Presia'yı (İran) 1000 yıl biz yönettik
DÜNYANIN İLK İMPARATORLUĞU OLAN PERSİA'YI (İRAN) 1000 YIL BİZ TÜRKLER YÖNETTİK VE İRAN’IN TARİHSEL KİMLİĞİ
İlk Büyük İmparatorluk...Persler ve Ahamenişler
İran coğrafyası, dünya tarihinin en eski ve en köklü devlet geleneklerinden birine sahiptir.
Pers kökenli Ahameniş İmparatorluğu, Büyük Kiros (II. Kyros) tarafından yaklaşık MÖ 550 yılında kurulmuştur. Bu imparatorluk; Anadolu’dan Hindistan’a, Orta Asya’dan Mısır’a kadar uzanan geniş topraklara hükmetmiş ve tarihteki ilk büyük çok uluslu imparatorluklardan biri olmuştur.
Ahamenişler, yalnızca askerî güçleriyle değil; geliştirdikleri idari sistem, satraplık yönetimi, yol ağı, hukuk düzeni ve farklı inançlara karşı görece hoşgörülü yaklaşımlarıyla da dikkat çekmiştir. Bu yönüyle İran, daha antik çağlardan itibaren güçlü bir devlet geleneğine sahip olmuştur. Persler ile İngilizler arasında bir soy yakınlıgi bulunmakta olup her iki dil arasında yüzlerce aynı kökenli kelimeler bulunmaktadır.
“Persia”dan “İran”a, İsim Değişikliğinin Tarihi
Batı dünyasında ülke uzun süre “Persia” (Persya) adıyla tanınmıştır. Ancak 1935 yılında, dönemin hükümdarı Şah Rıza Pehlevi, uluslararası alanda ülkenin resmî adının “İran” olarak kullanılmasını istemiştir. “İran” kelimesi, Orta Farsça “Ērān” sözcüğünden gelir ve köken olarak “Aryan halkların ülkesi” anlamına dayanır. Buradaki “Aryan” ifadesi, tarihsel ve dilbilimsel bir kavram olup eski Hint-İran topluluklarını tanımlamak için kullanılmıştır. Modern dönemdeki ırkçı ideolojilerle doğrudan aynı anlamda değerlendirilmemelidir.
Pehlevi Dönemi: Modernleşme ve Batı ile Yakınlaşma (1925–1979)
Rıza Şah Pehlevi (1925–1941)
Rıza Şah, Kaçar Hanedanı’na son vererek 1925 yılında Pehlevi Hanedanı’nı kurdu. Bu dönem, güçlü bir merkeziyetçi devlet yapısı, laik hukuk düzenlemeleri ve Batı tarzı modernleşme hamleleriyle öne çıktı.
Muhammed Rıza Şah Pehlevi (1941–1979)
II. Dünya Savaşı sırasında tahta geçen Muhammed Rıza Şah döneminde İran, özellikle ABD ve İngiltere ile yakın ilişkiler geliştirdi. 1953 yılında Başbakan Muhammed Musaddık’ın devrilmesi, dış müdahalenin İran siyaseti üzerindeki etkisini gösteren önemli bir kırılma noktasıdır.
Bu dönemde yürütülen ulus-devlet inşa politikaları, ülkedeki farklı etnik toplulukların kültürel hakları konusunda tartışmalara yol açmıştır. Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer gruplar açısından ana dil ve kültürel kimlik alanlarında kısıtlamalar yaşandığı yönünde eleştiriler bulunmaktadır.
1979 İslam Devrimi ve Yeni Rejim
Artan toplumsal huzursuzluk, ekonomik eşitsizlikler ve siyasal baskılar sonucunda 1979 yılında İran İslam Devrimi gerçekleşti. Şah ülkeyi terk etti ve sürgüne gitti. Devrimin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni, İran’a dönerek yeni rejimin kurucu lideri oldu.
Humeyni’nin liderliğinde kurulan sistem, “Velâyet-i Fakih” (İslam hukukçusunun velayeti) ilkesine dayanan teokratik bir yönetim modelini benimsedi.
Humeyni’nin 1989 yılında vefatının ardından, İran’ın en yüksek siyasi ve dini otoritesi olan Dini Liderlik makamına Ayetullah Ali Hamaney getirildi. Hamaney bu görevini günümüzde de sürdürmektedir.
İran Coğrafyasında Türk Hakimiyeti (11. Yüzyıldan 20. Yüzyıla)
İran tarihi yalnızca Pers hanedanlarıyla sınırlı değildir. Orta Çağ’dan itibaren İran topraklarında birçok Türk kökenli devlet ve hanedan hüküm sürmüştür.
