Köşe Yazısı

Aklına İhanet Etme

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
2 dk Sesli Dinle 3

Yoksulluk artık bu memlekette yalnızca ekonomik bir tablo değil; insanların omzuna çöken ağır bir sessizliktir.

Çarşıya çıkan hesabını değil eksileni düşünüyor. 

Pazara giden fiyat sormaya çekinir hâle geliyor. 

Her gün değişen gündemlerin arasında değişmeyen bir gerçek var: Geçim yükü büyüyor, sabır azalıyor, güven aşınıyor.

Tam da burada insanın kendine dönüp bir şey söylemesi gerekiyor:

Aklına ihanet etme.

Çünkü artık yalnızca olup bitene bakmak yetmiyor.

Görünenin ardına bakmak gerekiyor. Parçaları birleştirmek, söylenenle yaşanan arasındaki mesafeyi görmek gerekiyor. Derine inmeden kurulan her cümle eksik kalıyor; eksik kalan her hakikat de zamanla başkasının doğru diye önümüze koyduğu bir kabule dönüşüyor.

Ne yazık ki yaşadığımız süreçte sorgulamak yorucu bulunuyor. Araştırmak rahatsız ediyor. Düşünmek bile bazen gereksiz görülüyor. Çünkü yüzeyde kalmak kolay; derine bakmak ise insanı gerçekle yüzleştiriyor.

Bugün bir başlık kapanmadan yenisi açılıyor. Bir tartışma bitmeden başka bir gündem önümüze düşüyor. Dünün sözü bugün değişiyor, bugünün yakınlığı yarın uzaklaşıyor. Kalabalık konuşuyor ama hakikat çoğu zaman sessiz bırakılıyor.

Ve tam da burada bir kez daha söylemek gerekiyor:

Aklına ihanet etme.

Çünkü gücü yanlış anlatılan bir toplumda en büyük bedeli hep halk öder.

Güç makam değildir.

Güç para değildir.

Güç koltuk değildir.

Güç; geçim sıkıntısıyla mücadele eden insanın yükünü görebilmektir. Güç; mazlumun derdini kendi meselesi sayabilmektir. Güç; halkın adına konuşurken halkın alın terine saygı gösterebilmektir.

Bugün en ağır mesele yalnızca cebin daralması değil; vicdanın da daralmaya başlamasıdır.

Özen azaldı.

Nezaket azaldı.

Güven azaldı.

Ve herkes bir şey söylüyor ama çok az insan gerçekten ne dediğini tartıyor.

Kalabalık seslerin arasında gerçeği seçmek zorlaştı.

Her duyduğun bilgi değil.

Her anlatılan gerçek değil.

Her yüksek ses haklı değil.

O yüzden bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var buna:

Aklına ihanet etme.

Vicdanını susturma.

Sorgulamaktan vazgeçme.

Sessizliğin alkışlandığı yerde gerçeğin çoğu zaman yalnız kaldığını unutma.

Çünkü sustukça kaybediyoruz.

Ve bazen en büyük kayıp, insanın cebindeki eksilme değil; gözünün önündekini görmez hâle gelmesidir.

Yazının sonuna gelmişken bir dörtlükle selamlıyorum:

Aklına ihanet etme, suskunlukla büyür yalan,

Gördüğünü sanmak yetmez, derinlerde giz var her an.

Sıradanlaştıkça ruhlar, silinir insanlık izi,

Özenli bir bakış gerek, çözmek için bu düğümü.

Saygılar 

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Sedat Türe

    Çok güzel bir yazı. Toplum vicdanının, sesizlerin sesi. Ancak benim değil sizin sesiniz var olsun mesajı aldım. Şükürler olsun bu bizlere öncü seslere..

  • Sultan Eroğlu

    Kaleminize sağlık Asu Hanım. En büyük kriz cebimizin boşalması değil, yapay gündemlerle zihnimizin uyuşturulmasıdır. Sistem bize 'bak' ama 'görme' diyor. 'Akla ihanet etmemek' ve sorgulamak, bugün en büyük varoluş mücadelemizdir. Haklı çığlığınız dilerim her sessizliği yırtar.

  • Arife Durtlu

    Tüm bu yazılanların altına imzamı atarım! Toplumun asıl problemi bence hataları/eleştiriler kabullenmemesi, bize hep bizim toplumun”en” olduğumuz aşılandı! Son yıllarda ise tutanacak tüm dallarımız kırılmaya başlandı ve toplum artık saldım çayıra hayatı yaşamayı tercih etti! Son söz: Balık baştan koktu

Bu Yazıyı Paylaş