Köşe Yazısı

Bataklıkta Debelenmek

Ertuğrul Türkoğlu
Ertuğrul Türkoğlu
4 dk Sesli Dinle 1

Beşiktaş Belediyesine düzenleneni başlangıç olarak kabul edersek yolsuzluk operasyonları başlayalı yirmi ay oldu. Bu dönemde elliden fazla belediyeye operasyon düzenlendi. Binden fazla tutuklama yapıldı. Gelin görün ki yirmi ay gibi çok uzun denilebilecek bir süre geçmesine rağmen yolsuzlukları önleyecek, hukuki boşlukları dolduracak tek bir düzenleme bile yapılmadı. 

Oysa yapılması gereken ilk operasyonun hemen ardından yasaları değiştirmekti. Aksi halde belediye başkanlarının, sütü bozuk olanları, hırsızlık yapmaya devam edecekler. Savcılar onları takibe alacak. MASAK rapor düzenleyecek. Polisler gözaltı işlemi uygulayacak. Hakimler suçun büyüklüğüne göre ya tutuklayacak ya adli kontrol verecek ya da tutuksuz yargılayacak. Netice de kimi mahkum olacak kimi beraat edecek ama beraat,masumiyetten ziyade yolsuzlukların kılıfına uydurulduğu anlamına gelecek. Olan milletin parasına olacak.

Meramımı örneklendirerek anlatayım. Beşiktaş’ta en basit ihaleler bile, ilan usulü yerine, sadece çok nitelikli ve deneyim gerektiren işlerde başvurulması gereken davet usulüyle yapılmış. Mesela belediye gayrimenkullerini satmış. Normal olan ihaleyi belediyenin internet sitesinde, gazetelerde ve televizyonlarda duyurmaktır. İhaleye her isteyen girebilmeli ve en yüksek fiyatı öneren gayrimenkulü satın almalı. Olması gereken buyken ne yapılmış? İhaleye sadece Aziz İhsan Aktaş’a ait üç şirket davet edilmiş. Sahibi aynı olan üç şirketin katıldığı açık arttırmada,şirketlerden biri emlaki yok pahasına almış. 

Beykoz Belediyesi de ihaleleri davet usulüyle yapmakla birlikte farklı bir yol izlemiş. İhalelere davet edilen şirketlerin sahipleri farklı ama şirketlerin merkezleri aynı binada. Şirketlerin avukatları ve muhasebeciler aynı. İhaleye verilen teklifler aynı bilgisayarda hazırlanmış, aynı yazıcıda kağıda dökülmüş. 

Yapılması gereken basit bir düzenleme: ‘’İhaleler ilan usulüyle yapılır. Belediyeler ancak çok nitelikli işlerde davet usulüyle ihale yapabilir. Davet usulüyle ihale yapmak için İçişleri Bakanlığından (veya TBMM Yerel Yönetimler Komisyonundan) izin almak gerekir.’’ Bu düzenleme yapıldığında sorun çözülür.

Bir başka sorun başkanların ihale dokümanlarını imzalamamaları. Mahkemede ‘’İhale evraklarını ben imzalamadım. Bilmiyorum. Haberim yok’’ diyorlar. Belgeleri imzalayanlar, başkanlarınatadığı, genelde kağıt imzalamaktan başka görevi olmayan zavallı, ihtiyaç sahibi kişiler. Sorun basit bir düzenlemeyle çözülebilir: ‘’Başkanlar belediyelerinde yapılan ihalelerden imza atsalar da atmasalar da müteselsilen sorumludurlar.’’

Belediyelerde en çok yolsuzluk imar artışlarıyla yapılıyor. Belediye başkanlarının imar durumunu istedikleri gibi değiştirmeleri mümkün. Bazı belediyeler aynı yerin imarını bir yılda üç kez değiştirmişler. Bu sorunu da çözmek zor değil. Diğer ülkeler ne yapmışsa aynısını yapacağız. Her kentin standart bir imar planı olacak. Belediyeler bu plana göre imar durumu verecek. Belediyelerin standart plana uymayan imar taleplerini verme hakkı olmayacak. Belediyeler bu talepleri eğer uygun görürlerse, Şehircilik Bakanlığına (Veya TBMM Yerel Yönetimler Komisyonuna) arz ederek, onay isteyecekler.

Belediye şirketleri yani BİT’ler de istismar ediliyor. Öncelikle belediyelerin BİT kurması kısıtlanmalı. BİT’lerin ihalelere katılmaları ve zarar etmeleri yasaklanmalı. Türkiye dışında belediye şirketlerinin belediyelerin ihalelerine girebildiği bir ülke yok. Görevi BİT’leri denetlemek olan bir teşkilat kurulmalı. Bunlar ve bunlara benzer yasal düzenlemeler yapıldığında belediyelerdeki yolsuzluklar azalır. Belediyeler hizmet üretmeye odaklanırlar.

