Rusya Almanya'yı Vuracak mı? Belarus'tan Berline'e Bir Savaş Senaryosu
Son zamanlarda yaşanan Moskova ile Berlin arasındaki gerilim, klasik diplomatik kriz sınırlarını çoktan aşmış durumdadır.Almanya bir yandan Ukrayna’nın en önemli askerî ve ekonomik destekçilerinden biri hâline gelirken, Rusya diğer yandan Almanya’yı Avrupa’daki yeni güvenlik mimarisinin merkezindeki ülkelerden biri olarak konumlandırıyor.
Bu bağlamda son günlerde basına yansıyan haberler de oldukça dikkat çekici görünüyor. Leipzig/Halle Havalimanı'nda Ukrayna'ya ait uçakların bulunduğu bölgede patlayıcı taşıyan bir İHA'nın bulunması, Almanya'da ciddi bir güvenlik krizine dönüştü. Alman hükümeti daha sonra saldırının arkasında Rus devlet kurumlarının bulunduğuna dair bulgular olduğunu açıkladı. Moskova ise suçlamaları reddediyor.
Ardından Berlin Rus konsolosluğunu ve Rusya bağlantılı kültürel yapılanmaları hedef alan diplomatik tedbirler aldı; Moskova da Goethe-Institut'un Rusya'daki merkezlerini kapatma kararıyla karşılık verdi. Böylece Avrupa’da mesele yalnızca Ukrayna savaşından ibaret olmaktan çıktı. Şimdi gelinen son noktada; Moskova gerçekten Almanya'ya savaş açmaya mı hazırlanıyor, yoksa Almanya'yı savaşmadan geri adım attırmaya mı çalışıyor? PekiBelarus burada denklemin içinde mi? Ya da neden denklemin içinde? Aslında burada Belarus'u doğru yere koymak gerekiyor.Belarus, Rusya'nın vuracağı ilk ülke değil; tam tersine Moskova'nın Avrupa'ya karşı stratejik askerî mimarisinin ileri unsurlarından biridir. 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı saldırısında Belarus toprakları Rus kuvvetlerinin Kiev yönündeki operasyonlarında kullanılmıştı. 2026'da ise Ukrayna makamları yeniden Belarus üzerinden kuzey cephesinin açılabileceği konusunda uyarılar yapıyor. Dolayısıyla “Belarus, Polonya/Baltıklar, Almanya” şeklinde düşünmek, Rusya'nın olası askerî baskı eksenini anlamak açısından daha doğru olur. Çünkü Belarus'un stratejik önemi yalnızca Belarus'un kendisi değildir.Belarus, Rusya ile NATO arasındaki temas hattının jeopolitik kapılarından biridir.
Özellikle Belarus ile Kaliningrad arasında bulunan Suwałki koridoru, NATO'nun Baltık ülkeleriyle kara bağlantısı açısından kritik önemdedir. Bu nedenle Rusya açısından Belarus: Ukrayna'nın kuzeyini baskı altında tutan bir alan, NATO'nun doğu kanadına baskı aracı, Kaliningrad'ın güvenliği açısından stratejik bölge, Polonya ve Baltıklar üzerinde psikolojik baskı unsuru, Avrupa'nın askerî sevkiyatlarını zorlaştırabilecek bir coğrafi kaldıraçtır. Almanya ise bu zincirin çok daha gerisinde bulunmasına rağmen lojistik ve siyasi merkezidir. Bu sebeple Rusya’nın ana hedefi doğrudan Almanya değildir. Açık ve net bir şekilde görülüyor ki ana hedef Avrupa’nın karar verme kapasitesine yöneliktir. Alman tarafına bakıldığında ise; Alman ordusu da artık Rusya'yı gelecekteki temel güvenlik tehdidi olarak açık biçimde değerlendiriyor.Bundeswehr'in 2026'daki Quadriga tatbikatında amaç, Almanya ve NATO topraklarının savunulmasına yönelik gerçekçi koşullarda hazırlık yapmak olarak açıklanırken, Alman ordusu Rusya'yı Avrupa güvenliği açısından en önemli tehdit olarak tanımlıyor. Daha da önemlisi, Almanya'nın hazırladığı Operational Plan Germany, ülkenin olası bir NATO krizinde yüz binlerce müttefik askerinin Avrupa'ya aktarılacağı ana lojistik merkezlerden biri olmasını öngörüyor. Bundeswehr, kriz hâlinde altı ay içinde NATO'nun dış sınırlarına doğru 800 bin kadar askerin Almanya üzerinden sevk edilebileceğini belirtiyor.
