Kaç Kuş?
Memleket uzun zamandır bir buhranın içinde.
Ekonomik buhran...
Güven buhranı...
Gelecek buhranı...
Ama nedense bütün bu buhranların ortasında, ülkenin gündemi bir anda tek bir başlığa kilitlenebiliyor.
Sabah siyaset...
Öğlen siyaset...
Akşam siyaset...
Televizyonda siyaset...
Telefonda siyaset...
Sosyal medyada siyaset...
Evde siyaset...
Kahvede siyaset...
Sanki memleketin başka hiçbir meselesi kalmamış gibi.
Oysa insan ister istemez soruyor:
Bugün ülkenin en büyük problemi gerçekten sosyal medyada tartışılan siyasi başlıklar mı?
Yoksa markette her gün değişen etiketler mi?
Yoksa kiralar mı?
Yoksa gençlerin gelecek kaygısı mı?
Yoksa emeklinin ay sonunu getirememesi mi?
İnsanlar evlerine ekmek götürmenin hesabını yaparken, biz günlerdir neyi konuşuyoruz?
Ve daha önemlisi...
Neyi konuşmuyoruz?
İşte tam burada aklıma aynı soru geliyor:
Bir taşla kaç kuş vuruluyor?
Çünkü bazı siyasi hamleler vardır; görünen hedef birdir ama sonuçları çok daha fazladır.
Birileri yıpratılır.
Toplum biraz daha ikiye ayrılır.
Taraflar biraz daha keskinleşir.
İnsanlar biraz daha birbirine öfkelenir.
Ve bütün bunlar olurken asıl konuşulması gereken meseleler arka plana itilir.
Siyasetin en büyük başarısı bazen bir sorunu çözmek değil, herkesin aynı yere bakmasını sağlamaktır.
O yüzden asıl soru şudur:
Biz gerçekten önümüzde duran meseleyi mi konuşuyoruz?
Yoksa konuşmamız istenen meseleyi mi?
Hatırlıyorum...
Çocukluğumda annemin misafirleri gelir, saatlerce sohbet edilirdi.
İnsanlar hayatı konuşurdu.
Geçimi konuşurdu.
Çocuklarını konuşurdu.
Kimse sabah akşam siyasi tartışmaların içinde yaşamazdı.
Bugün ise durum bambaşka.
Herkes siyasi yorumcu.
Herkes bir tarafın savunucusu.
Herkes öfkeli.
Ama nedense kimse huzurlu değil.
Çünkü buhran sadece ekonomide yaşanmıyor.
Buhran artık toplumun ruhuna da yayılıyor.
İnsanlar birbirini anlamaktan çok suçlamaya çalışıyor.
Dinlemekten çok cevap vermeye çalışıyor.
Düşünmekten çok taraf seçiyor.
Ve tam da burada insanın aklına şu soru geliyor:
Bu gerçekten bir gündem mi?
Yoksa ustaca kurgulanmış bir gündem yönetimi mi?
Çünkü sonuçlara bakınca tablo dikkat çekiyor.
Bir kişi tartışılıyor.
Bir kesim hedefe konuluyor.
Toplum biraz daha bölünüyor.
Ve milyonların yaşadığı ekonomik sıkıntılar birkaç dakikalık haber konusu olmaktan öteye geçemiyor.
Ben siyasetçi değilim.
Siyasi analist de değilim.
Ben sadece bu ülkenin sıradan bir vatandaşıyım.
Ama vatandaş olmanın verdiği bir hak var:
Gördüğünü sormak.
Duyduğunu sorgulamak.
Ve bugün sormadan geçemiyorum:
Memleket bu kadar buhran içindeyken, gerçekten konuşmamız gereken şey bu mu?
Yoksa biz kuşları sayarken, memleketin asıl meselelerini gözden mi kaçırıyoruz?
Belki de asıl soru şudur:
Bir taşla kaç kuş vurulduğunu konuşurken, o taşı kimin attığını değil, neden attığını sorguluyor muyuz?
Saygılar
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Sedat Türe
Sorgulayan ruhu uyandırmayı ve canlı tutmayı amaçlayan müstesna bir yazı. Tebrikler
- Tekin
Kaleminize sağlık. Günümüzün en önemli sorunlarından birine çok sade, anlaşılır ve düşündürücü bir şekilde değinmişsiniz. İnsanları taraf olmaya değil, düşünmeye ve sorgulamaya davet eden bir bakış açısı sunmanız oldukça değerli. Özellikle gündemin yoğunluğu içinde asıl meselelerin gözden kaçırılabildiğini hatırlatmanız, birçok kişinin hislerine tercüman olmuş. Farklı görüşlerden insanların bile üzerinde düşünmesi gereken önemli sorular ortaya koymuşsunuz. Emeğinize ve cesaretinize teşekkür ederim.
- Elif Aldatmaz
Tam da mesele bu kimler kiminle siyasetin en çirkin yönlerini gördük malesef son yıllarda bu nedenle asıl meseleyi unuttur sanal gündem oluştur maymun parmağa insan parmağın yönüne bakar en önemli fark bu yönü gorebilenlerden olduğunuz için sizi kutluyorum Asuman hanım.
- Hülya altınışık
Çok haklısınız.
