Emanete ihanet, vatana kasıt: Titre ve kendine dön!
Dün 23 Nisan’dı. Kağıt üzerinde "Ulusal Egemenlik" dedik. Ama hangi egemenlik? Kimin egemenliği? Çocuklarımızın geleceği karanlık bir dehlize sürüklenirken, sokaklarımızda güvenliğin zerresi kalmamışken hangi bayramdan bahsediyoruz? Anlamlar yitirildi, kavramlar işgal edildi. En acısı da, bu işgalin bizzat "kurucu parti" iddiasındakilerin sessizliği ve iş birliğiyle yürütülmesidir.
Atatürk’ün Milliyetçiliğinden "Y-CHP" Savrulmasına
Şunu kimse unutmasın: Bu devleti kuran irade, katıksız bir Türk Milliyetçiliği iradesidir. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, bu cumhuriyeti kozmopolit bir hayal üzerine değil, Türk ulus devletinin sarsılmaz kodları üzerine inşa ettiler. Bugün "Y-CHP" adıyla karşımıza dikilen yapı, Atatürk’ün emanetine açıkça ihanet içindedir. Kurucu kodları; yani Türkçülüğü ve ulus devlet ilkelerini bir kenara itip, "bir başka millet" iddiasındaki terör uzantılarıyla ortak payda aramak, savaş kazanmış bir milletin evlatlarına yakışmaz. Bu, bir siyasi tercih değil, tarihsel bir intihardır!
Mağlubiyet Psikolojisinden Çıkın!
Sanki bu vatanın sahibi biz değilmişiz, sanki bir savaşı kaybetmişiz gibi pısırık, sünepe ve tavizkar bir dil her yanı sarmış. Seçilmiş vekiller, terörle arasına mesafe koyamayanlarla "nasıl ortaklık yaparız" diye takla atıyor. Macaristan ve İran örnekleri gösteriyor ki; halk kendi öz değerlerine dönen, dik duran iradeyi gördüğünde umut yeniden yeşeriyor. Ama bizde, kurucu partinin bu kodlara dönmek yerine Türk milliyetçilerinin umudunu kırmak için özel bir çaba sarf ettiğini görüyoruz.
Kibir Hapishanesindeki Milliyetçiler
Gözümüzü gerçek kaleye, Türk milliyetçilerinin partilerine çeviriyoruz. Orada ne var? Kişisel husumetler, devasa kibirler ve "küçük olsun benim olsun" sığlığı. Beyler, vatanın bekası söz konusuyken sizin kişisel kavgalarınızın zerre kıymeti yoktur! Yumurta kapıya geldi, artık "zamanı var" deme lüksünüz bitti. Vatan paydasında, asgari müşterekte birleşmek için daha neyi bekliyorsunuz? Gökten bir işaret mi inmesini umuyorsunuz?
%20 Bir Başlangıçtır, Bir Mecburiyettir!
Eğer Türk milliyetçileri o kadim teşkilatlanma kabiliyetlerini, o sarsılmaz organize olma güçlerini bugün kullanmayacaklarsa ne zaman kullanacaklar? Anahtar partisi hariç; tüm milliyetçi yapılar, STK’lar ve bu davanın namuslu isimleri yarın değil, HEMEN ŞİMDİ bir araya gelip yol haritasını çizmelidir. Eğer bu birleşme sağlanırsa, iddia ediyorum: %20 barajı sadece bir tabandır.
Son İhtar:
Siyasi ikballerini milletin ali menfaatlerinin önüne koyanları ne bu tarih affeder, ne de Atatürk’ün izindeki Türk gençliği. Ya kurucu kodlara, Türk milliyetçiliğinin o sert ve tavizsiz çizgisine döneceksiniz; ya da tarihin çöplüğünde ihanetle anılanların yanında yerinizi alacaksınız.
Zaman daralıyor, Türk milleti şahlanmak için bir irade bekliyor!
Yazarın Diğer Yazıları
- Saray Kibri, Doymak Bilmez Hırs ve Bir Devletin Çöküşü
- Mekke Anlaşması İçime Hiç Sinmedi, Sinmeyecek
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
- Tarih Doğru Tarafta Olanları Yazacak
- Bölgesel Borsa, Leş Kargaları ve İç Piyasa İllüzyonu
Yorumlar
- Alp Demir
Aklıma gelmişken, şunu da belirtmek istiyorum. Atatürk ' Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti denir' diyor. Ve bu anayasada kabul ediliyor. Buradan çıkan sonuç da şudur. Türk Milleti değilsen, Cumhuriyetin kurucularından da değilsin demektir. Gayet açıktır. Cumhuriyetin kurucularından olduğunu iddia etmek için Türk kimliğini kabul etmiş olman şartı vardır. O şart yerine gelmiyorsa, kurucu falan değilsin.
- Alp Demir
Elinize ağzınıza sağlık. Altına imzamı atıyorum
