Köşe Yazısı

Türk Dünyasına Gönül Veren Bir Türk Kadını: Nurane Güler ve Bakü’den Yükselen Kardeşlik Sesi

İsmail Türk
İsmail Türk
5 dk Sesli Dinle 1


Bazı insanlar haber yazmakla yetinmez; milletlerin hafızasını diri tutar, uzak coğrafyalar arasında gönül köprüleri kurar. Nurane Güler, Azerbaycan’dan yükselen sesiyle Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini, Türk dünyasının ortak kültürünü ve milletine gönül vermiş insanların emeklerini görünür kılan böyle bir gazeteci ve televizyon programcısıdır.

Kendisini bana tanıtan, çalışmalarını ve Türk dünyasına duyduğu sevgiyi samimi ifadelerle anlatan ise uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı yazar ve psikolog Günel Abdullayeva oldu. Günel Hanım’ın aktardıkları, yalnızca bir gazetecinin mesleki faaliyetlerini değil, iki kardeş ülke arasında kurulan dostlukları ve Türk dünyasının geleceğine duyulan inancı da ortaya koyuyor.

Türk dünyasının birliği yalnızca devlet adamlarının masalarında değil, milletine gönül vermiş insanların yüreklerinde ve emeklerinde inşa edilir.

NURANE GÜLER: TÜRK DÜNYASININ KARDEŞLİĞİNE ADANMIŞ BİR GÖNÜL

Karabağ topraklarında yetişen Nurane Güler, mesleğini yalnızca haber aktarmakla sınırlamayan, toplumsal sorumluluklarını da önemseyen bir isimdir.

Uzun yıllardır hazırlayıp sunduğu “Çıkış Yolu” programıyla insanların meselelerini, toplumsal dayanışmayı, kültürel değerleri ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini gündemde tutuyor. “Karabağ Azerbaycan’dır” programıyla da Karabağ’ın tarihî hafızasının, millî kimliğinin ve Azerbaycan Türklerinin yaşadığı acıların unutulmamasına katkı sağlıyor.

Onu önemli kılan yalnızca gazeteciliği değil, Türk dünyasının farklı coğrafyalarında yaşayan insanların birbirini tanımasına ve ortak değerler etrafında buluşmasına yönelik gayretleridir. Kazakistan’dan Kırgızistan’a, Özbekistan’dan Türkmenistan’a, Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan Türk dünyası, ortak bir tarihî ve kültürel mirastır. Bu coğrafyada yaşayan insanlar birbirlerinin meselelerine duyarlı oldukça kardeşlik de güçlenecektir.

Günel Abdullayeva’nın Nurane Hanım için kullandığı “Türkçülüğün kadın yüzü!” ifadesi bu bakımdan anlamlıdır. Türk kadını, tarih boyunca millî kimliğin korunmasında ve kültürün gelecek nesillere aktarılmasında önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Nurane Güler’i de bu gönül ve hizmet anlayışının günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görüyorum.

BAKÜ’DE SEKİZ ÜLKEYİ BULUŞTURAN KARDEŞLİK İKLİMİ

Nurane Güler’in katkı sunduğu çalışmalardan biri, Bakü’de gerçekleştirilen uluslararası eğitim ve kültürel dayanışma organizasyonuydu.

3. Uluslararası “Sanat Terapisi – Gelişimsel Kaligrafi” uzman eğitimi kapsamında Azerbaycan, Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Rusya, İrlanda ve İsrail’den katılımcılar bir araya geldi. Sanatçı ve sanat terapisi uzmanı Arkady Bairov’un başkanlığındaki program, Yosef Eichel ve David Eichel’in kurduğu Beer David Gelişim Merkezi’nde düzenlendi.

Farklı ülkelerden uzmanların bilgi ve deneyimlerini paylaştığı programa Türkiye’den Betül Bedriye Benek, Ronahi Güngör ve Leyla Akaslan da katıldı. Eğitim sonunda katılımcılara sertifikaları verilirken konuklara Azerbaycan kültürünün sembollerinden keleğayı ve Karabağ’ın simgelerinden harıbülbül hediye edildi.

