Köşe Yazısı

Şekil Değil Fiil!

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
3 dk Sesli Dinle 3

Son günlerde şimşek şimşek fon çarpıyor sinir uçlarımıza.

Gündem, deprem gibi bizi içine çekerken; yazılanları, çizilenleri, birbirimize söylediklerimizi okuyorum da...

Gözlerim kan çanağına dönüyor resmen.

Yine ayrışma.

Yine sen-ben.

Yine birbirimizin kıyafetine, inancına, yaşam biçimine bakıp ahlak biçme telaşı.

Oysa asıl soruyu çoktan kaybetmişiz:

Ne zaman milletçe aynı terazinin başında buluşacağız?

Yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebildiğimiz gün belki de birbirimize ilk kez gerçekten yaklaşacağız.

Çünkü sorunlar aynı, söylemler ayrı.

Aynı yaranın üzerine farklı parmaklarla basıyoruz.

Bir gün başörtüsünden ahlak devşiriyoruz, başka bir gün topukludan.

Birinin eteği fazla kısa, diğerinin sakalı fazla uzun geliyor gözümüze.

Birinin şalı, diğerinin cübbesi, bir başkasının mini eteği üzerinden karakter analizi yapıyoruz.

Ne kadar kolay...

İnsanın fiiline bakmak yerine kıyafetinin düğmesini çözmek!

Oysa eşarplı ya da topuklu... bize aynı şeyi gösteriyor:

Ahlak kıyafetin biçiminde değil, fiildedir.

 Eşarp takmak insanı otomatik olarak ahlaklı yapmadığı gibi, topuklu ayakkabı giymek de ahlaksız yapmaz.

Cübbe de insanı masumlaştırmaz.

Sakal da.

Makam da.

Parti rozeti de.

Bazen insanın üstündeki kumaş değil, yaptığı iş konuşur.

Mesela eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan döneminde, bakanın sahibi olduğu şirketlerden Ticaret Bakanlığına dezenfektan alımı yapılması kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmuştu.

Bugün ise eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkında sermaye piyasası işlemleriyle ilgili ciddi iddialar ve soruşturma gündemde.

Bir başka dosyada, Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel hakkında altı yaşındaki kızını bir müridine nikâhlaması olayı gündemde geniş yer buldu.

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ise 2026 yılındaki bir soruşturma kapsamında, 21 yaşındaki bir belediye çalışanıyla otelde bulunduğu sırada gözaltına alınmasıyla gündeme geldi; soruşturma rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat gibi iddiaları da içeriyordu.

Şimdi bütün bu olayların birbirinin aynısı olduğunu söylemiyorum.

Zaten mesele de bu değil.

Mesele şu:

Ahlakı konuşacaksak, önce kıyafetlerden elimizi çekip fiillere bakmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Aynı yanlışı, sevdiğimiz kişinin yaptığında ama... diye başlayan cümlelerle savunup, karşı taraf yaptığında "ahlaksızlık" diye bağırıyorsak ortada ahlak değil, taraftarlık vardır.

Birinin yanlışını görüp diğerinin yanlışına mazeret üretmek de bir tür şekilciliktir.

 Şekilcilik sadece eteğin boyuna bakmak değil.

Bazen parti rozetinin arkasına saklanmaktır.

Bazen cübbenin, başörtüsünün, sekülerliğin, milliyetçiliğin...

Bazen de sadece "bizden" olmanın.

Ahlak, insanın üzerinde taşıdığı bir aksesuar değil.

Ahlak; güç eline geçtiğinde ne yaptığıdır.

Kamu malına, emanete, çocuğa, kadına, işçiye, güçsüze nasıl baktığıdır.

Ve belki de en önemlisi...

Kendi tarafının yanlışını gördüğünde ne yaptığıdır.

Gerçek sınav, karşı tarafın yanlışını teşhis etmek değildir.

Onu zaten herkes yapıyor.

Asıl sınav, taraftar olmadan aynı kelimeyi söyleyebilmektir:

Yanlış.

Ne eksik, ne fazla.

Allah'ım, bizi şekiller üzerinden birbirine düşman olup fiiller karşısında susanlardan eyleme.

Çünkü sakala, kıla, tüye, mini eteğe, türbana, terliğe takılıp fiili ıskalarsak yalnızca görüntüyü denetlemiş oluruz.

Sonra da çürüyen şeyin neden sadece su değil, insanlık olduğunu anlamaya çalışırız.

Ahmet Telli'nin dizeleri geliyor aklıma:

"Soyumun neye benzediğini unuttum. 'İnsana benziyorlardı' diye duymuştum bir vakitler."

Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru tam olarak budur:

İnsana benziyor muyuz hâlâ?

Zor zamanlardan geçerken artık konu kimin ne giydiği olmasa keşke.

Üzerimizde ne taşıdığımızdan çok, ortak dertlerimize odaklanmak gerekmez mi?

Şekiller değişir.

Kıyafetler değişir.

Partiler değişir.

Makamlar değişir.

Ama fiil hepimizi ilgilendirir.

Saygıyla selamlıyorum

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Sait Önalan

    Asu Hanım, yazınızın en güçlü tarafı ahlakı kimlikten ve görünüşten çıkarıp fiil ve tutarlılık üzerinden tartışmaya açması. Çünkü ahlakın gerçek ölçüsü, karşı tarafın yanlışına “yanlış” demek değil; kendi tarafımızın yanlışına da aynı kelimeyi söyleyebilmektir. Başörtüsü, mini etek, sakal, cübbe ya da parti rozeti ahlaki üstünlük belgesi değildir. Etik açıdan belirleyici olan insanın ne giydiği değil; güç, para, makam ve çıkarla karşılaştığında ne yaptığıdır. Belki de bugün ihtiyacımız olan şey tam olarak bu: İnsanları aynılaştırmak değil, ölçülerimizi eşitlemek. Kaleminize sağlık.

  • Sait Önalan

    Asu Hanım, yazınızın en güçlü tarafı ahlakı kimlikten ve görünüşten çıkarıp fiil ve tutarlılık üzerinden tartışmaya açması. Çünkü ahlakın gerçek ölçüsü, karşı tarafın yanlışına “yanlış” demek değil; kendi tarafımızın yanlışına da aynı kelimeyi söyleyebilmektir. Başörtüsü, mini etek, sakal, cübbe ya da parti rozeti ahlaki üstünlük belgesi değildir. Etik açıdan belirleyici olan insanın ne giydiği değil; güç, para, makam ve çıkarla karşılaştığında ne yaptığıdır. Belki de bugün ihtiyacımız olan şey tam olarak bu: İnsanları aynılaştırmak değil, ölçülerimizi eşitlemek. Kaleminize sağlık.

  • Ali deniz

    Eğer sömürülüyorsak emperyalistler tarafından bütün yeraltı yerüstü değerlerimiz bizden çok egemenlerin kontrolünde ise başımızı örtsek veya mini etek de giysek onlar için hiç fark etmez ,,,,kullanışlı aparat olmamız yeterlidir,,,,akıllı olmak zorundayız,,, şarkıda bahsettiği gibi acligin dili olmaz yoksulluğun da vatanı,,,

Bu Yazıyı Paylaş