Köşe Yazısı

5Garabet

Asu Saydam Atasoy
Asu Saydam Atasoy
2 dk Sesli Dinle 3

İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açıyor... Sinyaller Hâlâ Yolunu Arıyor

"İzmir'in dağlarında çiçekler açar..."

Bu söz, sadece bir marşın dizeleri değil; bu memleketin en güzel şehirlerinden birine yakışan ruhun tarifidir.

Gerçekten de açıyor...

Dağlarında çiçekler, kıyılarında umut, denizinde mavinin en güzel tonu, insanında sıcaklık açıyor.

Ben de birkaç günlüğüne Dikili'nin incisi Çandarlı'ya geldim. Yorulan zihnimi dinlendirmeye, dostlarla iki kelam etmeye, denizin sesini dinlemeye...

İyi ki de gelmişim.

Bazen insanın ihtiyacı olan şey, biraz sessizliktir. Çandarlı o sessizliği cömertçe sunuyor. Rüzgârı bile bağırmadan esiyor. Gün batımı, hiçbir filtreye ihtiyaç duymadan en güzel fotoğrafı kendi çekiyor.

Derkennnn...

Modern dünyanın görünmez misafiri aklıma geldi.

İnternet.

Daha doğrusu gelmeyen internet...

Telefon elimde, ben onu arıyorum; o beni bulamıyor.

Bir adım sağa...

İki adım sola...

Kol biraz yukarı...

Telefon bazen gökyüzüne daha yakın olunca çekiyor sanıyorsunuz.

Bir an kendimi teknoloji çağında değil, define arayan biri gibi hissettim.

Dünya, kaldırım taşlarının altına yerleştirilen sistemlerle elektrik üretiyor. Yapay zekâ insanlarla tartışıyor, uzay turizmi konuşuluyor, araçlar kendi kendine yol buluyor.

Biz ise hâlâ "Şurada bir çubuk daha gelir mi?" diye evin balkonunda, bahçesinde, duvar dibinde keşif yapıyoruz.

Sonra düşündüm...

Belki de bizde 5G'nin anlamı farklıdır.

Gecikme... Git-gel... Gölgelenme... Güçlük... Gına...

İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Acaba biz gerçekten geleceğe mi bağlandık, yoksa gelecek bize "Biraz sonra tekrar deneyiniz." mi diyor?

Yanlış anlaşılmasın...

Ne Çandarlı'nın bir suçu var, ne İzmir'in.

İzmir, güzelliğini baz istasyonlarından almıyor. Bu şehir, deniziyle güzel, tarihiyle güzel, insanıyla güzel. Çandarlı'nın gün batımı, internetten daha hızlı kalbe ulaşıyor.

Eleştirim doğaya değil.

Eleştirim; çağın en temel ihtiyaçlarından biri hâline gelen iletişimin, hâlâ bazı yerlerde şansa bırakılmasına.

Çünkü internet artık lüks değil.

Bir mesaj, bir görüntülü konuşma, bir iş toplantısı, bir acil durum haberi...

Bunlar "Çekerse yaparız." denilecek işler değil.

Teknoloji; reklam panolarındaki hız testleriyle değil, vatandaşın günlük hayatındaki karşılığıyla ölçülür.

Yine de moralimi bozmadım.

Çünkü burada fark ettim ki en güçlü bağlantı baz istasyonundan değil, dost meclisinden geliyor.

Yine de hazır Çandarlı sahilinde telefon iki çubuk çekmişken, köşeme de ufak bir Çandarlı iğnelemesi bırakayım dedim. Nasıl olsa birkaç gün yine gözüm ekranda, "Bağlandım... Bağlanıyorum... Yok, yine gitti..." serüvenine devam edeceğim.

 Bu not da burada dursun.

Dost sohbeti ne kadar güzel olursa olsun, insan yine de telefonunu kaldırıp "Bir çubuk daha geldi galiba..." diye umutlanmaktan vazgeçemiyor.

İzmir'in dağlarında gerçekten çiçekler açıyor.

Keşke dijital altyapı da aynı özenle filizlense...

O zaman sadece doğaya değil, geleceğe de hayran kalırdık.

Ankara'ya dönünce yeniden görüşürüz.

Saygıyla selamlıyorum 

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Sedat Türe

    "Bağlandım... Bağlanıyorum... Yok, yine gitti." Harika bir yazı. Teşekkürler..

  • AHMED YAHYA

    "KAFKASYA DAĞLARINDA"

  • Elif Aldatmaz

    Tatilde teknolojiden mi uzaklassak yoksa tatil yapaktan mi her ikisi de bu ülke için öyle zor olmaya başladı ki ne diyelim

Bu Yazıyı Paylaş