Köşe Yazısı

Sigung Salih Avcı'yı Ziyaret Ettim: Dünyanın Özel Birimlerini Eğiten Türk Usta

Levent Taşkıran
Levent Taşkıran
3 dk Sesli Dinle 0




Bu hafta kendi sistemini kuran, Wing Tsun ve Escrima'yı gerçekçi ve verimli bir seviyeye taşıyan, Almanya'dan çıkan en başarılı Türk ustalarından Sigung Salih Avcı hocamızı ziyaret ettim. Kapıdan içeri girdiğimde karşıma çıkan o sade, samimi duruş ve güler yüz, yıllardır duyduğum "dünyanın özel birimlerini eğiten usta" imajının ötesinde, önce bir insanı hatırlattı. Sohbet uzadıkça hem teknik derinliği hem de karakterinin sıcaklığı daha net ortaya çıktı.



Karadeniz'in Karasu'sundan, 6 Mayıs 1962 doğumlu bir işçi çocuğu. Babası 1964'te Almanya'ya göç etmiş, aile 1970'lerin başında onu takip etmiş. Elektro-makine eğitimi alırken, 1980'de kendini korumak ve motivasyonunu güçlendirmek için Çin kökenli Wing Tsun'a, 1982'de de Filipin silahlı dövüş sanatı Escrima'ya başlamış. 1984'te Aachen'da ilk okulunu açmış, 1989'da Sifu, 1994'te Meister unvanını almış, 1993'te Köln'de Avrupa'nın ilk Wing Tsun akademisini kurmuş. 1997'de kendi organizasyonu WTEO'yu kurmuş ve bugün Avrupa'dan Orta Doğu'ya kadar onlarca ülkede, yaklaşık yüz okuluyla binlerce öğrencisi bulunan bir yapının başında.



Asıl kırılma noktası ise 1992. Almanya'nın en büyük eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya'nın özel polis birimi SEK'i eğitmeye başlamış. Zamanla MEK, ZUZ, GSG 9 ve BKA'nın da şef eğitmeni konumuna gelmiş. 18 Mart 2006 tarihli Alman gazetesi onu "Der Polizei-Trainer: schnell, effizient, erfolgreich" (Polis Eğitmeni: hızlı, verimli, başarılı) başlığıyla tanıtmıştı. Makalede, Eschweiler'de yaşayan Avcı'nın SEK'in baş eğitmeni olarak Dünya Kupası öncesinde en çok aranan uzmanlardan biri olduğu, 2002'de NRW polisinin yaklaşık 35 bin görevlisinin eğitiminde tekniklerinin resmi olarak uygulamaya alındığı, aynı zamanda cezaevi personelini de eğittiği yazılıyordu. Gazete, onun yöntemlerinin "daha az gereksiz güç kullanımı, daha yüksek öz koruma" sağladığını ve hizmet kazalarını azalttığını vurguluyordu.



Özellikle 2005'teki Köln Dünya Gençlik Günü ve Papa Benedikt XVI'nin ziyareti sırasında SEK özel birimlerinin güvenliğini sağladığı, Papa'nın koruma personelinin eğitiminde doğrudan yer aldığı ve Köln emniyetinin bu süreci Vatikan'la koordineli yürüttüğü de o dönemki haberde yer alıyordu. Avcı'nın ailesiyle üç kuşaklık bir evde yaşadığı, eşinin ve çocuklarının desteğinin onun yoğun temposuna enerji verdiği, "Ailem işime gerekli enerjiyi veriyor" sözleriyle ifade edilmişti. Dünya Kupası hazırlıklarında SEK ekipleriyle Ren Nehri üzerinde tekne eğitimleri yaptıkları, yeni tonfa temelli müdahale araçları ve Escrima'dan uyarlanan silahlı kontrol teknikleri geliştirdikleri de aynı yazıda detaylandırılıyordu.

Bu sınırlar içinde kalmamış. ABD'de FBI ve diğer özel birimler, Çin'de özel polis timleri, Türkiye'de Jandarma Özel Harekat, Polis Özel Harekat ve Başbakanlık koruma birimleri, ayrıca İspanya, Hollanda, Avusturya, Fransa, Ürdün ve daha birçok ülkede seminerler vermiş. Kendi geliştirdiği Avcı Sistem, Almanya'da resmi uygulama alanına girmiş; uluslararası delegasyonlara eğitim veren, binlerce görevlinin eğitiminde imzası bulunan bir usta haline gelmiş. 1991'de Göppingen'deki uluslararası polis seminerinde Avrupa'dan gelen sekiz usta arasından birinci seçilmesi, o günden bugüne süren güvenin temelini oluşturmuş.



Onu tanıyanlar için en çarpıcı tarafı ise sadece teknik değil, karakteri. Çok samimi, candan, kapısını açık tutan bir insan. Türkiye-Almanya arasındaki entegrasyonun en güçlü örneklerinden biri. Alman siyasetçiler, emniyet bürokratları ve üst düzey yetkililerle iş ilişkisi kurmuş; bir Türk olarak bu kadar kritik eğitim görevlerini üstlenmesi, hem kendisi hem de gurbetçi topluluk için sessiz bir gurur kaynağı. Etkinliklerimize her zaman destek vermiş, yol göstermiş bir hocamız. Ziyaret sırasında anlattıkları, yıllar boyunca özel birimlerle çalışırken edindiği tecrübelerin nasıl bir "Avcı Sistemi"ne dönüştüğünü, formlardan ziyade gerçekçi müdahaleye odaklandığını net biçimde ortaya koyuyordu.

Faaliyetlerimizde her zaman yanımızda olan, destek veren ve yol gösteren hocamıza, bu ziyaret sırasındaki misafirperverliği ve değerli sohbeti için yürekten teşekkür ediyorum. Gurur duyduğumuz, hem teknik hem karakter olarak örnek aldığımız bir değerimiz... Onun hikâyesi, sadece dövüş sanatlarının sınırlarını değil, bir Türk'ün Almanya'da nasıl kalıcı bir iz bırakabileceğini de gösteriyor.

Saygı ve minnetle.



Resimler: Levent Taşkıran 

Bu Yazıyı Paylaş