüzüne çıkmıştır. Almanya'da faaliyet gösteren "Deniz Feneri e.V" derneğinin topladığı 41 milyon Avroluk bağış parasının bir kısmının amaç dışı kullanılmasıyla ilgili Almanya'nın Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde dava açılmış; 17 Eylül 2008 tarihinde Hâkim Johann Müller'in verdiği kararla tutuklu yargılanan dernek yöneticileri hapis cezasına çarptırılmış, derneğin mal varlığı ise kamuya devredilmiştir.

17 Aralık 2013 günü İstanbul'da, Türkiye Cumhuriyeti ve dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş boyutta iddialarla devasa bir operasyon başlatılmıştır. Sabah saatlerinde İçişleri Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Ekonomi Bakanı'nın oğlu, ünlü bir emlakçı iş insanı, iktidar partisinden Fatih Belediye Başkanı, yabancı uyruklu bir iş insanı ve Halkbank Genel Müdürü gibi kritik isimler, çıkar amaçlı suç örgütü kapsamında ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet, nüfus ticareti, sahtecilik, tehdit ve 2863 sayılı yasaya muhalefet suçlarıyla polisçe gözaltına alınmış; iki bakanın oğlu dahil pek çok zanlı mahkemece tutuklanmıştır.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Konya'da yaptığı açıklamada, kendisine bir operasyon yapıldığını savunarak, polis ve savcıları suçlamış "...Kimse operasyona kalkışmasın. Operasyona kalkışanlar bizi karşısında bulur." diyerek soruşturmaya karşı çok sert bir tutum sergilemiştir. Bu süreç, iktidar ile o dönem ortak hareket eden Gülen Cemaati arasındaki ittifakın tamamen kopmasına yol açmış, dört bakan istifa etmek zorunda kalmış ancak dosyalar daha sonra kapatılmıştır.

17-25 Aralık sürecinin en önemli figürlerinden biri olan iş insanı Reza Zarrab, 2017 yılında ABD'de itirafçı olarak Türkiye'ye yönelik rüşvet çarkını ve ilişkilerini detaylıca anlatmış; Halkbank yöneticisi Hakan Atilla ise 2018 yılında New York'ta mahkûm edilmiştir.

Ülke, 15 Temmuz 2016 tarihinde ise yıllarca iş birliği yaptıkları, ne istedilerse verdikleri, devletin tüm kılcal damarlarını teslim ettikleri FETÖ/PDY terör örgütü tarafından gerçekleştirilen kanlı darbe girişimine maruz bırakılmıştır.

Süreç içerisinde, Trump'ın bir talimatı ile Rahip Brunson'ın serbest bırakılması da AKP'nin ilginç hukuk zaferlerindendir.

AKP döneminde lise, üniversite ve kamu personeli sınavlarında pek çok skandal yaşandı. Bu süreçlerin arka planında; 2007 yılında Adana'daki polis sınavında soruların satılmasıyla başlayan ve sorumluların hapis cezası almasına rağmen soruların kaynağının aydınlatılamadığı olaylar yer aldı.

2009'da polislik sınavı sorularının FETÖ dershanelerinde deneme adı altında verildiği ortaya çıkıp ÖSYM deneme sınavı ile PMYO soruları arasındaki büyük benzerlik nedeniyle sınav iptal edilirken, 2010 KPSS'de Eğitim Bilimleri oturumunda 350 kişinin 120 sorudan 110'unu doğru yapması ve bazılarının yakın ilişkileri üzerine sınav iptal edilip süreç yıllara yayıldı. 2011'de YGS'deki şifre iddiaları savcılık takipsizliğiyle kapanırken, aynı yıl denklik sınavındaki soru benzerlikleri ve TSK bünyesindeki askeri okullara (Deniz Harp Okulu ve Deniz Astsubay MYO) FETÖ'cü öğrencilerin T.C. kimlik numaraları üzerinden kodlanarak sızdırıldığı tespit edildi. 2012'de soru sızdırma ve avukatlık hâkimlik sınavındaki usulsüzlük iddiaları takipsizlikle sonuçlanırken, Polis Akademisi sınavında da soruların sızdırıldığı belirlendi. 2014'te KPSS sorularının hazırlık kitaplarından çıktığı iddiaları siyaset gündemine taşındı. 2022'de Yediiklim yayınevi skandalı sonrasında KPSS iptal edilip yenilenirken ÖSYM başkanı görevden alındı. 2025'te ise lise ortak sınav sorularının sosyal medyada paylaşılması nedeniyle İstanbul'daki 6 okulda sınavlar tekrarlandı. Tüm bu süreçler kamu vicdanında derin soru işaretleri bıraktı.

2011 yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YGS'deki şifreli cevap iddiaları ile ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gazetecilerin "ÖSYM Başkanı Ali Demir'in açıklamalarından tatmin oldunuz mu?" sorusuna Gül, "Başkan'dan aldığım bilgiler beni tatmin etti" yanıtını verdi.

