Köşe Yazısı

Kıyım

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
2 dk Sesli Dinle 2

Her yeni gün, dünkü geceden ödünç alınır.
Gece ne kadar koyu olursa olsun, güneş her sabah bütün ihtişamıyla doğar.
Ama bugün gökyüzüne bakarken bile gözüm yeryüzünden ayrılamıyor.
Çünkü asıl karanlık artık gecede değil; insanın birbirine, adalete ve vicdana bakışında büyüyor.
Neresinden tutsak elimizde kalan, hep artıklar oluyor.
Çünkü kıyım artık sadece savaş meydanlarında yaşanmıyor. Hayatın tam ortasında, her gün biraz daha sessiz ve görünmez hâlde büyüyor. Önce merhameti buduyor, sonra umudu, sonra güveni… En sonunda da insanı insandan eksiltiyor.
Gündeme düşen gencecik ölümler…
Hak arayan mağdurlar…
Af bekleyen aileler…
Siyasetin dibinin de dibini gördüren çıkmazlar…
Geçim derdinin altında ezilen insanlar…
Manevi yoksulluk, ahlaki savrulmalar, birbirine yabancılaşan kalabalıklar…
Hangisini başlık yapalım?
Asıl korkutucu olan bunların hiçbiri değil.
Asıl korkutucu olan, bunlara alışıyor oluşumuz.
Bir zamanlar hepimizi yerinden oynatacak acılar, bugün birkaç saatlik haberin içine sıkışıp geçiyor. Bir acının dumanı tüterken diğerinin ateşi sönüyor. Yas bile hızın içinde tüketiliyor.
Ve insan ister istemez soruyor:
Ne zaman geldik bu uçurumun kenarına?
Bir günde mi?
Bir seçimde mi?
Bir kararla mı?
Yoksa her gün biraz daha sessiz kalarak, küçük yanlışları görmezden gelerek, vicdanı yavaş yavaş susturarak mı?
Belki de uçuruma koşarak gelmedik.
Belki yıllardır fark etmeden, santim santim yaklaştık.
Şimdi ise çoğumuz uçurumun kenarında yaşamayı normal sanıyor; aşağıya bakıyoruz ama birbirimizin gözlerinin içine bakmaya cesaret edemiyoruz.
Ben insanları rahatlatan cümleler kurmak istemiyorum.
Çünkü bazen bir kalemin görevi teselli etmek değil, uyandırmaktır.
"Çözümün ne?" diye soranlar olacaktır.
Haklıdırlar.
Ama çözüm üretmek, bunun için yetki verdiğimiz yöneticilerin sorumluluğudur. Ben çözüm mercii değilim.
Ben; gördüğünü yazan, hissettiğini saklamayan, şahit olduklarının alarmını çalan bir garip kelam, bir garip kalemim.
Belki bir yazı tek başına hiçbir şeyi değiştirmez.
Ama bazen bir cümle, uzun bir sessizlikten daha güçlüdür.
Çünkü bazı zamanlarda susmak, sadece sessizlik değildir.
Susmak, kıyımın sessiz tanığı olmaktır.
Ve şunu unutmamak gerekir:
Her kıyım, içinde bir kıyamı büyütür.
İnanıyorum ki: Kıyım varsa, bir gün kıyam da olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Sedat Türe

    Uyandırma esaslı güzel bir makale. Sessizlerşn sesi ve öncüsü. Teşekkürler..

  • Elif Aldatmaz

    Her kıyım sessizliğin sonunda her kıyam ise farkındalığın olduğu yerde başlar onun için de bu toplumu da bir gün kıyama kalkacağını umudunu taşıyoruz çok güzel kalem almışsınız Asuman hanım tebrik ediyorum sizi.

Bu Yazıyı Paylaş