Köşe Yazısı

Sayın Cumhurbaşkanım...

Muharrem Kızılkaya
Muharrem Kızılkaya
3 dk Sesli Dinle 0

Sayın Cumhurbaşkanım,

Size ne kadar teşekkür etsek azdır.

Siz başımıza geldikten sonra bu milletin artık psikoloğa, sosyoloğa, aile danışmanına ihtiyacı kalmadı.

Çünkü neye sevineceğimizi, neye üzüleceğimizi, hangi diziyi izleyeceğimizi, kaç çocuk yapacağımızı, nasıl yaşayacağımızı zaten sizlerden öğreniyoruz.

Eskiden insanlar kendi hayatını kendi aklıyla yönetmeye çalışırdı.
Şimdi televizyonu açıyoruz; devlet bizim yerimize düşünüyor.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Aile hayatımızdan futbola kadar her konuda milletin yanında oldunuz.

Geçen yıl bizim takım şampiyon olamadı.
Mahallede herkes üzgündü.

Derken biri dedi ki:

“Soyunma odasından bir telefon gitmiş.”

Bir anda umutlandık.

Demek ki bu memlekette hâlâ görünmeyen bir adalet mekanizması vardı.

Artık biz mücadeleye değil, himmete inanıyoruz.

Kupayı da, kaderi de, nasibi de yukarıdan bekliyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Sanata bakışınızı da takdir ediyoruz.

Eskiden sanatçılar eser yapar, millet anlamaya çalışırdı.

Şimdi çok şükür buna da gerek kalmadı.

Bir eserin güzel olup olmadığına halk değil, iktidar karar veriyor.

Bir sabah “ucube” deniyor, ertesi gün vinç geliyor.

Böylece memleketimizde sanat bile devlet terbiyesinden geçmiş oluyor.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Televizyonlar sayesinde aile içindeki huzurumuz da değişti.

Eskiden insanlar aynı sofrada oturup konuşurdu.

Şimdi herkes kendi kanalına bakıyor.

Bir odada üç kişi oturuyor ama üç ayrı ülke seyrediyor.

Bir kanal memleket batıyor diyor, diğeri şahlanıyoruz diyor.

Vatandaş ise markette fiyat etiketi değişirken sessizce cebini kontrol ediyor.

Ama ekranlarda her akşam büyük zaferler var.

Fakirleşiyoruz ama büyüyoruz.
Yoruluyoruz ama güçleniyoruz.
Susuyoruz ama özgürüz.

Ne güzel memleket…

Sayın Cumhurbaşkanım,

Biz eskiden gazeteleri haber almak için okurduk.

Şimdi hangi gazetenin makbul, hangisinin sakıncalı olduğunu öğreniyoruz.

Bir manşetin doğru olup olmadığına değil, kimin attığına bakılıyor.

Zaten bu ülkede uzun zamandır fikirler değil, taraflar yarışıyor.

Bir cümleye “doğru mu yanlış mı?” diye bakılmıyor artık.

Önce şu soruluyor:

“Bizden mi, değil mi?”

Sayın Cumhurbaşkanım,

Galiba bu memlekette en büyük değişim burada oldu.

Vatandaş yavaş yavaş taraftara dönüştü.

İnsanlar düşüncelerini değil, aidiyetlerini savunmaya başladı.

Vicdan bile parti rozeti taşır hale geldi.

Mahalle kahvesinde biri soru sorsa herkes önce etrafına bakıyor.

Çünkü bu ülkede insanlar artık düşüncesini değil, korkusunu saklıyor.

Ve korku yayıldıkça sessizlik büyüyor.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Belki mesele siyaset değildir.

Belki mesele; uzun süre konuşan bir iktidarın karşısında toplumun yavaş yavaş susmaya alışmasıdır.

Çünkü özgür insan soru sorar.

Soru soran insan rahatsız eder.

Rahatsız eden insan ise makbul vatandaş sayılmaz.

Bu yüzden galiba artık herkes aynı şeyi istiyor:

Düşünmek değil…
Kendisi adına düşünecek güçlü bir ses bulmak.

Ve bir toplum buna alıştığında, vatandaşlık zayıflıyor.

Yerine başka bir şey geliyor:

Biat.

Çünkü vatandaş zor yönetilir…

Ama KULLUK kolaydır.

Kalın sağlıcakla 

Muğla 
16 Mayıs 2026

Bu Yazıyı Paylaş