Yıl 2003... Dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın hiç çalışmadan, yorulmadan, oturduğu yerden bir kalemde tam 366 milyar lira kazandığı o günler, hafızalardan silinmeyen büyük bir skandal olarak tarihe geçti. Her şey, 17 Nisan 2003 tarihinde mısır ithalatındaki gümrük vergisinin aniden yüzde 20’ye düşürülmesiyle başladı. Ağustos 2003'e gelindiğinde, bakanın oğlu tam 4.000 ton mısır ithal etti. Ancak ne hikmetse, bu ithalat işlemi biter bitmez, 8 Ağustos 2003 tarihinde gümrük vergisi derhal yeniden yüzde 45’e çıkarıldı. Bir avuç imtiyazlının servetine servet kattığı bu operasyonda hakkı yenen ise yine bu ülkenin, bu halkın ta kendisi oldu.

Yolsuzluk ve menfaat iddiaları bunlarla sınırlı kalmamış; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın eşi Hasan Pekcan ile birlikte ortak olduğu şirketin, 2020 yılında Ticaret Bakanlığı'na piyasa fiyatının çok üzerinde dezenfektan sattığı 2021 yılında ortaya çıkmış ve bunun üzerine Ruhsar Pekcan görevden alınmıştır.

Öte yandan, 20 Şubat 1994 tarihli SABAH Gazetesi'nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olduğu gün açıkladığı mütevazı serveti-Kasımpaşa'da bir daire, Maltepe'de bir kooperatif hissesi, Gaziosmanpaşa Bolluca'da 346 metrekare arsa ve Burak Gıda Ticaret Limited Şirketi'nde yüzde 10 hisse-olan Recep Tayyip Erdoğan'ın, yıllar sonra ayda 9 milyar lira maaşla geçinemediğini belirterek ticaret yapmasa geçim sağlayamayacağını söylemesi dikkat çekmiştir. 1994'teki bu mütevazı tablodan yıllar içerisinde dolar milyarderi konuma geldiği iddia edilen Erdoğan'ın çocuklarının gemi, daire ve milyonluk villa sahibi olması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, asgari ücretle yaşam mücadelesi veren halkın geçim sıkıntısı ironik bir tezat oluşturmaktadır.

Tüm bu vahim tablolara rağmen, AKP döneminde meydana gelen Pamukova, Çorlu ve Ankara tren kazaları, Soma ve Ermenek maden faciaları, Kartalkaya’daki yangın, Amasra maden patlaması ve Kahramanmaraş merkezli asrın depremleri gibi olaylar "doğal" veya "teknik" şeklinde nitelendirilmiş; insan eliyle yaratılan bu felaketler karşısında "fıtrat" veya "kader planı" söylemleri eleştirilere karşı kalkan olarak kullanılmıştır.

23 yıllık AKP iktidarı boyunca yargılanan hemen hemen hic bir AKP'li yetkilinin dahi olmaması hayatın olağan akışına aykırı bulunarak eleştirilmiştir.

2002 seçimleri öncesinde, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Uğur Dündar'ın sunduğu "Seçim Arenası" programında dokunulmazlıkları kaldıracaklarına dair halka açıkça söz vermişlerdi. Recep Tayyip Erdoğan, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda daha da ileriye giderek "Neden kürsüdeki konuşmaya dokunulmazlık olsun? Gönül ister ki, o da kalksın. El ele verip onu da kaldıralım," demişti; ancak aradan geçen  yıllara rağmen milletvekili dokunulmazlığı bir türlü kaldırılmamıştı.

Siyasi Etik Yasası çıkacağı zaman ne demişti Erdoğan "İl ilçe başkanı bulamazsınız" Ve yasa çıkartılmadı. Erdoğan parti YK üyelerini topladı ve yasayı engelledi. Zaten Davutoğlu'nun sonunu da o yasa başlattı: "Sen nasıl yolsuzlukla mücadele edersin"

Bütün bu yaşananlara ve iddialara rağmen, ülkenin kalkınmasını hedef alan odaklara karşı durmak adına yüksek bir sesle ifade edilmektedir: İyi ki de AKP var, kahrolsun bu ülkenin kalkınmasını çekemeyen hırsız ve vesayetçi muhalefet zihniyeti!

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Sn. Yazar sizin isyanınız hepimizin isyanıdır. Siyasi Etik Yasası çıkacağı zaman ne demişti Erdoğan "İl ilçe başkanı bulamazsınız" demişti diye hatırlatıyorsunuz. Peki bu yalan mıydı ? Asıl bu soruyu sormamız gerekmiyor mu? Şimdi bütün samimiyetimizle itiraf etmeliyiz ki yalan değildi. Peki muhalefet için yalan mıydı. ? Ne yazık ve acı ki o da yalan değil. Siyaset kurumu iktidarı ve muhalefeti ile birlikte çürük.

Bu Yazıyı Paylaş