Adam olmayanların adam sattığı, yetmezmiş gibi adammışçasına adamlık tasladığı bu alemde, Cemreyi gören var mı?

Cemre kimdir, neyin nesidir, kimin fesidir?

Cemre’nin de mi kalemini kırdılar, hamaset denizinde işbirlikçiliğin pençesinde?

Taş medreselerin soğuk yüzünde yazılı jurnalleriyle kaç Cemre’nin kanına girdiler perim perçek olasıcalar?

Ortalık tozdu, dumandı, hazan başlamıştı Eylül’ün bilmem kaçında. Duymadık, görmedik, bilmiyoruz üçlemesinin narında, Cemre atılırken kuytulara…

Peki Fırat’ın doğusunda Cemre’lerin işi yok diyenlerle nasıl başlatıldı hasbihal?

Yılkı atlarının kişnediği bozkırda at yelesine teni değmeyenler nasıl alaşağı etti Asenaları?

Kimin eli kimin cebinde sorusunun cevabı bulunmadan kim şaha kaldıracak küheylanları?

Burada örtülü bir mesaj aramayın, çözemediyseniz kendinizi sorgulayın…

Buldum diyenlere eyvallah, başım gözüm üstüne. Hem serimsin(!) hem cevanım(!), ister gönüldeşim ister gardaşım istersen kirvem ol yaşayalım alnı açık başı dik,

Ta ki alınan nefesin verilemeyeceği son takate kadar…

Anlamayanlara başka bir Cemre hikayesi anlatayım, ayan beyan, abdalın ahvalinde…

Cemre, ateş demektir, ateşten öte kor,

İlkbaharın habercisi, muştusu derler ya,

Kara kışın göbeğindeyiz oysa, …

İlki havaya düşer Şubat'ın 19'unda 20'sinde, hani muştuydu ya...

İkincisi ise suya düşer, Şubat’ın bitimine bir-iki gün kala,

Mevsim kıştır, kimi yerde kar var, kimi yerde ayaz...

Anadolu’da boşa denmemiştir, Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır...

Bu söze inat mı Mart'ın 5'inde 6'sında, üçüncü cemre toprağa düşer.

Peki temiz miydi hava birinci cemreye merhaba derken,

Berrak mıydı su ikinci cemreyi yıkarken,

Ya toprak, kirden arınmış mıydı üçüncü cemreye örtü olurken...

Duyamadım yükseltir misin sesini, hava, su, toprak üçü de mi kirliydi dedin?

Mevsimlerde mi kancıklaştı ne, kim öğretti bunlara yalanı, dolanı? Şubat’ta çiçek açar, Temmuz olur kar yağar, göller kururken, caddeleri sel basar…

Alev alev parlayan ateşini söndürdüler mi Cemre ile gelen güya ilkbahar muştusunun?

Hava, su ve toprak kardeşliğinin önemini anlamadıysan hala,

Vur başını taşlara, papağının altı boş kalsın, bu üçü olmadan hayatın olamayacağını göremediysen hala,

Boş kelamın, hoş sözlerin esaretinden kurtulamadıysan hala,

Yak yüreğini cemrenin korunda muştunun özünü kavrayamadıysan hala,

Yarınlarda cemre düşecek ne hava ne su ne de toprak bulamayabilir sayende...

Bari bunu anla ve kıyma körpe Cemreye, koma onu yetim ve öksüz, anasız ve atasız...

Bil ki sahipsiz kalırsa biricik Cemre, ırzına geçerler masumun, başını kaldırdığında göremez ne hilali ne de ahmeri gökyüzünde…

Cemre, ahh Cemre, gören var mı Cemre’yi, yok mu Cemre’yi gören?

Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun Cemre ile cem olanlara…