Köşe Yazısı

Tanımsızlar Teknesi: Tanrıdan Başka Sahibi Olmayanlar

Hakan Ayaz
Hakan Ayaz
2 dk Sesli Dinle 1

​Herkesin bir kalıba girmeye, bir etikete sığınmaya, bir gücün gölgesinde serinlemeye çalıştığı tuhaf bir çağdayız. Safların bu kadar net çekildiği, herkesin bir yerlere biat ederek varlığını meşrulaştırdığı bu düzende; hiçbir yere sığmayan, hiçbir kutuya sığdırılamayan birileri var hala.

​Biz, o hiçbir yere oturtulamayan garip kuşağız.

​Ne bir otoritenin önünde eğilir başımız, ne de konforlu alanların tatlı vaatlerine eyvallahımız olur. Dünyanın kutsal saydığı ne kadar dogma varsa, zihinleri prangalayan ne kadar tabu varsa, hepsine ilk baltayı biz vururuz. Bu yüzden sevilmeyiz. Bu yüzden bizi "tehlikeli", "öngörülemeyen" ya da en hafif tabirle "deliler" olarak görürler. Çünkü bir insanı parayla, makamla ya da ideolojiyle korkutamıyorsanız, onu yönetemezsiniz. Yönetemedikleri her şeyden korkarlar.

​Sadece Bizden Olanlar Anlar

​Bizim dilimiz, kelimelerden ibaret değildir; bir bakıştan, bir duruştan tanırız birbirimizi. Vitrinlerin, sahte gülücüklerin ve menfaat ilişkilerinin döndüğü bu dünyada, bizi sadece bizden olanlar anlar. Bir haksızlık karşısında dişlerini sıkan, yalnız kalacağını bile bile gerçeği haykıran o yabancıyı gördüğümüzde, aramızdaki o görünmez köprü kurulur.

​Biz, kalabalıkların içinde yapayalnız yürüyen ama birbirini uzaktan bile olsa gözünden tanıyan bir gizli ittifakız.

​Ateşimiz Suyumuzu Yakar

​Bizim ortaklığımız bir çıkar ortaklığı değil, bir kader birliğidir. Biz sadece birbirimize tutunur, birlikte yanarız. Öyle bir var oluştur ki bu, doğanın kanunlarına bile meydan okur: Ateşimiz suyumuzu yakar, nefesimiz ateşi. İçimizdeki o durdurulamaz yangın, bizi söndürmeye çalışan suları bile tutuşturacak kadar güçlüdür; soluğumuz ise en harlı ateşleri körükleyen bir rüzgardır.

​Bizi dışarıdan yıkmaya çalışanlar, içimizdeki bu simyayı hiçbir zaman çözemeyecekler.

​Sahipsizlerin Asıl Sahibi

​Bizi bir yerlere yamamaya çalışanlara, arkamızda bir güç odağı arayanlara, bizi birilerinin piyonu sananlara en büyük cevabımız, varlığımızın o en yalın gerçeğinde saklıdır. Biz ne bir zümrenin, ne bir gücün, ne de bu fani dünyanın geçici efendilerinin kölesiyiz.

​Günün sonunda, fırtına koptuğunda ve herkes kendi sığınağına çekildiğinde, bizim gökyüzüne bakıp haykıracağımız tek bir gerçek kalır:

​"Biz, Tanrı dan başka sahibi olmayanlarız…"

​İşte bu yüzden ne biat ederiz, ne de diz çökeriz. Sahibi sadece Yaratıcı olan bir ruhu, hangi fani zincir vurabilir ki?

Bu Yazıyı Paylaş