Siyasette Arınma Çağrısı
Bir siyasetçinin çıkıp başka bir siyasetçiyi ya da siyasi partiyi “arınmaya” davet etmesi ilk bakışta kulağa ahlaki bir çağrı gibi gelebilir.
Fakat meseleye hukuk ve siyasi etik açısından bakıldığında, bu tür açıklamaların son derece problemli olduğu görülür.
Çünkü demokratik hukuk devletlerinde hiç kimse; mahkeme yerine geçerek başka insanları “kirli”, kendisini ise “arınmış” ilan edemez.
Siyasetçinin görevi hüküm vermek değil; hukukun işlemesine katkı sağlamaktır.
Bir siyasi aktörün rakiplerini “arınmaya çağırması”, aslında farkında olmadan çok tehlikeli bir anlam üretir: Demek ki ortada bir kirlenme vardır…
Demek ki bunu söyleyen kişi kimin kirli olduğunu da bilmektedir…
O halde soru şudur; bu kirlenme hukuka taşınmış mıdır, yoksa sadece siyasetin propaganda malzemesi midir?
Eğer ortada suç varsa konuşması gereken siyaset kürsüsü değil, bağımsız yargıdır.
Eğer ortada suç yoksa; “arınma” dili siyasi itibarsızlaştırma aracına dönüşür.
Daha da önemlisi, siyasetçinin kendisini arınmış bir otorite gibi konumlandırması demokratik etik açısından ayrı bir çelişkidir.
Çünkü siyasette hiç kimse mutlak masumiyet makamında değildir.
Hele ki yıllarca aynı sistemin içinde bulunmuş, aynı ittifaklarda yer almış, aynı bürokratik yapıların içinde siyaset üretmiş aktörlerin bugün birbirine temizlik dersi vermesi ciddi bir ironi oluşturmaktadır.
Bir başka dikkat çekici nokta da şudur; siyasetten “arınma” çağrıları genellikle hukuk süreçleri tamamlandıktan sonra değil, siyasi rekabet kızıştığında yapılır.
Yani amaç çoğu zaman toplumu temizlemek değil, rakibi kirli göstermektir.
Oysa gerçek siyasi etik; rakibini kirli ilan ederek değil, kendi geçmişini şeffaf biçimde sorgulayabilmekle başlar.
Çünkü siyaset bir ahlak kürsüsü değildir.
Siyaset; hukuka bağlı kalma sorumluluğudur.
Bir ülkede siyasetçiler birbirini sürekli arınmaya çağırıyorsa, toplum şunu sormak zorundadır; Kim kirli? Kim temiz?
Ve en önemlisi buna karar verecek yer siyasi mitingler mi, yoksa hukuk devleti midir?
Demokrasi; insanların birbirine temizlik sertifikası verdiği değil, herkesin hukuk karşısında eşit olduğu rejimin adıdır.