Görüldüğü üzere Moskova açısından Almanya'nın önemi şudur: Almanya savaşın cephesi olmayabilir evet; fakat savaşın Avrupa'daki lojistik omurgası olabilir. Bu nedenle Almanya'yı baskı altına almak, NATO'nun askerî kapasitesini doğrudan yok etmekten daha düşük maliyetli bir strateji olabilir. Burada elbette tarihsel hafızanın Rus stratejik düşüncesindeki önemini göz ardı etmemek gerekiyor. Rus güvenlik kültüründe Avrupa'dan gelen saldırılar yalnızca tarih kitaplarının konusu değildir. 1812'de Napolyon'un Rusya seferi, Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı travmalar ve özellikle 1941'de Nazi Almanyası'nın Sovyetler Birliği'ne saldırısı, Rus stratejik hafızasında Avrupa'dan gelebilecek kara saldırısı fikrini olağanüstü güçlü hâle getirdi.Bugün Kremlin'in söyleminde Almanya'nın yeniden askerîleştirilmesi bu tarihsel hafızayla sürekli ilişkilendiriliyor.Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 2026'da Friedrich Merz'in “Alman ordusunu yeniden Avrupa'nın en güçlü ordusu yapma” yönündeki açıklamalarına tepki verirken Almanya'nın geçmişine ve Hitler dönemine gönderme yapması bunun açık örneklerinden biridir.
Burada tarih, yalnızca geçmişi anlatmak için kullanılmıyor. Tarih, bugünkü stratejik tehdidi meşrulaştırmak için yeniden siyasallaştırılıyor. Rus söyleminin mantığı kabaca şöyledir: Almanya yeniden silahlanıyor, Almanya Ukrayna'yı destekliyor, Ukrayna Rusya'ya saldırabilecek kapasite kazanıyor, Almanya Rusya'ya karşı tarihsel olarak yeniden askerî güç oluşturuyor bağlamındadır. Elbette bu zincirin her halkasının doğruluğu ayrı ayrı tartışılabilir. Fakat stratejik açıdan önemli olan şey başka bir şeydir: Kremlin'in bu zinciri nasıl algıladığı ve nasıl kullandığıdır. GERASİMOV, bize tam da bu durumla ilgili DAHA GENİŞ BİR ÇERÇEVE çiziyor: SAVAŞIN EŞİĞİNDE KALMAK. Yani burada “hibrit savaş” kavramı devreye giriyor.NATO, Rusya'nın Avrupa'daki faaliyetleri arasında sabotaj, siber saldırılar, dezenformasyon, kritik altyapıya yönelik eylemler, siyasi nüfuz operasyonları ve sınır provokasyonlarını özellikle vurguluyor. Almanya'daki son olaylar da bu açıdan dikkat çekicidir. Reuters'a göre Almanya'da son dönemde enerji altyapısından demiryollarına, havalimanlarından savunma sektörüne kadar uzanan çeşitli sabotaj ve saldırı vakaları güvenlik gündeminin merkezine oturdu. Dolayısıyla karşımızdaki savaş modeli: Tank, sınır ve işgal yoluyla olmak zorunda değildir. Artık yeni model: Siber saldırı, sabotaj,dezenformasyon, ekonomik baskı, siyasi kutuplaşma, askerî tehdit, caydırıcılık testi şeklinde ilerleyebilir. Bu, NATO'nun savaş eşiğinin hemen altında yürütülen bir mücadeledir.
PEKİRUSYA GERÇEKTEN ALMANYA'YA SALDIRABİLİR Mİ?