Keleğayı Azerbaycan kadınının zarafetini, harıbülbül ise Karabağ’ın tarihî hafızasını temsil ediyordu. Bu semboller, kültürün yalnızca sözlerle değil, somut değerlerle de tanıtılabileceğini gösterdi. Bakü’de sekiz ülkeden insanların buluşması, Türk dünyasının kendi kimliğini korurken farklı kültürlerle sağlıklı ilişkiler kurabileceğinin de güzel bir örneğiydi.

TÜRKİYE VE AZERBAYCAN SEVDASI SÖZDE DEĞİL, GÖNÜLDE YAŞANMALIDIR

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, sıradan diplomatik ilişkilerden çok daha derin tarihî ve kültürel temellere dayanır. “İki devlet, bir millet” anlayışı yalnızca resmî törenlerde tekrarlanan bir söz olarak kalmamalı; eğitim, sanat, bilim, ticaret ve kültürel faaliyetlerle yaşatılmalıdır.

Bakü’de yaşayan bir Türk ile Anadolu’da yaşayan bir Türk birbirinin sevincini, acısını ve umutlarını paylaşabiliyorsa gerçek kardeşlik orada başlar. Azerbaycan’ın Karabağ meselesini kendi meselesi bilen Anadolu insanıyla, Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıları yüreğinde hisseden Azerbaycan Türkü arasındaki bağın gücü de buradan gelir.

Bu bağın korunmasında gazetecilere önemli görevler düşmektedir. Gazetecilik yalnızca olayları aktarmak değil, toplumların birbirini anlamasına, ortak hafızanın korunmasına ve insanlar arasında güven oluşmasına katkı sunmaktır. Nurane Güler’in televizyon programları ve kültürel faaliyetleri bu açıdan değerlidir.

Türk birliği yoluna döşenen hiçbir samimi emek taşı boşa gitmez.

NURANE GÜLER’İ BİZE ANLATAN BİR BAŞKA GÖNÜL İNSANI: GÜNEL ABDULLAYEVA

Nurane Güler’i bana samimiyetle anlatan Günel Abdullayeva’nın gösterdiği vefa da ayrıca takdire değerdir. Uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan Günel Hanım, doğduğu topraklarla bağlarını korumuş ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini hayatının önemli değerlerinden biri hâline getirmiştir.

Anlattığına göre Nurane Güler ile tanışıklıkları çocukluk yıllarına dayanıyor. Nurane Hanım’ın televizyonculuk alanındaki rehberliği, Günel Abdullayeva’yı programlarına dâhil etmesi ve iki ülke arasındaki haber ve kültürel faaliyetlerin aktarılmasına verdiği önem, aralarındaki ilişkinin yıllara dayanan bir dostluğa ve karşılıklı güvene dayandığını gösteriyor.

Günel Abdullayeva’nın Nurane Güler’i içtenlikle anlatması, onun kendi vefasını ve kadirşinaslığını da ortaya koyuyor. Gerçek dostluk, yalnızca zor günlerde yanında olmak değil; dostunun başarısıyla mutlu olmak, emeğini takdir etmek ve onu başkalarına tanıtabilmektir.

Bu vesileyle Nurane Güler’i tanımama imkân sağlayan Günel Abdullayeva’ya teşekkür ediyorum. Ayrıca Günel Hanım’ı benimle tanıştıran gazeteci İnci Altınok’a da teşekkürlerimi sunuyorum.

TÜRK DÜNYASININ BİRLİĞİ SLOGANLARLA DEĞİL, EMEKLE GÜÇLENİR

Türk dünyasının birliği yalnızca siyasi söylemlerle gerçekleşemez. Ortak tarihimiz, dilimiz, kültürümüz ve medeniyet birikimimiz büyük bir zenginliktir; ancak bu mirası geleceğe taşıyacak olan somut iş birlikleridir.

