Köşe Yazısı

Ecevit’ten Özel’e

Ertuğrul Türkoğlu
Ertuğrul Türkoğlu
5 dk Sesli Dinle 0

Başka hatıratlarda da var ama en detaylı şekilde CHP eski Genel Sekreteri Kamil Kırıkoğlu anlatmış. İnönü Ecevit’in önünü kesmek için, hile, tehdit, şantaj ve baskı dahil her yola başvursa da sonuç alamaz. Kurultaya birkaç gün kala Ecevit’i destekleyen ağır topları Pembe Köşkte yemeğe davet eder. Amacı neden Ecevit’le hareket ettiklerini anlamak ve imkan varsa yanına çekmektir.
Yemekler yenir, kahveler ve çaylar içilirken İnönü sorar:’’ Arkadaşlar siz Ecevit’in 3 kazı güdemeyeceğini bilmez misiniz?’’ Ağır toplar ‘’Bilmez olur muyuz, elbette biliriz’’ mealinde cevaplar verirler. Milli Şef devam eder: ‘’Madem bilirsiniz de memleketi ve partiyi nasıl Bülent’e teslim edersiniz?’’
Kırıkoğlu söz alır ve ‘’ Efendim, partiyi Bülent Beye biz teslim etmiyoruz. Siz Feyzioğlu’nu tasfiye etmek için genel sekreter yaptığınızda cini şişeden çıkardınız. Artık ne siz ne biz ne de hep birlikte bu dalgayı kesemeyiz’’ der. ‘’Eğer Bülent Beye karşı olursak biz de tasfiye oluruz. Ama yanında olursak doğruları söyleriz, bazı yanlışları önleyebiliriz. Partililer ve halk durumu anladığında, hasarı gidermek ve yanlışları düzeltmek için görev başında oluruz’’ sözleriyle konuşmasını tamamlar. Hazırun Kamil Beyi tasdik eder.
Millet Kıbrıs Zaferinden dolayı, ilk başbakanlığında Ecevit’in Türkiye’yi yönetecek bilgi ve birikimden yoksun olduğunu anlayamadı. Sanıldı ki yaşanan ekonomik sıkıntıların tek nedeni çıkartmadır. Ama ikinci başbakanlığında millet Ecevit’i sildi. 1977 seçimlerinde %43 oranını yakalayan CHP, 1979’da %29’da kaldı. CHP sadece kemik oylarını alabildi.
Millet, darbecilerin 12 Eylül’den önce siyaset yapanların tamamını suçlayan kampanyalarına rağmen, Demirel’e teveccüh etti, Ecevit’ten uzak durdu. Ta ki, SHP ve CHP kötü yönetimleriyle ülkeyi ve belediyeleri mahvedene kadar. DYP-ANAP, 27 Şubatçılar-RP kavgaları, Öcalan’ın Amerikalılar tarafından Türkiye’ye teslim edilmesi ve Ecevit’in son başbakanlığının üzerinden yirmi yıl geçmiş olması, DSP’nin 1999 seçimlerinde %22 ile birinci olmasında etkili oldular. 2002 seçimlerinde, Ecevit ülkeyi yine ekonomik krize sokunca, DSP’nin oy oranı %1’e düştü.
Özgür Beyi Ecevit’e benzetiyorum. Ağzı laf yapıyor. Halkla nasıl ilişki kuracağını biliyor. Sempatik. Ama aynı Ecevit gibi devlet ve parti yönetecek bilgi ve birikime sahip değil. Sürekli yanlış kararlar veriyor.
Yeni Partinin kurulma dilekçesi verildikten hemen sonra Yargıtay, Yeni Partiyi uyarıyor: ‘’Yenilik isminde parti var. Yenilik, Yeni kelimesinden türemiş. Siyasi Partiler kanunundaki ifade net. İsimleri tek kelimeden oluşan partiler, başka bir partinin kullandığı isimden türemiş isimler kullanamazlar.’’ Yenilik kelimesi, Yeni sözcüğünden türetildiğine ve iki partinin ismi de tek kelimeden oluştuğuna göre, Yeni Parti ismi kullanılamaz.
Bu uyarı üzerine daha tabelalar, afişler yapılmadan ve millet ‘’Yeni’’ ismine alışmadan isim değiştirilmeliydi. Değiştirilmiyor. 2024 sonunda Yeni ismiyle parti kuran ve Yenilik Partisinin itirazı üzerine partisinin ismini değiştirmek zorunda kalan hanımefendi önce genel başkan yardımcılarını telefonla arayıp bilgilendiriyor. İsim değiştirilmeyince dört genel başkan yardımcısını bizzat ziyaret ediyor. Maalesef ciddiye alınmıyor.
Yenilik Partisinin mahkemeye yaptığı başvuru da dikkate alınmıyor. Yargıtayın bu başvuru üzerine gönderdiği ‘’İsminizi değiştirin’’ yazısı üzerine ‘’AYM kararını bekleyeceğiz. Yenilik ile Yeni benzer değil’’ açıklaması yapılıyor. AYM’nin ne karar vereceği belli. AYM ‘’Boş verin siyasi partiler kanunu Yeni ismini koyun’’ diyemez ki.
