Köşe Yazısı

Şahit

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
2 dk Sesli Dinle 1

İnsan; dinini, kimliğini, siyasi görüşünü, bağlı olduğu kişileri sorguladığında inancını kaybetmez. Aksine, neye ve neden inandığını öğrenir.
Hakiki inanç, sorgulanmaktan korkan değil; sorgulandıkça kök salandır.
Ne var ki sorgulamaktan uzaklaştığımızda, hakikati aramak yerine hüküm dağıtmaya başlıyoruz.
Fakat zaman zaman öyle manzaralara şahit oluyoruz ki insanın aklı yoruluyor.
Bir insan ölür ölmez, sanki göklerin anahtarı kendilerine teslim edilmiş gibi hüküm dağıtanlar görüyoruz. Daha dün aynı sofrada oturduğu, aynı havayı soluduğu insanı tek cümleyle harcamasına şahit oluyoruz.
Oysa Kur’an’ın açık çağrısı ortadadır:
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. Bu, takvaya daha uygundur.” (Maide, 8)
Demiyor mu ey inananlar?
Öyleyse Allah adına hüküm dağıtmak, insanların akıbeti üzerine kesin hükümler vermek, birilerini cehenneme sevk etmek hangi inanca sığar?
İnsanların kalplerini yaratan Allah iken, kalplerin hükmünü vermeye kalkmak kula nasıl yakışır?
Öte yandan, sırf kendilerinden olduğu için bir başkasını neredeyse cennetle müjdelenmiş gibi savunanlara da şahit oluyoruz.
Ölünün ardından iftirayı vicdanına yük etmeyenlere de...
Kendi kanaatini ilahi hükmün yerine koyanlara da...
Şahit oluyoruz.
Ve insan ister istemez soruyor:
Evvelde de böyle miydi?
Yoksa yaş aldıkça gözümüz daha mı çok görüyor?
Yoksa hakikat hep aynı yerde dururken gürültü mü çoğaldı?
Bu hayatta öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu;
Kimsenin Allah ile olan münasebetine hükmetmek benim işim değil.
Ben de inanan bir insanım. Emirleri yerine getirmeye, yasaklardan sakınmaya gücüm ölçüsünde gayret ediyorum. Ama inanç adına konuşurken merhameti unutanları, iman adına hüküm dağıtırken adaleti terk edenleri gördükçe aklımın kapısını daha sıkı tutma ihtiyacı hissediyorum.
Çünkü insanın inançlı olduğunu söylemesiyle, inancının ahlakını taşıması aynı şey değildir.
Bugünün asıl sorunu da belki burada başlıyor.
Rahatımız bozulmasın diye rahatsız olmaktan kaçıyoruz.
Vicdanımız sızlamasın diye görmezden geliyoruz.
Şahit olduklarımızı unutmaya çalışıyoruz.
Oysa insanı insan yapan biraz da rahatsız olabilme yeteneğidir. Haksızlık karşısında huzursuz olmak, zulüm karşısında sessiz kalamamak, vicdanın hâlâ yaşadığını gösterir.
Bu yüzden bugün bir kez daha aynı duayı ediyorum:
Allah’ım, bize gördüğümüz karşısında öfkeye kapılmadan hakkı görebilecek basiret ver. Şahit olduklarımız karşısında savrulmadan ayakta kalacak dirayet ver. Kalbimize merhamet, aklımıza duruluk, vicdanımıza cesaret ver.
Çünkü bazen insanı ayakta tutan şey, konuşmak değil; gördüğü hakikate dürüstçe şahit kalabilmektir.
Saygıyla selamlıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Elif Aldatmaz

    Amin diyorum duanıza ve ibadetini Allah'a bana insanlığını göster der Mustafa İslamoğlu onun dediğini de alkışlıyor sizi de hassasiyeti Özden dolayı kutluyorum .

Bu Yazıyı Paylaş