Köşe Yazısı

Bayrak Açmak, Sorumluluk Almaktır

Ramazan Akgün
Ramazan Akgün
3 dk Sesli Dinle 0

Siyasette bazen seçim sonuçlarından daha önemli olan şey, milletin gönlünde yeniden umut olabilmektir. Son seçimlerde yüzde 3 seviyelerine kadar gerileyen İYİ Parti’nin, kısa süre içerisinde yeniden toparlanması ve Türk seçmeninin önüne bir alternatif olarak çıkabilmesi dikkat çekici bir gelişmedir. Bu süreçte İYİ Parti Lideri Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun ortaya koyduğu siyaset dili ve ülke meselelerine yaklaşımı da ayrıca değerlendirilmeli ve takdir edilmelidir.

Bugün Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlar her geçen gün ağırlaşırken, Sayın Dervişoğlu’nun “Bayrak Açıyorum” çağrısıyla vatandaşları Tandoğan Meydanı’na davet etmesini sıradan bir siyasi organizasyon olarak görmüyorum.

Bu çağrının temelinde, Türkiye’nin geleceğine ilişkin bir sorumluluk bilinci bulunmaktadır.

Çünkü mesele sadece ülkeyi hangi ismin yöneteceği meselesi değildir. Asıl mesele, binlerce yıllık devlet geleneğinin ve millet sorumluluğunun yarınlara nasıl taşınacağıdır.

Evlatlarımızı nasıl bir Türkiye’ye hazırladığımız, hangi değerlerle yetiştirdiğimiz ve onlara nasıl bir gelecek bıraktığımızdır.

Ne yazık ki son yıllarda siyasette sıkça karşılaştığımız parti değiştirmeler, ilkesiz geçişler ve günübirlik hesaplar, milletin siyasete olan güvenini zedelemektedir.

İnsanlar artık sözünün arkasında duran, ilkelerine bağlı kalan ve bedel ödemeyi göze alan siyasetçiler görmek istemektedir.

Nasıl ki bir avukat vekâlet aldığı kişinin menfaatlerini korumak zorundaysa, daha iyi kazanırım diye müvekkilini pazarlayamazsa, nasıl ki bir şirket çalışanı kurumunun sırlarına ve değerlerine sadakat göstermekle yükümlüyse; ailede, esnaflıkta ve toplum hayatının her alanında temsil ettiğimiz değerlere sahip çıkmak bir ahlak meselesiyse, siyasetçinin de savunduğu ilkelere ve temsil ettiği değerlere sadık kalması gerekir.

Bu, Türk milletinin siyasetçiden beklemeye hakkı olan en temel davranıştır.

Bu nedenle siyasetçileri değerlendirirken sadece kişilere ve polemiklere değil, ülkenin gerçek sorunlarına odaklanıp odaklanmadıklarına bakmalıyız.

Ben, Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun “Bayrak Açıyorum” çağrısını da bu çerçevede değerlendiriyorum. Bu çağrıyı yalnızca bir parti organizasyonu değil, milletin ortak değerlerine sahip çıkma ve Türkiye’nin geleceği üzerine düşünme çağrısı olarak görüyorum.

27 Haziran’da Tandoğan Meydanı’nda yapılacak buluşmanın da bu bilinçle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Partili ya da partisiz, Türkiye’nin yarınları konusunda sorumluluk hisseden herkesin bu çağrıyı kendi vicdanında tartması gerekir.

Çünkü bazı dönemlerde bayrak açmak, sadece bir siyasi slogan değil; tarihe, millete ve gelecek nesillere karşı sorumluluk almaktır.

Türkiye’nin üzerine çöken umutsuzluğa, adaletsizliğe, yoksulluğa ve kutuplaşmaya karşı artık ses verme zamanıdır.

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu’nun öncülüğünde yükselen “Bayrak Açıyorum” çağrısı; suskunluğa karşı cesaretin, karamsarlığa karşı umudun ve teslimiyete karşı millet iradesinin çağrısıdır.

Bugün mesele herhangi bir siyasi partinin meselesi değildir. Mesele; çocuklarımızın geleceği, devletimizin itibarı, milletimizin birliği ve Türkiye’nin yarınlarıdır.

Bu nedenle partili-partisiz, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden; Türkiye’nin sorunlarına çözüm arayan herkesi 27 Haziran Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda buluşmaya davet ediyorum.

Geliniz; umudu büyütelim, cesareti çoğaltalım ve Türk milletinin yeniden ayağa kalkma iradesine hep birlikte güç verelim.

Bu Yazıyı Paylaş