Köşe Yazısı

Engel/li

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
2 dk Sesli Dinle 4

“Engelli” dediğimizde neyi kastederiz?

Bir bedeni mi?

Bir eksikliği mi?

Yoksa bizim görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz bir gerçeği mi?

Çünkü bazı engeller vardır;

Doğuştandır…

Bir hastalığın içinden gelir…

Bir kazanın ardından hayatın ortasına düşer…

Ve insan, o engelle birlikte yaşamayı öğrenir.

Yolunu yeniden çizer.

Varlığını eksiltmeden sürdürür.

Buna kimsenin sözü yok.

Buna sadece saygı duyulur.

Baş üstüne denir.

Ama…

Bir de öyle engeller var ki;

Ne kaderdir,

Ne alın yazısı,

Ne de imtihan…

Onlar, insanın kendi elleriyle ördüğü duvarlardır.

Vicdanını kapatan,

Aklını susturan,

Ahlakını askıya alan insanların

Kendilerine koydukları görünmez engeller…

Asıl tehlike burada başlar.

Çünkü bedensel engel, insanı hayattan koparmaz.

Ama vicdan engeli, insanı insanlıktan çıkarır.

Geçtiğimiz günlerde,

Ankara İl Engelli Meclis Başkanı Sayın M. Veysi Sayın ile

Engelliler platformu üzerinden yaptığımız görüşmede

çok şey konuşuldu…

Ama bir cümle vardı ki,

Sadece kulağıma değil, doğrudan kalbime çarptı:

“Sadece engelliler değil, onların aileleri de bizim ailemizdir.”

İşte mesele tam da burada…

Engeli sadece bireyin üzerinde gören bir bakış,

Aslında en büyük körlüktür.

Çünkü o yükü birlikte taşıyan aileyi görmeyen,

Toplumu zaten hiç görmez.

Empati, uzaktan bakmak değildir.

Empati, yükün altına girmeyi göze almaktır.

Ve şunu artık açıkça söylemek gerekiyor:

Bu ülkede asıl eksik olan şey

bilgi değil…

Bilinçtir.

Bilgi anlatır.

Ama bilinç, harekete geçirir.

Bilgi duyar.

Ama bilinç, sorumluluk alır.

Bilgi bilir.

Ama bilinç, değiştirir.

Eğer yaptığımız işlerde sadece “bilgi” varsa,

Ortaya çıkan şey bir faaliyet olur.

Ama içinde “bilinç” varsa,

İşte o zaman umut doğar.

Gerçek umut…

Gösterişten uzak,

Sessiz ama derin,

İnsana dokunan bir umut.

Bugün bir kez daha görüyoruz ki;

Engel, bedende değil…

Engel, bakıştadır.

Ve Allah hepimizi

bedensel engellerden önce,

vicdan, ahlak ve akıl engelinden muhafaza etsin.

Çünkü bir toplumun çöküşü,

tekerlekli sandalye ile değil…

duyarsız kalplerle başlar.

Bir avuç insan bu platforma hizmet ediyorsa!

Engelli kardeşlerimiz…

Onlar hayata tutunuyor…

Peki ya sen, insanlığına?

Engel sandığın şey bedenlerde değil…

Asıl engel,

görüp de görmeyen vicdanlarda.

Vicdanını kaybetme.

Çünkü insanı asıl eksilten,

beden değil…

duyarsızlıktır.

Saygıyla selamlıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Sedat Türe

    Engelli olmak üzerine çok güzel bir yazı. Gerçek engelin ne olduğu, fizksel engelin ise aşılabilir olduğunu vurgulayan, aydınlatıcı ve edebi bir yazı. Teşekkürler..

  • Nuray Kurt

    Asıl engel, görüp de görmeyen vicdanlarda Alabilene…kaleminize sağlık üstadım

  • mustafa memis

    Engelli deyince sadece tekerlekli sandalye aklınıza gelmesin. Öylesine çok engelli hastalık var ki ; zihinsel, bedensel (ortopedik), işitme, görme, dil-konuşma, ruhsal-duygusal, süreğen (kronik) hastalıklar ve yaygın gelişimsel bozukluklar.. Burada hastadan çok ona bakanlar ve ailesi psikoljik olarak etkilenmektedir. Devletin engelli hastalara ve ailelerine yok denecek katkısı olmakta hatta olanlarda minimize edilerek azaltılmaktadır. Çok değerli bir yazı kaleminize yüreğinize sağlık.

  • Sultan Eroğlu

    Çok anlamlı ve düşündürücü bir yazı olmuş Asuman Hanım. Emeğinize sağlık

Bu Yazıyı Paylaş