Uzun süredir ünlülerinde tutuklandığı uyuşturucu operasyonları yapılıyor. Önde gelen iş adamlarının, sanatçıların, sporcuların ve fenomenlerin yani gençlerin örnek aldığı kişilerin, müptela olduğunu öğreniyoruz. Maalesef bu konuda da yasal düzenleme yapılmadı. Gençler uyuşturucuya başlayacaklar, müptela olacaklar, polis yakalayacak ve hakim cezaevine atacak. Modelimiz bu. 

Uyuşturucudan hapis yatmışların, halen hapiste olanların, cezası ertelenenlerin ve tutuksuz yargılananların toplamı, milyonun fevkinde. Müptelaların çoğu genç. Müptelalık, uyuşturucuya para yetiştirmeleri gereken gençlerin fuhuş, hırsızlık, gasp, para karşılığı yaralama ve öldürme gibi suçlara yönelmeleriyle sonuçlanıyor. 

Oysa yapmamız gereken uyuşturucu testi yapılan sağlık birimlerinin sayısını, kaliteyi düşürmeden artırmak. Sanatçılardan, sporculardan, siyasetçilerden ve iş adamlarından kısaca toplumun gözü önündeki insanlardan başlayarak altı ayda bir uyuşturucu testi yapmayı zorunlu kılmak. Testi pozitif çıkanlar dizilerde oynayamamalı, konser verememeli, maçlara çıkamamalı. Etap etap üniversitelerin, liselerin ve kamu kuruluşlarının da uyuşturucu testi talep etmeleri zorunlu kılınmalı. Uyuşturucu satıcılığının cezaları artırılmalı. Aksi halde sorun büyümeye, bizde bataklıkta debelenmeye devam ederiz.

Kumar, yasadışı bahis ve fuhuş suçlarında da aynı durumdayız. Operasyonlar, yargılamalar, tutuklamalar sürüyor fakat bataklığı kurutacak yasal düzenlemeler yapılmıyor.

Çözmek için radikal adımlar atmamız gereken bir başka sorun, meslek planlaması. Yetkili ağızlar bazı mesleklerde ihtiyaçtan çok fazla mezun olduğunu bazı mesleklerde de ihtiyacın karşılanamadığını açıklıyorlar. Oysa yetkilerin görevi açıklama yapmak değil, sorunu çözmek. Yüz elli bin fazla avukatımız var. İşsiz kalan genç avukatlar güvenlik görevlisi, gardiyan ve mübaşir olarak çalışıyorlar. Atanamayan öğretmenler kangren olmuş bir başka sorunumuz. İhtiyacın iki katı kadar eczacı mezun ediyoruz her sene. 

Birçok mühendislik çeşidinde mezunlar işsiz kalıyor. Ama hızlı büyümekte olan savunma sanayimizi takviye edecek savunma sanayinde uzman mühendisler, teknik adamlar, usta başları ve ustalar yetiştiremiyoruz. Savunma sanayi, turizm, ileri teknoloji, sanayi meslek ve yabancı dil liselerimizin sayısı çok az. Oysa turizm ve sanayi sektörlerimizin kalifiye iş gücüne ihtiyacı var.

Yapılması gereken Milli Eğitim, ÖSYM, YÖK ve ilgili bakanlıkların birlikte çalışarak okullarımızı, yüksek okullarımızı ve üniversitelerimizi dönüştürmeleri. Aksi halde eğitimli işsizlerimizin sayısı artacak. Bir süre sonra savunma sanayi başta olmak üzere sektörlerimizin büyüme hızı, işgücü yetersizliği nedeniyle düşecek.

Sinekleri öldürerek sorunlarımızı çözemeyiz. Bataklıkları kurutmalıyız. Yolsuzluk, uyuşturucu, kumar, bahis, eğitimde yanlış planlama bataklıklarımızın vahamet arz eden birkaçı. Ama bataklıklarımız bunlardan ibaret değil. Bataklıklarda debelenmek yerine sorunları çözmeye odaklanmalıyız.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Hepsi çok doğru ve daha buna benzer milyon tane yapılacak iş var. Ancak bizim sorunumuz, sorun çözme niyetimizin olmaması. Sistem sorun üretmek için kurulmuş. Bilerek ve isteyerek sorun ürettiriliyor ve sonra çözülüyormuş gibi yapılıyor. Bu bilinçli bir tercih. Belediye başkanlarının belediye başkanı olma isteğinin tek nedeni imar rantı. Parti ayırt etmeksizin hepsi o koltuğa sadece bu yüzden talip oluyor. Kimsenin hizmet gibi bir derdi yok. Siyasetçilerin de böyle bir derdi yok. İstisnalar hariç, onların da o koltuklara talip olmalarının nedeni çıkar ya da itibar ve milletvekili maaşı ile , ilk okul mezunu hademelik bile yapamayacak adamların, yüksek mühendislerden fazla para kazanması, iş garantisinin olması ve emekliliği alıp, bütün sülalesini millete baktırması gibi konulardır. Parazittir bunlar !! Bildiğiniz asalak !!! Hiç bir partinin de ülkeye hizmet etmek diye bir derdi yok. Bataklık kurursa bütün bu parazitler ne yapacak ???

Bu Yazıyı Paylaş