Burada üç senaryo vardır. Birinci senaryoda; Doğrudan Almanya'ya saldırı düşük olasılıklıdır. Çünkü Almanya'ya yönelik açık bir askerî saldırı, Rusya açısından Almanya'yı değil NATO'yu karşısına almak anlamına gelir. NATO’da Rusya'yı Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik en ciddi ve doğrudan tehdit olarak tanımlıyor ve caydırıcılık kapasitesini artırıyor. Üstelik Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb’da Ağustos 2026'da Rusya'nın bir NATO ülkesine doğrudan saldırmasının Moskova açısından mantıklı olmayacağını söyledi. İkinci senaryo işte asıl en tehlikeli olan senaryo; Baltıklar/Doğu Avrupa üzerinden NATO'yu test etmek. Rusya doğrudan Almanya'yı hedef almak yerine NATO'nun daha kırılgan görülen bir noktasını test edebilir.Örneğin Baltık bölgesindeki bir kriz. Bu durumda mesele Almanya'ya saldırmak değil: “NATO gerçekten birbirini savunacak mı?” sorusunu test etmek olur. RUSI'nin 2026 analizinde de temel tartışma buydu: Moskova ile NATO arasında doğrudan savaş kaçınılmaz değil, fakat Rusya'nın NATO'nun siyasi iradesini ve caydırıcılığını test etme alanı bulunmaktadır. Üçüncü senaryo ise; ALMANYA'YA HİBRİT SAVAŞ düzenlemek. En reel senaryo bugünün konjonktüründe budur.Çünkü bunun emareleri zaten mevcut. Alman General Alexander Sollfrank da 2025'te Rusya'nın Almanya'yı zaten hibrit saldırıların hedefi hâline getirdiğini belirtmişti. Bununla birlikte Almanya ve NATO'nun o aşamada Rusya'nın Almanya'ya yönelik doğrudan askerî saldırısını yakın vadede olası görmediğini de açıkça ifade etmişti. Bu ayrım çok önemli:“Rusya Almanya'yı hedefliyor” ile “Rusya Almanya'yı işgal edecek” aynı şey değildir.
ASIL HEDEF: ALMANYA'NIN SAVAŞMA İRADESİ Mİ?
İşte tam da burada psikolojik savaş boyutuna geliyoruz. 2026 yazında Rusya bağlantılı propaganda ağlarında Almanya'nın “meşru Rus hedefi” hâline geldiği ve Almanya'nın Ukrayna'ya desteğinin ülkeyi savaşa sürüklediği yönündeki korku söylemlerinin arttığına ilişkin analizler yayımlandı. Bu stratejinin hedefi Almanya'yı bombalamak değildi tabiki. Alman vatandaşının zihninde şu soruyu üretmek yeterli olabilir: “Ukrayna'yı desteklemeye devam edersek Rusya gerçekten bizi vurur mu?” Eğer bu soru milyonlarca insanın zihnine yerleşirse, Kremlin hiçbir tank göndermeden siyasi sonuç elde etmiş olur. Bu, stratejik iletişimin savaşın bir parçası hâline gelmesidir. Fakat iki taraf da birbirini aynı oranda tehdit unsuru olarak görmeye devam ederse burada uluslararası ilişkilerdeki Güvenlik İkilemi (Security Dilemma) devreye girer. Almanya:“Rusya tehdit oluşturuyor, o hâlde ordumu güçlendirmeliyim, diyor. Rusya ise: “Almanya yeniden silahlanıyor, o hâlde Almanya tehdit oluşturuyor.” diyor.
Almanya daha fazla silahlanıyor. Rusya daha fazla tehdit algılıyor. Rusya askerî kapasitesini artırıyor. Almanya daha fazla savunma harcaması yapıyor. Ve sonuç: Hiçbir taraf kendisini saldırgan olarak görmeden silahlanma döngüsü oluşuyor. Bu nedenle bugün Avrupa'daki en büyük tehlike yalnızca Rusya'nın saldırması değil. Tarafların birbirlerinin savunma hazırlıklarını saldırı hazırlığı olarak yorumlamaya başlamasıdır.
Peki, 2029 NEDEN SÜREKLİ KONUŞULUYOR?