Ya AYM’nin karar vermesi altı ay sürerse, ya AYM bazı hukukçuların iddia ettiği tezi benimseyerek ‘’Yargıtay sizi ilk ikaz ettiğinde isim değiştirmeliydiniz’’ der ve partiyi hiç kurulmamış sayarsa ne olacak? Makaleyi kaleme aldığım an itibariyle, Yargıtayın siyasi partiler masasında Yeni Parti diye bir parti gözükmüyordu.
Partinin ismi ilk ikaz üzerinde değiştirilseydi bu kriz çıkmayacaktı. Kaldı ki Özel CHP genel başkanıyken defalarca mutlak butlana hazırlıklı olduklarını bir parti kurduklarını, mevcut bir partiyle anlaştıklarını açıklamıştı. Mutlak Butlan kararı çıkınca gördük ki hiçbir hazırlık yok. Devlet idare etme iddiasındaki kadrolar göz göre göre gelen mutlak butlana nasıl tedbir almazlar? Sadece laf ebeliği yapılarak ne parti yönetilir ne de memleket.
Sadece bunlar da değil. Değişimciler CHP’den ayrılırken, Yargıtay’ın, İstinafın kararını bozma ihtimaline karşı arkadaşlarının bir kısmını partide bırakıyorlar. Bu ekip, mutlak butlan kararı bozulursa, partiyi Kemal Beyden teslim alacak. Son derece mantıklı bir karar.
Gelin görün ki CHP’de kalan, CHP üyesi olan bu siyasetçiler sürekli Yeni Parti ve Özel ile ilgili paylaşımlar yapıyorlar. Yeni Partiye partimiz, Özgür Beye genel başkanımız ve liderimiz diyorlar. Yeni Partinin faaliyetlerine katılıyorlar. Bunu hangi parti kabul eder? CHP’de etmiyor ve bu siyasetçiler disipline sevk edilince istifa ediyorlar.
Eğer Yargıtay İstinafın kararını bozar ve Özel’in genel başkan olduğuna karar verirse, Özel’in ekibinin tamamı CHP’den ayrıldığından, partiyi yine Kemal Beyin ekibi teslim alacak. Olması gereken, CHP’de kalanların mahkeme karar verene kadar sakince beklemeleriydi. Partiden atılmalarına yol açacak bir hareket yapmamaları lazımdı.
Değişimcilerin mutlak butlanla gelen Kemal Beye ve A Takımına tepki göstermeleri makuldü. Bu tepkiyi il ve ilçe başkanlıklarını teslim etmeyerek, direnişe geçerek, CHP’ye ait para ve demirbaşlara el koyarak, ülke sathına yaymalarının ne anlamı vardı? Bugün itibariyle açılan dava sayısı iki yüzü geçti, muhtemelen bini geçecek. Her iki partinin kadroları mahkemelerle uğraşacaklar. Ceza alacaklar. Birbirlerine düşmanlaşacaklar. Genel ve yerel seçimlerde bir oyun bile önemi varken bu yapılacak iş miydi?
Özgür Beyin Mansur Beyle ilgili takip ettiği siyasette evlere şenlik. Muhalefetin seçimlerde iddialı olabilmesi için üç grubun; milliyetçi muhaliflerin, CHP’lilerin ve Yeni Partililerin oylarını firesiz alacak bir adaya ihtiyaçları var. Mansur bey bunu yapabilecek bir isim. Şu ana kadar süreci iyi yönetmiş. Muhalifler tarafından destekleniyor. Dile kolay Ankara’da %60 oy almış.
Ama Özgür Bey halen CHP üyesi olan ve istifa etmeyeceğini açıklayan Mansur Beyle ilgili ‘’Bizimle beraber, yaptığı her şeyden haberim var, Cumhurbaşkanına bilgim dahilinde gitti, Beni ofisimde ziyaret etti’’ gibi ifadeler kullanması CHP’lileri tahrik ediyor. Mansur Beye baskı yapmalarına yol açıyor. Bu davranışlar nedeniyle Mansur Beyin CHP’den ayrılması gerekse, ayrılmasa bile CHP’lilerin bir kısmının desteğini yitirse, seçim nasıl kazanılacak? Oysa Özgür Bey, Mansur Beyi zor duruma düşürecek hareketlerden kaçınmalıydı. Mansur beyin kendisine destek veren gruplara eşit mesafede durmasına olanak tanınmalıydı.
Velhasılıkelam Özel ve ekibi yanlış üzerine yanlış yapıyorlar. Yeni Parti sahip olduğunun üzerine koymuyor, tam tersine eriyor. Millette ‘’Bunlar beceriksiz’’ intibaı giderek güçleniyor. Muhalif seçmen iktidara ve çok yıpranan CHP’ye yönelmeyeceğine göre, eğer değerlendirebilirse, İyi Partinin önü açılıyor.

Bu Yazıyı Paylaş