Köşe Yazısı

Dervişoğlu’nun İttifak Çıkışı Şimdi Daha İyi Anlaşılıyor

İsmail Türk
İsmail Türk
3 dk Sesli Dinle 1

İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu, “Bana kimse dayatma ittifak yaptıramaz” derken aslında yalnızca muhalefet partilerine bir mesaj vermiyordu. Bana göre, sarayın ve iktidarın arka planda nasıl bir siyasi denklem kurmaya çalıştığını gördüğü için konuşuyordu.

Dervişoğlu’nun itiraz ettiği mesele ittifak fikrinin kendisi değil; İYİ Parti’yi daha baştan belli bir alana sıkıştıran, yüzde 8-10 bandına mahkûm eden ve bağımsız siyasi iddiasını ortadan kaldıran bir anlayıştır.

“Beni 8-10 puana sıkıştıramazsınız” sözünün anlamı budur.

Çünkü bir siyasi parti daha seçime yıllar varken sürekli “kiminle ittifak yapacak, kimin adayını destekleyecek?” tartışmasının içine sokulursa kendi politikalarını, kadrolarını ve iktidar hedefini anlatamaz. Seçmenin zihninde de o parti, iktidara aday müstakil bir siyasi hareket olmaktan çıkarılıp başka partilerin yanına yazılacak bir yüzdeye dönüştürülür.

İktidarın isteyebileceği fotoğraf da tam olarak budur.

Muhalefeti mümkün olduğunca çok parçaya ayırmak, her parçayı küçük yüzdelerle tarif etmek, ardından da kamuoyuna “Bunların hiçbiri tek başına alternatif değil” algısını yerleştirmek…

İşte bu nedenle Dervişoğlu’nun söylediği diğer cümle de önemlidir: Günü geldiğinde, Türkiye’nin büyük hedefleri ve milletin menfaatleri gerektiriyorsa elbette birlikte hareket edilir. Ancak bunun zamanı, şartları ve yöntemi bugünden başkaları tarafından İYİ Parti’ye dayatılamaz.

Türkiye geçmişte bunun örneklerini gördü. Seçimlerden çok önce başlayan ittifak ve adaylık tartışmaları, muhalefetin kendi gündemini oluşturmasını engelledi. Siyasi partilerin ekonomik krizden adalete, eğitimden dış politikaya kadar anlatması gereken meseleler ikinci plana düştü; aylarca “Kim kiminle olacak?” sorusu konuşuldu. Sonuçta gündemi yine iktidar belirledi.

Bugün de benzer bir tehlike vardır.

Henüz ülke çapında güçlü teşkilatlanmasını tamamlamamış, meydanlarda ve vatandaşın arasında yeterince görünmeyen bazı küçük siyasi yapıların yalnızca açıklamalar üzerinden ittifak tartışmalarında rol kapmaya çalışması muhalefeti büyütmez. Tam tersine siyaseti tabela ve liderler arası pazarlık görüntüsüne indirger.

Siyaset yalnızca genel merkezlerden yapılan beyanatlarla yapılmaz. İl teşkilatınız olacak, ilçeniz olacak, sandık görevlileriniz olacak; esnafın, çiftçinin, emeklinin ve gencin kapısını çalacaksınız. Türkiye’nin dört bir yanında vatandaşla temas edeceksiniz. Seçim günü geldiğinde sandığı koruyacak örgütlü gücünüz olacak.

Bunlar olmadan sürekli ittifak masasından söz etmek, sahip olunmayan siyasi ağırlığı varmış gibi göstermeye çalışmaktır.

Üstelik bunun en büyük faydası iktidara gider. Çünkü muhalefet kendi arasında daha seçim ortada yokken sandalye, aday ve ittifak konuşmaya başladığında; hayat pahalılığı, yolsuzluk, adalet, işsizlik ve vatandaşın gerçek sorunları gündemden düşer.

Dervişoğlu’nun sözlerini bu çerçevede okumak gerekir:

“Beni bir yüzdeye hapsetmeyin. İYİ Parti’nin hedefini küçültmeyin. Bize bugünden rol biçmeyin. Biz kendi siyasetimizi yapar, milletimizin karşısına kendi iddiamızla çıkarız. Gün gelir Türkiye’nin menfaatleri büyük bir birlikteliği gerektirirse, o gün şartlar değerlendirilir.”

Mesele ittifaka karşı olmak değildir.

Mesele, daha yolun başında başkalarının çizdiği sınırlara razı olmamaktır.

Şimdi Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun neden bu kadar ısrarla “dayatma ittifak” anlayışına karşı çıktığı daha iyi anlaşılıyor.

Bu Yazıyı Paylaş