Eğitimde, bilimde, teknolojide, sanatta, ekonomide ve kültürel faaliyetlerde birbirimizi desteklemeliyiz. Kırgızistan’daki bir gencin Türkiye’deki bilimsel gelişmelerden haberdar olması, Kazakistan’daki bir sanatçının Azerbaycan’da eserlerini sergilemesi veya Özbekistan’daki bir akademisyenin Anadolu’daki üniversitelerle ortak çalışmalar yürütmesi, bu birliğin somut örnekleridir.

Bu nedenle Türk dünyasına gönül vermiş gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerin, sanatçıların ve sivil toplum temsilcilerinin çalışmalarını önemsiyorum. Nurane Güler gibi isimlerin gayretleri daha fazla tanıtılmalı ve desteklenmelidir.

Millet sevgisi yalnızca sloganlardan ibaret değildir. Bazen bir çocuğun eğitimine destek olmak, bazen başka bir Türk yurdundaki kardeşinin meselesine sahip çıkmak, bazen kültürel bir organizasyon düzenlemek, bazen de farklı ülkelerde yaşayan insanları aynı gönül sofrasında buluşturmaktır.

Türk milliyetçiliğinin benim anladığım özü de budur: Kendi milletini seven, tarihini bilen, kültürünü koruyan; fakat başka milletlerin kültürüne ve insanlık değerlerine de saygı gösteren bir anlayış.

İhtiyacımız olan, içine kapanmış değil; dünyayla bütünleşen, köklerinden kopmadan geleceğe yürüyen güçlü bir Türk dünyasıdır.

TÜRK KADINININ EMEĞİNİ VE DEĞERLERİMİZİN KIYMETİNİ YAŞARKEN BİLELİM

Türk tarihinde kadınlar yalnızca aile hayatında değil, toplumsal ve millî mücadelelerde de önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Bugün de kadınlarımızın eğitimde, kültürde, sanatta, bilimde ve gazetecilikte ortaya koyduğu emekleri görünür kılmalıyız.

Nurane Güler’in çalışmaları ve Günel Abdullayeva’nın ona gösterdiği vefa, bu anlayışın değerli örnekleridir. Toplumların en büyük kayıplarından biri, değerli insanlarının kıymetini zamanında bilememesidir. İnsanlar yaşarken desteklenmeli, emekleri görülmeli ve başarıları takdir edilmelidir.

Türk dünyasının asıl zenginliği; milletine, kültürüne, kardeşliğe ve insanlığa hizmet etmeyi görev bilen insanlarıdır. Bu nedenle Nurane Güler gibi gönül insanlarını tanımalı, tanıtmalı ve çalışmalarını desteklemeli; Günel Abdullayeva gibi başkalarının emeğini görünür kılan insanların da kıymetini bilmeliyiz.

Türk dünyasının birliği, büyük sözlerden önce küçük ama samimi emeklerle kurulur. Nurane Güler’in sesi ve Günel Abdullayeva’nın vefası, bu kardeşlik yolunun değerli işaretleridir.

Unutmayalım: Türk dünyası önce gönüllerde birleşir; sevgiyle, emekle ve vefayla geleceğe yürür.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Kim kimden neyi öğrenecek Sn. Yazar.? Azerbaycan'da kadınların eğitim oranı % 98. Bunların yarısına yakını ikinci bir dili, dörtte biri birden fazla yabancı dil biliyor. Dünya ortalamasının en üstünde. Genel eğitim oranı ise % 99.9. Yani eğitim görmemiş neredeyse hiç kimse yok. Azerbaycan bir Türk Ulus Devleti. Onlarda kadın ve erkek diye bir ayrım hiç bir zaman ve hiç bir alanda söz konusu bile değil. Onların bizden ne öğreneceğini doğrusu merak ettim. Bizim onlardan öğrenmemiz gerekenler var aslında. Bizim yeniden Türk olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Onların bizden öğreneceği tek bir şey var. Bizim gibi olmamak için tedbir almak. Alıyorlar ve alacaklar. Türk kalacaklar.

Bu Yazıyı Paylaş