Burada da önemli bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekiyor. Alman askerî yetkililerinin “2029” vurgusu: “Rusya 2029'da Almanya'ya saldıracak”anlamına gelmez elbette. Alman kara kuvvetleri komutanı Christian Freuding, NATO ülkelerinin ortak değerlendirmesine göre Rusya'nın 2029 civarında bir NATO ülkesine saldırabilecek askerî kapasiteye ulaşabileceği yönünde açıklama yaptı. Elbette ki, bu bir kapasite tarihi, kesinleşmiş bir saldırı tarihi değildir.
Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü: “Saldırabilir” başka şeydir; “saldıracak” başka şeydir. Peki tüm bu veriler ışığında RUSYA'NIN STRATEJİK AMACI NE? Doğu Avrupa üzerine yapılan bazı analizlerde de Rusya'nın NATO bütünlüğünü zayıflatma, ABD ile Avrupa arasında stratejik ayrışma yaratma ve Baltıklar ile Orta Avrupa'daki nüfuzunu artırma hedeflerine dikkat çekiliyor. Kısaca bugünkü verilerle yakın vadede doğrudan Rusya-Almanya savaşı ihtimali düşüktür. Fakat bu, Almanya'nın tehdit altında olmadığı anlamına gelmiyor. Tam tersine Almanya şu anda yeni Avrupa güvenlik mimarisinin merkezinde olduğu için hibrit savaşın, istihbarat faaliyetlerinin, sabotajların, siber saldırıların ve stratejik tehditlerin başlıca hedeflerinden biri hâline geliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde asıl izlenmesi gereken şey Rus tanklarının Almanya sınırına gelip gelmeyeceği değildir, kesinlikle Baltıklar'daki askerî hareketliliktir. Belarus'taki Rus askerî varlığının niteliğidir. Suwałki koridorundaki gerilimdir. Almanya'daki kritik altyapılara yönelik sabotajlardır.
NATO'nun doğu kanadındaki askerî yığınaktır. Almanya'nın Ukrayna'ya vereceği uzun menzilli silahlardır. Rusya'nın nükleer tehdit söylemidir (kim bilir belki Rusya; Avrupa’ya, menzilinin gücünü göstermek için nükleer olmayan başlıklar yollayabilir). Ve en önemlisi: Washington ile Avrupa arasındaki güvenlik bağının ne kadar güçlü kalacağıdır.Çünkü Rusya'nın Almanya'yı gerçekten vurması durumunda karşısında yalnızca Berlin olmayacaktır. NATO olacaktır.
WILL RUSSIA ATTACK GERMANY? A NEW WAR SCENARIO STRETCHING FROM BELARUS TO BERLIN
The recent tension between Moscow and Berlin has long since surpassed the boundaries of a classic diplomatic crisis. While Germany has become one of Ukraine's most important military and economic supporters, Russia is positioning Germany as one of the central countries in Europe's new security architecture. In this context, recent news reports are quite noteworthy. The discovery of an explosives-carrying drone in the area where Ukrainian aircraft were located at Leipzig/Halle Airport has turned into a serious security crisis in Germany. The German government later announced that there were findings indicating that Russian state institutions were behind the attack. Moscow denies the accusations. Subsequently, Berlin took diplomatic measures targeting the Russian consulate and Russian-linked cultural institutions; Moscow responded by deciding to close the Goethe-Institut's centers in Russia. Thus, the issue in Europe has gone beyond just the war in Ukraine. Now, at this final stage; Is Moscow truly preparing to declare war on Germany, or is it trying to force Germany to back down without a fight? And is Belarus part of the equation here? Or why is it part of the equation?
Actually, it's necessary to place Belarus in the right context. Belarus is not the first country Russia will strike; on the contrary, it is one of the advanced elements of Moscow's strategic military architecture against Europe. In 2022, during Russia's large-scale attack on Ukraine, Belarusian territory was used by Russian forces in their operations towards Kyiv. In 2026, Ukrainian authorities are warning that the northern front could be reopened through Belarus. Therefore, thinking in terms of "Belarus, Poland/Baltics, Germany" is more accurate for understanding Russia's potential axis of military pressure. Because Belarus's strategic importance is not just Belarus itself. Belarus is one of the geopolitical gateways to the contact line between Russia and NATO.
