Türk demokrasinin önündeki en büyük engel… Siyasi partiler
Türkiye’de yıllardır demokrasi konuşuluyor.
Seçimlerden, milli iradeden, halkın egemenliğinden söz ediliyor. Ancak kimsenin yüksek sesle dile getirmediği çok büyük bir gerçek var: Türkiye’de demokrasinin önündeki en büyük engellerden biri bizzat siyasi partilerin kendisidir.
Çünkü Türk siyasetinde hâkim olan sistem; demokrasi değil, “lider sultası” ve “delege imparatorluğu”dur.
Bugün hangi partiye bakılırsa bakılsın, kongrelerin büyük bölümü blok listeyle yapılmaktadır. Tek adaylı, sonucu baştan belli olan göstermelik yarışlar demokrasi diye millete sunulmaktadır. Oysa gerçek demokrasi rekabet ister, fikir yarışı ister, özgür irade ister.
Ne belediye başkan adayları belirlenirken halka soruluyor…
Ne milletvekili adayları tespit edilirken parti üyelerinin görüşü alınıyor…
Ne meclis üyeleri için ön seçim yapılıyor…
Ne de delegelerin iradesi gerçek anlamda sandığa yansıyor.
Aday listeleri çoğu zaman genel merkezlerde, birkaç kişinin masasından çıkıyor. Milletin önüne konulan isimler için halka sadece “Git bunlardan birini seç” deniliyor.
Peki bu mudur demokrasi?
Türk seçmeni kendi adayını belirleyemiyor. Parti üyeleri dahi kendi adayları üzerinde söz sahibi olamıyor. Böyle bir düzende seçilen milletvekili gerçekten milleti mi temsil eder, yoksa kendisini listeye yazan genel başkanı mı?
Bugün TBMM’de birçok milletvekili özgür iradesiyle hareket edememektedir. Çünkü yeniden aday gösterilme korkusu, parti disiplin baskısı ve lider merkezli yapı milletvekillerini iradesiz hale getirmiştir. Bir vekil halkının sesini değil, çoğu zaman genel başkanının talimatını dikkate almak zorunda bırakılmaktadır.
Oysa anayasa siyasi partileri “demokrasinin vazgeçilmez unsurları” olarak tanımlamaktadır. Ancak kendi içinde demokrasi olmayan yapılar, ülkeye nasıl demokrasi getirebilir?
Parti içinde demokrasi yoksa ülkede demokrasi yalnızca sandıktan ibaret hale gelir. Sandık ise tek başına demokrasi değildir. Demokrasi; katılım, temsil, özgür irade ve hesap verebilirliktir.
Bugün Türkiye’de siyaset; halktan uzaklaşmış, genel merkezlerin kontrolüne sıkışmış bir yapı görünümündedir. Liderlerin iki dudağı arasına sıkışan bir siyasi sistemin adına tam demokrasi demek mümkün değildir.
Gerçek demokrasi için önce siyasi partilerin demokratikleşmesi gerekir. Ön seçim zorunlu hale gelmeden, üyelerin iradesi sandığa yansımadan, lider sultası sona ermeden Türkiye’de demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesi mümkün görünmemektedir.
Çünkü demokrasiyi yaşatacak olan kurumlar, önce kendi içlerinde demokrat olmak zorundadır.
Yazarın Diğer Yazıları
- TÜRK SİYASETİ NASIL DİZAYN EDİLDİ?
- KÜRT SORUNU MU, YOKSA KÜRTLERİN SORUNU MU?
- ALLAH’IN AFFETME DİĞİNİ SİZ HANGİ HAK VE YETKİYLE AFFEDİYORSUNUZ?
- CUMHURİYET'İN HARCIYLA OYNAMAYIN!
- Dünya Türklüğüne ve Türk Milletine Hayırlı Olsun
- Devletin ölçüsü kamu yararıdır
- Devlet ile iktidar aynı şey değildir
- Bir milletin felaketi savaşta yenilmesi değildir, adını unutmasıdır
