Helalleşme!
Helalleşme!
"Boynuzsuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını alacak" mı bilmem de...
Sağlam helalleşme gerektiren konular var.
Hangi cümlemden assam kendimi toplumun siyaha dönmüş duvarlarına.
İstanbul Esenyurt'ta denetim yapan trafik polisi Mehmet Ali Topatan, hakkında işlem yapılan korsan taksicinin silahlı saldırısı sonucu şehit oldu. Saldırganın da emekli başpolis olduğu öğrenildi. Saldırganın, saldırının ardından intihar ettiği de açıklandı.
Önce şunu söylemek gerekir:
Bir polisin görevini yaptığı için öldürülmesinin hiçbir mazereti olamaz.
Mehmet Ali Topatan'a Allah'tan rahmet, ailesine ve meslektaşlarına sabır diliyorum.
Vatan sağ olsun
Ama insan yine de sormadan edemiyor.
Yıllarca görev yapmış, emekli olmuş bir insan neden hâlâ direksiyon başında, üstelik korsan taşımacılık gibi hukuka aykırı bir işin içinde?
Bilmiyoruz.
Ekonomik şartları neydi, neden böyle bir tercihte bulundu, bunu bu olayın gerekçesi gibi sunamayız. Zaten hiçbir geçim sıkıntısı bir insanın canına kıymayı açıklamaz.
Ama bir fiili aklamak başka, o fiilin içinde yeşerebildiği toplumsal zemine bakmak başka.
Emeklilik gerçekten dinlenebilmek midir, yoksa çalışmaya devam edebilmenin başka bir adı mı oldu?
İnsan, yıllarca vatana hizmet ettikten sonra hâlâ geçinebilmek için direksiyon sallamak zorundaysa, burada yalnızca bireysel bir hikâyeden söz edebilir miyiz?
Yurt dışında emekli olmuş insanların dünyayı gezerek, hayatın tadını çıkararak geçirdiği yılları görürken; benim ülkemde emekli neden hâlâ çalışmak zorunda?
Üstelik bunu spor olsun diye değil, hayatını sürdürebilmek için; hatta bazen yasal olmayan bir işin içine girerek yapmak zorunda kalıyorsa, burada sormamız gereken daha büyük bir soru yok mu?
Neden?
Fuzuli'nin mısrası geliyor aklıma:
"Desem ol bî-vefâ bilmem; inanır mı, inanmaz mı..."
Millet söyler durur da...
Duyan olur mu, olmaz mı?
Biz neye üzüleceğimizi de şaşırdık artık.
Şehide mi, elbette.
Geride kalan ailesine mi, elbette.
Bir insanın öfkesinin böylesine korkunç bir sona varmasına mı, elbette.
Ama bütün bunların arasında, yıllardır konuştuğumuz hâlde bir türlü çözemediğimiz meseleleri de görmemiz gerekmiyor mu?
Çünkü bazı acılar yalnızca yas tutulup geçilecek kadar basit değil.
Bazı toplumsal meselelerin gerçekten sağlam bir helalleşmeye ihtiyacı var.
Ve helalleşmek, sadece "hakkını helal et" demek değil.
Bazen insanın emeğinin karşılığını verebilmek.
Bazen emekliye insanca yaşayabileceği bir hayat bırakabilmek.
Bazen de bir sonraki acıyı beklemeden, bugünden bazı soruları sormaya cesaret edebilmek.
Yoksa biz yine birkaç gün konuşur, üzülür, öfkelenir...
Sonra başka bir gündeme geçeriz.
Ta ki yeniden neye üzüleceğimizi şaşıracağımız güne kadar.
Saygıyla selamlıyorum
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Sedat Türe
Teşekküler. Çok önemli bir konu. İnşallah farkındaluğın artmasına ve sorumluların adımlarını atmasına vesile olsun
- Elif Aldatmaz
Bilmem söylesem minsoylemesm mi işte içinde bulunduğumuz firuim tam da bu
- Alp Demir
Bu ülkede bu mümkün değil. Unutun gitsin !!!
