Dün gece İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu izledik

İstanbul’da 1994 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığında şimdi ülkemizin Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan seçildi

1994 yılında İstanbul’un nufusu 8, 600, 000 kişi idi .

Bütçe kullanımı konsolide bütçesiyle yan kuruluşları ve iştirakleri ile Türkiye’nin en büyük kurumlarından biri idi ve halen de halkın parasının kullanılması açısından Türkiye Cumhuriyetinin iki numaralı koltuğudur.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinin iştirakleri ve tüm gelirleri açısından 40 milyar TL olduğu açıklanmıştı .

Bunlar bilinen Büyükşehir Belediye Meclisi, daire başkanlıkları, müdürlüklerinin halkın bilgisine de kısmen açık harcama kalemleridir.

Birde görünmeyen bütçenin olduğu yıllardır konuşulur.

Görünmeyen bütçenin varlığını zaman zaman sokakta bir yerlere giderken görebiliyoruz.

Mesela bir yolunuz vardır işinize veya evinize giderken kullandığınız.

Yolda giderken sağınızda solunuzda yeşil alanlar parklar bahçeler ağaçlıklı alanlar görürsünüz.

Bir gün geçerken bir bakarsınız ki sürekli gördüğünüz yeşil bir alanda yoğun bir hafriyat yapılıyor kısa bir zaman içinde de yükselen gökdelenlerin yapıldığını gözleyebiliyorsunuz.

İşte görünmeyen bütçe burada devreye giriyor.

Bir vatandaş evinin balkonunu pvc ile bir pencerelik yerde kapatamıyor, fakat yanı başında binlerce metrekarelik imar rantı alanı oluşturuluyor. Tabiî ki bedava değil.

Bazen bu tip kayırmalar tüm toplumun gözünün önünde yapılır onlara hiç dokunulmaz aksine göz yumulur çünkü yapılan iş bedava değildir.

Bu yolla 1994’den 2019’a kadar geçen 25 yılda 100 milyar dolarlık bir görünmeyen bütçenin yapıldığı İstanbul’da yıllardır konuşulur.

Paranın yüksekliği İstanbul’un kupon olan değerli bazen boğaz manzaralı bazen kıymetli, cadde üstleri, bazen de İstanbul’un çok kıymetli mahallelerinde yapılan imar değişiklikleri olduğundan olduğu biliniyor.

Birkaç örnekle duruma açıklık getirelim .

Maltepe, Altayçeşme’de yeşil alana yapılan kuleler .

Bostancı, Bağdat Caddesine cepheli yeşil alanda yapılan yüksek binalar.

Mecidiyeköy zorlu alışveriş merkezi.

Çiftehavuzlar’da meteorolojinin yerinde yapılan yüksek kuleler.

Bu durumu eski belediye başkanı Tayyip Bey “İstanbul’a ihanet ettik “ diye izah etmişti.

Bilinen yüzlerce örnek, tüm İstanbul’da yıllardır konuşulur durur.

Gene konuşulan bir konu ise, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına mal ve hizmet faturalarının kesildiği fakat, malın ve hizmetin alınmadığı bir yapının bulunduğudur.

Belediyenin reklam ve işletme giderlerindeki yolsuzlukları gazeteci Murat Ağırel ayrıntıları ve belgeleri ile yazdı.

1994’den 2019’a kadar İBB’nin sattığı arsa, arazi ve konutlarda geçerli rayiç bedelinin çok altında satışların olduğu ve bu durumun bazı kişilerde haksız zenginlik ürettiği de hep konuşulur.

İBB’nin bina tahsisleri çeşitli vakıflara sebepsiz ve haksız para aktarımları medyada aylarca konu oldu.

İBB de yıllarca işe eleman alımında yandaş ve torpil kriterlerinin uygulandığı ve arkası olmayan kişilerin değil İBB’de işe girmesi kapısından bile giremediği halkın hep dilinde idi.

Sayın İmamoğlu’ndan öncelikle halk olarak beklediğimiz dürüst nitelikli çağdaş insan hayatını kolaylaştırıcı hizmetlerdir.

Ama daha öncelikle geçen 25 yılın bir envanterini İstanbul halkıyla inceletip paylaşmasıdır.

Biz sokaktaki insanların kulağına gelenler gözüne görünenler gerçekte var olanın ne kadarı olabilir.

İBB’nin tüm dosyaları Ekrem İmamoğlu’nun tasarrufundadır. Her birinin son satırına kadar ulaşabilir.

Halkımız ve bizlerde geçtiğimiz 25 yılda nasıl yönetildiğimizi görürüz.

Eğer yıllardır tüm İstanbul’da konuşulan hırsızlıklar yolsuzluklar bir şehir efsanesi ise, bir yolsuzluk hırsızlık yapılmamış ise, geçmiş yönetimlere teşekkür eder minnetlerimizi hep beraber sunarız.

Yok son 25 yılda bariz hırsızlık yolsuzluk dosyaları var ise, tamamının toplanıp Cumhuriyet Savcılarına teslim edilip halkla da paylaşılması gerekir.

Hırsızlıkla yolsuzlukla barışık yaşama düşüncesi var ise bu lastikler menzile varmadan patlar.

Bilinse iyi olur.

@m_vedatckr