Tüm ümidim...
Seksenlerin ortasından kalma bir videoya denk geldim. Ortaokul öğrencileri ve velileriyle röportaj yapılıyor.
Çocukları izledikçe şaşırdım. Hitabetleri, kendilerinden emin duruşları, bakışlarındaki özgüven, konuşmalarındaki saygı… Her biri bugünün şartlarında üniversite düzeyinde bir donanıma sahipmiş gibi geldi bana.
Özendim.
Sonra hayıflandım.
Yüzyıl öncesinden söz etmiyorum. Kendi kuşağımdan, henüz elli yıl bile geçmemiş bir zamandan söz ediyorum. Peki, bu kadar kısa sürede ne değişti? Büyüklere, gençlere, küçüklere, hepimize ne oldu?
İnsanın aklına ister istemez şu soru düşüyor: Biz nerede, neyi kaybettik?
Dün yapılan ortaöğretim KPSS sınavının ardından gençlerin mikrofonlara yansıyan yorumlarını izledim. Sınav yorumlarını da okudum.
Sonra o seksenler videosuyla bugünün görüntülerini zihnimde yan yana koydum.
Aradaki fark, iki dönem arasındaki zaman farkından çok daha büyüktü. Sanki araya koskoca bir Ağrı Dağı girmişti.
Sorular bir yana, en çok dikkatimi çeken kalem-silgi kitinin içinden çıkan değil, çıkmayan şekerdi.
Bir çocuk da şöyle demişti:
“Fon paralarını, şekerden tasarruf ederek ödeyecekler herhâlde!”
İroni yerindeydi. Acı olan, bu ironinin çocukların diline bu kadar kolay yerleşmesiydi.
Çocuklar, gelecekleri için girdikleri önemli bir sınavda ekonomik tabloya bu kadar yerinde bir espriyle gönderme yapabiliyorsa, geriye ne söylemek kalıyor?
Gençler genel kültür sorularından dert yanıyor, sınavın zorluğunu tartışıyor, eksiklerden söz ediyordu. Benim aklım ise başka bir hesapta kaldı.
Bir toplum, çocuklarının yalnızca cebinden değil, zihninden ve geleceğinden de tasarruf etmeye başladığında ne kaybeder?
Çocukları suçlayarak başlayamayız bu hesaba. Çünkü çocuklar, önlerine konulan dünyanın içinde büyür. Büyüklerini izler, gördüklerini normalleştirir, duydukları dili öğrenir, kendilerine sunulan imkânlarla şekillenirler.
Bir çocuğa genel kültür kazandırmak yalnızca okulun, hitabet öğretmek yalnızca ailenin, ahlakı göstermek yalnızca bireyin sorumluluğu değildir. Bunların hepsi bir toplumun ortak ikliminde gelişir.
O iklimi kim oluşturdu?
Aileler, eğitim sistemi, medya, siyaset ve toplumsal hayatın tamamı…
Ancak bir ülkede çeyrek asra yaklaşan bir yönetim döneminin sonunda medyaya yansıyan fon tartışmalarını, Gazze yardımlarının fona yatırılması meselesini, Diyanet yöneticilerinin ve üst düzey yöneticilerin yaptıklarını, Kırıkkale'nin küçük bir ilçesi Yahşihan Belediyesindeki yolsuzlukları ve sorunları konuşuyorsak artık meseleyi yalnızca çocukların eksiklerinde arayamayız. Yönetimin eğitimden kültüre, ekonomiden toplumsal değerlere kadar uzanan tercihlerini de sorgulamak zorundayız.
Çünkü yönetmek yalnızca yollar, binalar, köprüler yapmak değildir. İnsan yetiştirmek, düşünceye alan açmak, liyakati korumak, merakı beslemek, gençlere umut ve gelecek duygusu verebilmektir.
Betonun eskisini yıkıp yenisini yapabilirsiniz. Bir binayı yeniden inşa edebilirsiniz.
Şimdi soruyorum
Bir çocuğun merak etme alışkanlığını, kendini ifade etme becerisini, sorgulama cesaretini, okuma kültürünü ve özgüvenini zamanında geliştiremedikten sonra bunları geriye dönük olarak hangi bütçeyle satın alabilirsiniz?
Bugünün gençlerini seksenlerin çocuklarıyla kıyaslamak içimi çok acıttı.
Hep söylüyorum: Elli yıl geriye gitsek, yüzyıl ileride oluruz.
Çocuklardan, büyüklerin kuramadığı düzenin hesabını soramayız.
Bizim zamanımızda da öncesinde de ekonomik zorluklar yok değildi. Fakat çocukların dilinde bunlar yoktu.
Kendimden biliyorum.
E siyasette, evde, okulda, sınavda, ekonomide hep aynı sorunlar varsa bir düşünmeli.
Dostlar, dertler derya olmuş; biz de bir sandal gibi savrulup duruyoruz. İçimde ise yine aynı umut…
Cumhuriyet Haftası'ndayız.
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün “Bütün ümidim gençliktedir.” sözü, bir duvar yazısı ya da törenlerde tekrarlanan güzel bir cümle değildir. Gençliğe duyulan güvenin yanında, o güveni hak edecek bir ülke kurma sorumluluğudur.
Gençliğe umut bağlamak, gençleri yalnızca övmek değil,onlara nitelikli eğitim, kültür, adalet, liyakat ve özgürce düşünebilecekleri bir gelecek sunmaktır.
Herbirimiz sorumluyuz.
Benimde TÜM ÜMİDİM GENÇLER...
Cumhuriyet Bayramımızın 103. yılı kutlu olsun.
Saygıyla selamlıyorum.
