Diploma mı, değerin mi?
Kahve içmek için oturduğum kafede tanık olduğum bir sohbet, Türkiye’de eğitim ve iş gücü tartışmalarının özeti gibiydi.
Genç bir mühendis kardeşim şöyle diyordu:
“Ben üniversiteye girmek için gece gündüz çalıştım. Üniversitede de aynı şekilde…
Mühendis oldum, şimdi 90 bin lira maaşla çalışıyorum.
Aynı yerdeki vinç operatörü 200 bin lira alıyor.
"Bu reva mı?”
Bu soru aslında yalnızca maaş sorusu değildi.
İçinde yılların emeği, beklentisi, hayal kırıklığı ve biraz da adalet arayışı vardı.
Ama burada gözden kaçan önemli bir nokta var:
Üniversite, otomatik olarak daha yüksek gelir vaat eden bir kurum değildir. Üniversite; bakış açısı kazandırır, bir alanda derinleşme imkânı sunar, düşünme biçimini değiştirir.
Vinç operatörü de bulunduğu noktaya emek vererek, eğitim alarak, zorlu koşullarda çalışarak gelmiş olabilir. Emek yalnızca beyaz yakaya ait değildir.
Bugün maaşları yalnızca unvanlar belirlemiyor. İhtiyaç, arz-talep dengesi, deneyim, üretim kapasitesi ve uzmanlık belirliyor.
Ülkemizde çok sayıda üniversite ve her yıl binlerce mühendis mezunu varken, uygulama bilgisi güçlü, sahayı bilen mühendis ihtiyacı ile özel yetenek isteyen ara eleman ihtiyacı arasında ciddi bir dengesizlik oluşuyor.
Belki de artık şunu daha çok konuşmalıyız:
Diploma dağıtmayı değil, nitelikli insan yetiştirmeyi…
Bilgiyi ezberletmeyi değil, uygulamayı…
Eğitimi günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli planlarla inşa etmeyi…
Meslek sahibi olmayı yalnızca okul sıralarında değil, hayat boyu öğrenme disipliniyle sürdürmeyi…
Çünkü eğitim sistemi ideolojik tartışmaların değil, bilimsel planlamanın ve toplumsal ihtiyacın merkezinde olmalı.
Bir ülkenin en büyük kaybı yalnızca işsizlik değildir; yetişmiş insan gücünün umudunu kaybetmesidir.
Birçok değerli beyin neden yurt dışına gidiyor sorusunu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda liyakat, gelecek ve değer görme üzerinden de düşünmek gerekir.
Son yıllarda çok şey değişti.
Eğitim değil, eğilim ön plana çıktı.
Liyakat değil, yakınlık; yeterlilik değil, bağlantılar konuşulur oldu.
Böyle olunca diploma da anlamını yitirmeye başladı.
Sevgili mühendis kardeşim…
İş yerine ne kattığın, hangi unvanı taşıdığından daha değerlidir.
Diploma kapı açabilir ama değeri büyüten şey; emek, nitelik, süreklilik ve işini severek iyi yapmaktır.
Çünkü sonunda hayatın sorduğu soru şudur:
Ne mezunu olduğun değil…
Ne ürettiğin, neyi dönüştürdüğün ve geride ne bıraktığındır.
Diploma seni işe aldırabilir; ama değerini emeğin ve niteliğin belirler.
