Türkiye neden tank üretiyor?
İkinci Dünya Savaşında en etkili silah tanklardı. ‘’Savaşın kaderini tanklar belirledi’’ desek yanlış olmaz, belki eksik olur. Zira uçaklarda tanklar kadar olmasa da tesirli oldular. Günümüzde ise otoriteler tankın artık etkili olup olmadığını tartışıyorlar. Çok sayıda ülke tank üretimini bıraktı.
‘’Neden ve nasıl bu noktaya gelindi?’’ sorusunun cevabı son dönemde yapılan savaşlarda gizli. Karabağ Savaşında Azerbaycan ordusunun fırlattığı SİHA’lar, Ermenistan’a ait tankların tamamını, neredeyse hiç zayiat vermeden yok etti. Libya’da Trablus’u almak üzere olan Hafter güçleri de Ermenilerle aynı akıbeti paylaştı.
Ama dünya tankları sorgulamaya Rusya-Ukrayna savaşıyla başladı. Zira Türk SİHA’ları Ukrayna’ya ellerini kollarını sallayarak giren 3000’den fazla Rus tankını imha etti. Görüldü ki hava koruması olmayan tanklar, etkili birer silahtan ziyade kolaylıkla avlanabilen avlar.
Bu gelişme üzerine İran’dan kamikaze dronlar ithal eden Rusya, hava kuvvetleri zayıf olduğundan tanklarına hava koruması sağlayamayan Ukrayna’nın tank filosunu yok etti. Böylece dronların savaşların mantığını değiştirdiği literatüre girdi. Tanklar artık sadece, hava koruması olduğunda etkili olabiliyorlar.
Aslında bu noktaya gelineceği Amerika Irak’a saldırdığında ve Suriye iç savaşında belli olmuştu. Saddam’ın modern tanklarını cepheye sürmeyerek çöle gömmesine anlam verilememişti. Saddam havadan korunmayan tankların artık silah değil av olduğunu çözmüş. Hava Kuvvetlerinin çok zayıf olduğunun farkında olduğundan, kara savaşında kullanmak amacıyla tankları muhafaza etmiş.
İç savaş başladığında beş binden fazla tankı olan Suriye ordusu, tank birlikleri açısından önde gelen ordulardan biri kabul ediliyordu. Derme çatma silahlara sahip olan isyancılar binlerce tankı kolaylıkla devreden çıkardılar. Bunun üzerine Rusya Suriye’ye son model tanklar gönderdi. Bu sefer isyancılar bu tanklar karşısında çaresiz kaldılar. Esad güçleri ülkenin büyük kısmını kontrolleri altına aldılar.
Şara liderliğindeki devrimcilerin kısa sürede Esad’a bağlı güçleri yenmelerinde Türkiye’den temin ettikleri SİHA’lar kilit rol oynadı. Devrimciler SİHA’lar sayesinde birkaç günde yüz elliden fazla modern Rus tankını imha ettiler.Peki, vaziyet buysa neden Altay tankını üretmekte ısrar ediliyor?
Türkiye Karabağ Zaferinden sonra Altay tankının dizaynını değiştirdi. Altay yeryüzündeki en donanımlı ve işlevsel tanka dönüştü. Altay’a dron ve İHA’ları tespit edip vurabileceği füze tespit ve imha sistemleri ilave edildi. Yani Altay tespit ettiği dronlara otomatik olarak kilitlenen füzeler atabiliyor. Yeni dizaynda tankın zırhı dron saldırılarına karşı güçlendirildi. Balistik füze dışındaki dron ve füzelerin Altay’ı imha etmesi imkansız kılındı.
Altay dünyanın en güçlü tankları listelerinde ilk beşe giriyor ama hiçbir listede en iyi tank değil. Bunun nedeni gerçek bir savaşta denenmemiş olması. Tatbikatlarda göz doldurması yeterli görülmüyor. Bu Altay’a özgü bir durum değil. Diğer tanklarda aynı standartlara göre değerlendiriliyor. Yoksa menzil, zırh, görüş açısı, donanım hangi kıstası esas alırsanız alın rakiplerinden üstün Altay.
Bu artılarına rağmen Altay’la ilgili ciddi handikaplar yok değil. 2025 senesinde sadece üç Altay teslim edildi ordumuza. 2026 senesinde 11, 2027’de 41 ve 2028’de 30 tank teslim edilecek. Türk ordusunda 2284 adet tank bulunduğu göz önüne alındığında 2028 sonunda ordumuzda sadece 85 Altay tankı olacak. Bu rakam sınır ötesi operasyonlar için yeterli ama bir savaş söz konusu olduğunda çok çok az. (Avrupa’nın Türk ordusundan sonra en güçlü orduları kabul edilen Alman, Fransız ve İtalyan ordularında 300’ün altında tank var. Yunanistan’ın filosunda 1344 adet tank var. Çoğu eski ve toplama tanklardan oluşan bu filonun kurulmasının sebebi Türkiye korkusu)
Öyle bir tank meydana getirildi ki güçlü, etkili, dayanaklı ve sağlam ama seri üretilemiyor. Ordumuzun ihtiyacının karşılanmasının on yıllar alacağı dikkate alınırsa Altay’ı görünür gelecekte ihraç edemeyeceğiz. Halbuki Türk devletlerinin ve müttefik ülkelerin ordularında da Altay’ın olması süper olurdu.
Seri üretimin sınırlı olması Altay’ın gelir getirmesinin önünde de büyük bir engel. Bu nedenle sorunu çözmek ve seri üretime geçmek mecburiyetindeyiz. Rusya en yeni nesil tankı olan T-14 Armata’dan seri üretim yapılamayışı ve yüksek maliyetleri nedeniyle vazgeçti. Bir önceki modele döndü. Bizim başka milli tankımız olmadığından böyle bir imkanımız yok. Başarmak zorundayız.
Tankta halen uluslararası kabul görmüş olan Güney Kore motorları kullanılıyor. 2027 senesinde BATU ismi verilen yerli motor devreye alınacak. BATU’dan sonra tankın performansında bir düşüş olmamalı. Tanklarda motor değişikliği çok radikal bir karardır ve ortaya çıkan komplikasyonların çözümü bazen yıllar alır.
Dünyanın en güçlü ordularından olan Türk ordusunun iki zaafı vardı: Savaş jeti ve tank. Handikaplarımızı aştığımızda belli başlı tank filolarından birine sahip olacağız. Savaş jetinde tanktan daha gerideyiz. F-16’ları kendi imkanlarımızla modernize etmemiz, Eurofighter satın alma anlaşması ve Kaan’da geldiğimiz nokta, görmezden gelinemez. Amerika’dan jet motorlarını tedarik ettiğimizde önümüz daha da açılacak. Hele F-35’leri satın alabilirsek en güçlü hava kuvvetlerinden, dolayısıyla ordulardan birine sahip olacağız.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Ömer Gül
Güzel bir Analiz hayati önem taşıyan bir bir konuyu gündeme taşımışsiniz Kaleminize Yüreğinize ve Emeğinize sağlık.
