Köşe Yazısı

Sor/un Sorularım

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
2 dk Sesli Dinle 1

Sen gökyüzü...

Ne çok "ah" biriktirdin bağrında; memleketin üstüne sağanak sağanak ağlıyorsun.

Ne olacak böyle?

Son 48 saatte çok  olay yaşandı sadece bir kaçına nefesim yetiyor.

Artık başlıklara değil, hızlanan kalp atışlarımıza yetişemiyoruz.

Manisa'da bir lise yakınında silahlı saldırı.

11 çocuk yaralı, üçü yoğun bakımda.

Okul...

Çocuğun geleceğe hazırlandığı yer.

Şimdi güvenlik endişesinin adreslerinden biri.

Anayasa Mahkemesi önünde seyyanen zam talebiyle yapılan eylemde bir emekli polis, beylik tabancasıyla yaşamına son veriyor.

"Para için değil, onur için" deniyor.

Bir cümle düşünün...

Emeklilik denilen hayatın sonbaharında insanın hâlâ "onur" mücadelesi vermek zorunda kalması ne anlatıyor?

Sonra bir anne...

Ankara Etimesgut'ta Buse G., evladını okuldan almak için gittiği ilkokul bahçesinde, boşanma aşamasındaki eşi tarafından 17 Eylül'de bıçaklandı, 24 Eylül'de hayatını kaybetti.

Çocuğunu almak için gittiği okuldan kendi çocuğunun annesi olarak çıkamıyor.

Bütün bunların arasında biz ne yapıyoruz?

Bir açıklama bekliyoruz.

Bir kınama dinliyoruz.

Bir süre öfkeleniyoruz.

Sonra yeni bir gündem geliyor.

Ve memleketin hafızasına bir acı daha gömülüyor.

Belki de artık asıl mesele, yaşananların çokluğu değil; yaşananlara verdiğimiz tepkinin giderek kısalması.

Çünkü tehlikeli olan yalnızca şiddetin artması değil.

Tehlikeli olan, toplumun buna alışma ihtimalidir.

Bir çocuğun vurulması "olay",

bir kadının öldürülmesi "vaka",

bir emeklinin geçinememesi "ekonomik sorun",

bir toplumun öfkesi ise "gündem" başlığına sığdırıldığında;

hayatın kendisini dosyalamaya başlamış olmuyor muyuz?

Devletin görevi yalnızca olay olduktan sonra müdahale etmek değildir.

Asıl mesele, insanları o noktaya sürükleyen şartların neden yıllardır birikmesine izin verildiğidir.

Çünkü yönetmek, yalnızca günü kurtarmak değil yarını kurmaktır.

Yarını; zihnini aktif kullanabilen, sebep-sonuç ilişkisi kurabilen, sorgulayabilen toplumlar şekillendirir.

Sadece konuşan değil, neden olduğunu soran toplumlar...

Çünkü her defasında sonucu tartışıp sebebe dokunmazsak, aynı filmi başka oyuncularla yeniden izleriz.

Cennet vatan cinnetle kirleniyor.

Okul, kadın, çocuk, hayvan, emekli...

Her yerde başka bir yara kanıyor.

Ve artık sorularım sorun olayacaksa?

Her köşeden yükselen bu feryat, memleketin okunan selası değil de nedir?

Biz gerçekten sorunları mı yönetiyoruz, yoksa sorunların yönetebildiği bir topluma mı dönüşüyoruz?

Sesimiz gerçekten duyuluyor mu?

Sor/un gündemde cevap sizde...

Saygıyla selamlıyorum

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Ali deniz

    Bu sadece son 48 saatin blançosu,,,,acı blançosu,,,biz ne ara bu kadar ahlaksız oldukda bu zilleti hakeder hale geldik,,,,acile bilinçlenmeliyiz toplum olarak ve seçtiğimiz kadroya hesap sormalıyız,,,yönetemedikleri için

Bu Yazıyı Paylaş