The Suwałki corridor, particularly between Belarus and Kaliningrad, is critically important for NATO's land connection with the Baltic states. Therefore, from Russia's perspective, Belarus represents: an area that keeps northern Ukraine under pressure, a tool to exert pressure on NATO's eastern flank, a strategic region for the security of Kaliningrad, a psychological pressure element on Poland and the Baltics, and a geographical leverage that could hinder European military deployments. Germany, although much further back in this chain, is its logistical and political center. For this reason, Russia's main target is not directly Germany. It is clear that the main target is Europe's decision-making capacity. Looking at the German side, the German military now explicitly considers Russia a primary future security threat. While the Bundeswehr's Quadriga exercise in 2026 aims to prepare for the defense of Germany and NATO territory under realistic conditions, the German military identifies Russia as the most significant threat to European security. More importantly, Germany's Operational Plan Germany envisions the country becoming one of the main logistical hubs for the deployment of hundreds of thousands of allied troops to Europe in the event of a potential NATO crisis.
The Bundeswehr states that, in a crisis, up to 800,000 troops could be deployed through Germany towards NATO's outer borders within six months. As can be seen, Germany's importance to Moscow lies in this: Germany may not be the front line of the war, but it could be the logistical backbone of the war in Europe. Therefore, putting pressure on Germany might be a less costly strategy than directly destroying NATO's military capacity. Of course, the importance of historical memory in Russian strategic thinking should not be overlooked here. In Russian security culture, attacks from Europe are not merely a subject of history books. Napoleon's 1812 Russian campaign, the traumas of the First World War, and especially Nazi Germany's attack on the Soviet Union in 1941, have made the idea of a land attack from Europe extraordinarily powerful in Russian strategic memory. Today, the Kremlin's discourse on the remilitarization of Germany is constantly linked to this historical memory. A clear example of this is when Russian Foreign Minister Sergey Lavrov, in his response to Friedrich Merz's statement about "making the German army the strongest army in Europe again by 2026," made references to Germany's past and the Hitler era.
Here, history is not used merely to recount the past. History is being repoliticized to legitimize the current strategic threat. The logic of the Russian narrative is roughly this: Germany is rearming, Germany is supporting Ukraine, Ukraine is gaining the capacity to attack Russia, Germany is historically rebuilding its military power against Russia. Of course, the accuracy of each link in this chain can be debated individually. But what is strategically important is something else: how the Kremlin perceives and uses this chain. Gerasimov gives us a broader framework for this situation: being on the brink of war. This is where the concept of "hybrid warfare" comes into play. NATO particularly emphasizes sabotage, cyberattacks, disinformation, actions against critical infrastructure, political influence operations, and border provocations among Russia's activities in Europe. The recent events in Germany are noteworthy in this respect. According to Reuters, recent sabotage and attacks in Germany, ranging from energy infrastructure to railways, airports to the defense sector, have become central to the security agenda. Therefore, the war model we face doesn't have to be through tanks, borders, and invasion. The new model can now take the form of cyberattacks, sabotage, disinformation, economic pressure, political polarization, military threats, and deterrence tests.
This is a struggle being waged just below NATO's war threshold. BUT COULD RUSSIA REALLY ATTACK GERMANY? There are three scenarios here. In the first scenario, a direct attack on Germany is unlikely. Because an open military attack on Germany would mean, from Russia's perspective, taking on NATO, not Germany. NATO defines Russia as the most serious and direct threat to Euro-Atlantic security and is increasing its deterrence capacity. Moreover, Finnish President Alexander Stubb stated in August 2026 that it would not be logical for Moscow to directly attack a NATO country. The second scenario, and the most dangerous one, is testing NATO through the Baltics/Eastern Europe. Instead of directly targeting Germany, Russia might test a more vulnerable point within NATO, such as a crisis in the Baltic region. In this case, the issue wouldn't be attacking Germany, but rather testing whether NATO would truly defend itself. This was also the central argument in RUSI's 2026 analysis: a direct war between Moscow and NATO is not inevitable, but Russia has room to test NATO's political will and deterrence. The third scenario is a hybrid war against Germany. This is the most realistic scenario in today's conjuncture, as the signs are already present. German General Alexander Sollfrank also stated that Russia would already be targeting Germany with hybrid attacks by 2025. However, he also clearly stated that Germany and NATO did not consider a direct Russian military attack on Germany likely in the near future. This distinction is crucial: "Russia is targeting Germany" and "Russia will invade Germany" are not the same thing. THE REAL TARGET: GERMANY'S WILL TO WAR?