Başlıca Türk Hanedanları:
Gazneliler (10–12. yüzyıl)
Büyük Selçuklu Devleti (1040–1157)
Sultan Melikşah döneminde İsfahan başkent olmuş, İran coğrafyası Selçuklu idari ve kültürel sisteminin merkezi hâline gelmiştir.
Harzemşahlar
İlhanlılar (Moğol kökenli olmakla birlikte zamanla Türkleşmiş yönetim yapısı)
Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen devletleri
Safevî Devleti (1501–1736)
Safevî ordusunun ve yönetici kadrosunun önemli kısmı Türk kökenli alevi unsurlardan oluşuyordu.
Afşar Hanedanı (Nadir Şah)
Kaçar Hanedanı (1796–1925)
Bu tablo, İran’ın yaklaşık bin yıla yakın bir süre boyunca Türk hanedanlarının siyasi ve askerî etkisi altında kaldığını göstermektedir. Bu dönemlerde Türkçe, saray ve ordu dili olarak önemli bir yer tutmuş; kültürel etkileşim iki toplum arasında derin izler bırakmıştır.
Günümüzde İran’daki Türk Nüfusu
İran, çok etnili bir toplumsal yapıya sahiptir. Ülkedeki en büyük etnik gruplardan biri Türklerdir. Özellikle Azerbaycan Türkleri, ülkenin kuzeybatısında yoğunlaşmıştır. Bunun yanında Kaşkaylar, Türkmenler ve diğer Türk toplulukları da İran’ın farklı bölgelerinde yaşamaktadır.
Nüfus sayımları etnik kimliğe göre yapılmadığı için kesin rakamlar bilinmemekle birlikte, akademik ve demografik tahminlerde İran’daki Türk nüfusunun yaklaşık 25–35 milyon arasında olduğu ifade edilmektedir.
Çok Katmanlı Bir Medeniyet Coğrafyası
İran tarihi, yalnızca Pers kimliği üzerinden okunamayacak kadar zengin ve çok katmanlıdır. Bu topraklar yüzyıllar boyunca Persler, Türkler, Kürtler, Araplar, Beluçlar ve diğer birçok halkın katkılarıyla şekillenmiştir.
Dolayısıyla İran’ın tarihsel mirası, tek bir etnik unsurdan ziyade, farklı kültürlerin iç içe geçtiği ortak bir medeniyet birikimini yansıtmaktadır.
Bugün ki İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'da Türk'tür.
Ne yazık ki İran, iç karışıklıklar, savaşlar, ambargolar ile boğuşmaktadır. Rejim ve İdari olarak siyasi ve ekonomik anlamda istikrarsızlık ile 100 yıldır uğraşmaktadır. 1925 yılından 1979 yılına kadar 54 yıl Amerikancı ve batıcı bir rejim, 1979 yılından bugüne kadar ise 47 yıldır Şia temelli molla rejimi içindedir. Irak ile 10 yıl süren bir savaş, İsrail ile sürekli savaş, vekil güçleri oluşturma politikaları, Humeyni devrimi ihracı siyaseti, Şia yayilmacılığı hedefi nükleer silah düşüncesi ve ambargolar ile halkını mahveden bir yol izlemiş ve hiçbirini de başaramamıştır.
6 ay önce İsrail ile 12 gün savaşı ve Amerikan bombardımanı sonrası, ekonomik sebeb ve kışkırtmaları dayalı protestolarda 7 bin kişi hayati kaybetmiş şimdi ise Amerika donanması kuşatması ile yeniden bombalanma tehlikesi yaşamaktadır.
Dünya her türlü emperyalizm siyonizm, ırkçılık, faşizm, sömürgecilik, kolonizm, komünizm, kapitalizm, diktatörlük, soykırım, savaş, işgal, iskence, zalimlik, zulüm terör, uyuşturucu ve ticareti, organ ve insan kaçakçılığı, tecavüzler, kadına ve çocuklara şiddet, adaletsizlik, haksızlık, küresel ısınma ve iklim değişikliği çevre ve suların, , kirliliği ve hepsine karşı olmak zorundadır. Yoksa bunlar her ülke için ileride bela olacaktır.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Alp Demir
Ne yazık ki bu gün İran'ı bir arada tutan sadece mezheptir. Bu da 21. yüzyılda miadı dolmuş, kırılgan bir yapıştırıcı. İran'ı yöneten eski Türkler yok artık. O adamlar bu gün Türkiye'de de yok maalesef. Adına Türk demek adetten olmuş adamların yönettiği şey de bu kadar olabiliyor. O adamların her biri birkaç dil, tarih, coğrafya, matematik, astroloji bilen çok iyi yetişmiş asker adamlardı. Kahvehaneden toplanmış futbolcular, ya da köfteciden çıkartılan şımarık veletler değildi.
