Yaklaşan Fırtına: Sınır Hattında Kaosun Ayak Sesleri
Bölge coğrafyası, uzun zamandır sistematik bir "istikrarsızlaştırma" projesinin hedef tahtasında. Suriye’de sahnelenen "iç savaşla rejim çökertme" senaryosunun bugün çok daha geniş bir ölçekte İran üzerinden kurgulandığına dair emareler artık gizlenemez boyutta. Ancak bu kez kapımıza dayanacak olan dalga, bildiğimiz tüm göç krizlerini gölgede bırakabilir.
Hedefteki İran, Menzildeki Türkiye
Ortadoğu’nun içinde bulunduğu ateş çemberi, sadece devletlerin konvansiyonel savaşıyla sınırlı değil. İran’ın iç dinamiklerinin; terör örgütleri, silahlandırılmış radikal gruplar ve etnik fay hatları üzerinden kaşınması, bölgeyi büyük bir iç savaş zeminine sürüklüyor. Irak’ın kuzeyinden ve Afganistan sınırından pompalanan istikrarsızlık unsurları, sadece Tahran’ı değil, doğrudan Türkiye’nin sınır güvenliğini hedef alıyor.
Bu kaos planının saha operasyonları ise artık netleşmiştir: PKK ve KDP, ABD-İsrail kışkırtmasıyla İran’a saldırmaya hazırlanmaktadır. Batı İran ve Güney Azerbaycan’da belirli stratejik merkezlerin ABD ve İsrail hava unsurları tarafından bombalanması, insani bir müdahale değil; terör örgütleri PJAK (PKK) ve KDP’nin önündeki engelleri temizleme operasyonudur.
Terör Kıskacı ve "Müzakere" Yanılgısı
Burada sormak gerekir: Hani PKK silah bırakmıştı? Bölgesel bir yangının fitili ateşlenirken, PKK bir yandan İran sınırında saldırı hazırlığı yapmakta, diğer yandan içeride kirli bir pazarlığın öznesi kılınmaya çalışılmaktadır. Teröristbaşı Öcalan’ın kendisine "baş müzakereci" ve sözde "yeniden kurulacak cumhuriyetin kurucu ortağı" statüsü verileceğine dair açıklamaları, dışarıdaki saldırı hazırlığıyla eş zamanlı yürütülen bir psikolojik harekattır. Hedef; Türkiye’yi hem sınır ötesinden hem de içeriden bir demografik ve siyasi kuşatmaya almaktır.
İran’da kontrolün zayıflaması, terör koridorlarının açılması ve çatışmaların derinleşmesi, içerideki milyonlarca sığınmacıyı ve kendi halkını kaçınılmaz bir göç yoluna itecektir.
"Açık Kapı" Devri Kapanmıştır
Türkiye, bugüne kadar üstlendiği insani yükle kapasitesinin sınırlarını çoktan aşmıştır. Artık bir kişi daha kabul edecek ne ekonomik gücümüz ne de toplumsal dokumuzda yerimiz kalmıştır. Bu bir tercih değil, devletin varlığını koruma refleksidir. Eğer beklenen o büyük dalga harekete geçerse, Ankara’nın masadaki planı net olmalıdır:
Sınır Ötesi Güvenlik Hattı: Göç dalgası Türkiye sınırına ulaşmadan, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından İran toprakları içerisinde kurulacak güvenli bölgelerde/tampon bölgelerde durdurulmalıdır.
Terörle Kayıtsız Şartsız Mücadele: Sınır ötesinde PJAK/PKK unsurlarına açılmak istenen alan, Türkiye’nin beka sahasıdır. "Müzakere" adı altında terör örgütüne meşruiyet alanı açılmasına asla müsaade edilmemelidir.
Uluslararası Sorumluluk: Bu kriz Türkiye’nin değil, dünyanındır. BM ve uluslararası toplum derhal göreve çağrılmalı; lojistik ve güvenlik maliyeti bu kanallar üzerinden karşılanmalıdır.
Sıfır Tolerans: Sınırlarımızın fiziksel güvenliği, diplomatik nezaketlerin ötesinde bir "kırmızı çizgi" olarak korunmalıdır.
Son Uyarı
Tarih, hazırlıksız yakalananları affetmez. Komşumuzda pişirilen bu kanlı iç savaş senaryosu, sadece bir rejim değişikliği hedefi taşımıyor; aynı zamanda Türkiye’yi kontrol edilemez bir demografik kriz ve terör kıskacıyla diz çöktürmeyi amaçlıyor.
Devlet aklı, bu fırtına kapıya dayanmadan önce hattı sınırın ötesinde kurmak zorundadır. Aksi takdirde, sadece sınırlarımızı değil, geleceğimizi de korumakta zorlanabiliriz.
Yazarın Diğer Yazıları
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
- Tarih Doğru Tarafta Olanları Yazacak
- Bölgesel Borsa, Leş Kargaları ve İç Piyasa İllüzyonu
- Eşitlik Masalı, Özerklik Paravanı: "Yeni Parti" Kime Hizmet Ediyor?
- Masadaki Egolar ve Devleti Yönetme İllüzyonu
Yorumlar
- Mustafa gürel
Yüreğine qgzina layık
- Asena Yıkdırım
Herkesin korkusunu dile getirmişsiniz. Umuyoruz ki tüm bu kaos sınırlarımızın ötesinde kalır ..Ve tabiki tüm işte ülkelerde bu insanlık dışı yaşanan olaylardan ivedi bir şekilde kurtulur
- Murat Özdemir
Kaleminize sağlık Hakan Bey
- Alp Demir
Atatürk bu konuda gayet açık ve net bir strateji izlemiştir ve bize de miras olarak bırakmıştır. Tek tek kişiler, çeşitli nedenlerle Türkiye vatandaşlığına alınabilir. Toplu olarak Türkiye'ye göç etme veya vatandaşlığa alma sadece Türk soylular için mümkündür. Atatürk'e uysak bütün sorunlarımız çözülecek.
- Bilge Mercaner