This is precisely where we come to the psychological warfare dimension. In the summer of 2026, analyses were published in Russian-linked propaganda networks suggesting that Germany had become a "legitimate Russian target" and that fear-mongering was increasing, claiming that Germany's support for Ukraine was dragging the country into war. Of course, the goal of this strategy wasn't to bomb Germany. It might be enough to plant the following question in the minds of German citizens: "If we continue to support Ukraine, will Russia really attack us?" If this question takes root in the minds of millions, the Kremlin will have achieved a political result without sending a single tank. This is where strategic communication becomes part of the war. But if both sides continue to see each other as equally significant threats, then the Security Dilemma in international relations comes into play. Germany says, "Russia poses a threat, therefore I must strengthen my army." Russia, on the other hand, says, "Germany is rearming, therefore Germany poses a threat." He says, "Germany is arming itself more. Russia perceives a greater threat. Russia is increasing its military capacity. Germany is spending more on defense. And the result: A cycle of arms buildup is created where neither side sees itself as the aggressor. Therefore, the greatest danger in Europe today is not only Russia attacking, but the fact that the parties are beginning to interpret each other's defense preparations as preparations for attack." So, why is 2029 constantly being discussed?
Here, it is necessary to correct an important misunderstanding. The emphasis on "2029" by German military officials does not mean, of course, "Russia will attack Germany in 2029." German Army Commander Christian Freuding stated that, according to the joint assessment of NATO countries, Russia could reach the military capacity to attack a NATO country around 2029. Of course, this is a capacity date, not a confirmed attack date. This distinction is extremely important. Because: "could attack" is one thing; "will attack" is another. So, in light of all this data, what is Russia's strategic goal? WHAT? Some analyses of Eastern Europe also highlight Russia's goals of weakening NATO's integrity, creating a strategic divide between the US and Europe, and increasing its influence in the Baltics and Central Europe. In short, based on current data, the likelihood of a direct war between Russia and Germany in the near future is low. However, this does not mean that Germany is not under threat. On the contrary, since Germany is currently at the center of the new European security architecture, it is becoming one of the main targets of hybrid warfare, intelligence activities, sabotage, cyberattacks, and strategic threats. Therefore, what should be watched in the coming period is not whether Russian tanks will reach the German border, but certainly the military activity in the Baltics; the nature of the Russian military presence in Belarus; the tension in the Suwałki corridor; sabotage against critical infrastructure in Germany; the military buildup on NATO's eastern flank; the long-range weapons that Germany will provide to Ukraine; Russia's nuclear threat rhetoric (who knows, perhaps Russia could send non-nuclear warheads to Europe to demonstrate the power of its range); and most importantly: the security relationship between Washington and Europe. The question is how strong that bond will remain. Because if Russia were to actually attack Germany, it wouldn't just be Berlin facing them; it would be NATO.
Yazarın Diğer Yazıları
- Dünya Neden Aynı Anda Sokağa Çıkıyor? Küresel Meşruiyet Krizi, Devletin Dönüşümü ve Yeni Siyasal Düzen
- The Struggle for Power in Brazil: Historical Power Structures, Political Polarization, and Global Competition
- To whom does the Republic of France belong?
- Fransa’da Cumhuriyet Kime Aittir?
- Aliyev Sonrası Azerbaycan’ın Siyasi Provası: Siyasal İslam mı?
- The War Extending to Riyadh: Iran’s Regional Strategy, Saudi Arabia’s Defense Dilemma, and the Future of Oil
- Riyad’a Uzanan Savaş: İran’ın Bölgesel Stratejisi, Suudi Arabistan’ın Savunma Açmazı ve Petrolün Geleceği
- Türkiye Ebu Zuhur’a mı, yoksa başka bir noktaya mı üs kuracak?
