Köşe Yazısı

İYİ Parti’nin Önündeki Büyük Fırsat: Yüzde 20 Neden Ulaşılmaz Değil?

İsmail Türk
İsmail Türk
4 dk Sesli Dinle 0

Siyasette bazen eksikleri konuşmanın değil, eksikleri kapatmanın zamanı gelir. Bana göre İYİ Parti bugün tam olarak böyle bir dönemin eşiğindedir.

Geçmişte neyin yanlış yapıldığı, kimin neden ayrıldığı elbette tartışılabilir. Fakat Türkiye’nin bugünkü şartlarında asıl mesele geçmişin muhasebesini yapmak değil, önümüzde açılan siyasi alanı doğru okuyabilmektir.

Benim tezim açık:

İYİ Parti başka partilerle seçim ittifakı yapmadan da doğru siyasi dil, güçlü teşkilat ve toplumun gerçek meselelerine dokunan projelerle yüzde 20 bandını hedefleyebilecek bir seçmen havuzuna ulaşabilir.

Burada mesele partileri değil, seçmeni buluşturmaktır.

Türkiye’de milliyetçi, muhafazakâr, Atatürkçü, Cumhuriyetçi; devletin üniter yapısı konusunda hassas, aynı zamanda hukuk, adalet, liyakat ve ekonomik refah isteyen geniş bir kitle farklı partilere dağılmış durumda.

İYİ Parti’nin önündeki asıl alan burasıdır.

Zafer Partisi seçmeninin göç ve milli güvenlik konusundaki hassasiyetlerine, Anahtar Parti’ye yönelen merkez sağ ve muhafazakâr seçmenin beklentilerine, MHP seçmeninin milliyetçi kaygılarına, AK Parti’den uzaklaşabilecek seçmenin ekonomi ve adalet arayışına, CHP içerisindeki milliyetçi ve Cumhuriyetçi kitlenin hassasiyetlerine aynı siyasi merkezden cevap verebilmek mümkündür.

Bunun adı partiler ittifakı değil, milletle ittifaktır.

“Bayrak Açıyorum” doğru bir başlangıç

Müsavat Dervişoğlu’nun “Bayrak Açıyorum” mitinglerini bu açıdan önemli buluyorum.

Çünkü bayrak yalnızca bir sembol değildir. Milletin ortak değeridir. Milliyetçi-muhafazakâr seçmenin vatan, millet, devlet ve Cumhuriyet konusundaki hassasiyetlerini ortak bir zeminde buluşturabilecek güçlü bir siyasi dildir.

Fakat bayrağın yanına vatandaşın sofrasını da koymak gerekiyor.

Türkiye son günlerde kamuoyunda büyük tartışma yaratan fon soruşturmalarını ve olağanüstü büyüklükte mali iddiaları konuşuyor. Yargı süreci tamamlanmadan kimseyi suçlu ilan etmek doğru değildir. Ancak geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşın milyarlarca liralık iddialar karşısında ne düşündüğü de siyasetin görmezden gelebileceği bir mesele değildir.

Emekli ay sonunu getiremiyor, genç ev kuramıyor, esnaf borçla dönüyor, çiftçi üretmekte zorlanıyorsa vatandaş yalnız ekonomiyi değil, adaleti de sorgulamaya başlar.

Ben burada AK Parti’den 3–5 puanlık bir seçmen hareketi doğurabilecek sosyolojik bir alan bulunduğunu düşünüyorum. Bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sandık ve seçmenin tercihi gösterecektir. İYİ Parti açısından mesele, böyle bir hareketlilik oluştuğunda o seçmenin güvenebileceği adreslerden biri olabilmektir.

Çünkü iktidardan uzaklaşan seçmen kendiliğinden size gelmez. Onu ikna etmek gerekir.

İYİ Parti’nin AK Parti seçmenine “Yıllarca neden oraya oy verdin?” diye hesap sorması değil, “Türkiye’nin bundan sonrasını birlikte nasıl düzeltebiliriz?” diye seslenmesi gerekir.

Benim “vatansever merkez sağ” dediğim alan tam olarak budur.

Müsavat Dervişoğlu’nun önündeki fırsat

Müsavat Dervişoğlu yalnızca mevcut İYİ Parti seçmenine konuşursa doğal olarak belli bir sınırın içerisinde kalır. Fakat farklı partilere dağılmış milyonların ortak kaygılarına hitap edebilirse denklem değişir.

Bunun için milli meselelerde gösterilen kararlılığın ekonomiyle tamamlanması gerekiyor.

Emekliye, çiftçiye, esnafa, sanayiciye, işsize ve geleceğini yurt dışında arayan Türk gencine ne söylendiği açık olmalıdır.

İnsanlar yalnız “Neye karşısınız?” sorusunun değil, “Nasıl bir Türkiye kuracaksınız?” sorusunun da cevabını duymalıdır.

Ve bu cevap yalnızca genel başkanın kürsüsünde kalmamalıdır. İlden ilçeye, mahalleden köy kahvehanesine kadar bütün teşkilatın ortak siyasi dili haline gelmelidir.

Eksik arama değil, eksik kapatma zamanı

İYİ Parti’nin geçmişinde hatalar yapılmış olabilir. İnsanlar ayrılmış, parti oy kaybetmiş olabilir. Bunların hepsi siyasetin içerisinde vardır.

Fakat sürekli geçmişi tartışarak gelecek kurulmaz.

Bugün eksik arama değil, eksik kapatma zamanıdır.

Teşkilatta eksik varsa tamamlanır. Ekonomik söylem güçlendirilir. Gençlere ulaşılır. Esnafın, çiftçinin, emeklinin kapısı çalınır.

MHP’den, AK Parti’den, Zafer Partisi’nden, Anahtar Parti’den veya CHP’den gelmesine bakılmadan Türkiye için yeni bir siyasi adres arayan herkesle konuşulur.

İşte yüzde 20 meselesine de böyle bakıyorum.

Bu bir kehanet değildir; siyasi ve sosyolojik bir imkân tartışmasıdır.

İYİ Parti’nin büyüme alanı yalnızca bugünkü seçmeni değildir. Farklı siyasi partilere dağılmış fakat bayrak, Cumhuriyet, Atatürk, hukuk, adalet, liyakat, üretim ve refah ortak paydasında buluşabilecek çok daha geniş bir Türkiye vardır.

İYİ Parti bu alanı doldurabilirse yüzde 20 artık hayal olarak görülmeyebilir.

Bunun için başka partilerin tabelalarını yan yana getirmeye gerek yoktur.

İttifakı genel merkezlerde değil, milletin içinde kurmak gerekir.

Bayrak açılmıştır.

Şimdi o bayrağın altında adalet isteyen, refah isteyen, güven isteyen ve Türkiye’nin geleceğinden endişe eden insanlarla buluşma zamanıdır.

Eksikleri saymanın zamanı geçti. Şimdi eksikleri kapatmanın ve büyümenin zamanıdır.

Bu Yazıyı Paylaş