Köşe Yazısı

Ortak Geleceğimiz: Ayrışma Değil, Birlikte Yaşama İradesi

Serpil Güleçyüz
Serpil Güleçyüz
3 dk Sesli Dinle 2

​Bu ülkenin anneleri —ister Kürt olsun ister Türk— artık evlatlarının toprağa düşmesini istemiyor. 

Bir annenin yüreğine düşen acının dili, kimliği, ideolojisi veya memleketi yoktur. 

Bu nedenle toplumsal barış ve çözüm arayışında en temel önceliğimiz; insan hayatını korumak, annelerin yüreğine yeni acıların düşmesini engellemek olmalıdır.  

​Ülkemizde kimliğinden, dilinden veya yerel kültüründen dolayı hiç kimsenin kendini eksik hissetmediği bir düzen, hepimizin ortak isteğidir.

Yıllarca güvenlik politikalarına ve silahlı mücadeleye ayrılan devasa kaynakların; çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimine, halkımızın sağlığına, sanata, bilime ve toplumsal refaha aktarılması dileğimizdir.

​Barış, sadece silahların susmasından ibaret değildir. 

Barış; tüm halkların eşitliğine, kardeşliğine ve ortak geleceğe duyulan inancın güçlenmesidir. 

Bu topraklarda artık ölümün değil diyaloğun, ayrışmanın değil birlikte yaşama iradesinin konuşulması gerekir.  

​Tüm ötekileştirme gayretlerine rağmen Türk ve Kürt halkının kardeşliğinin bozulmamasının aslı, bu iki halkın ortak sağduyusu ve birlikte yaşama becerisidir. 

Her iki tarafta da hiç kimse bu ülkenin ve milletin kaderini tek bir insanın dilinden dökülecek kelimelere veya dar bir siyasi tekele bağlamak istemiyor.  

​Toplumumuzda güçlüye karşı mazlumun hakkını savunmak isteyen büyük bir çoğunluk var. 

Siyasi görüşü ne olursa olsun, vicdan sahibi insanlar adalet söz konusu olduğunda yan yana durabilmektedir. 

Kürt kardeşlerimizin kaderi de belirli odakların ya da tekelci anlayışların eline bırakılamaz.  

​Ülkemizde yaşayan herkes eşit vatandaştır. Türkiye'de Türkçe dışında ana dili olan farklı etnik kökenlere sahip pek çok vatandaşımız bulunmaktadır. 

Ancak gerilim ve tehditkar söylemler arttıkça, bu coğrafyadaki farklı halkların huzuru ve güveni de zarar görmektedir.  

​Türkiye'de Kürt vatandaşlarımızın hayatın her alanında var olduğu bir gerçektir. Siyasetten bürokrasiye, ticaretten akademiye kadar her alanda aktif rol alan, öğretmen, doktor, mühendis veya milletvekili vb. olan yurttaşlarımız mevcuttur. 

Dolayısıyla sorunu tek taraflı bir ayrımcılık söylemine hapsetmek yerine, tüm yoksulların ve tüm halkların geleceğini kapsayan ortak bir paydada buluşmamız gerekir.  

​Sorunu mezhep ve etnik köken parantezinden çıkarıp "insanın ortak geleceği" noktasından bakabilirsek, asıl kalıcı çözümü yakalamış oluruz. 

Terör örgütlerini ve şiddeti devre dışı bırakarak; toplumun benimsediği makul siyasiler, sivil toplum örgütleri ve kanaat önderleri bir araya gelmeli, bölücü söylemler susturulmalı ve barış çağrısı büyütülmelidir. 

​Birçok etnik kökenden ve eyaletten oluşan ülkelerde toplumsal huzurun sağlandığı örnekler ortadadır.

Sorunun asıl çözümü bu ülkede yaşayan insanların özgür bir şekilde kendilerini hiç bir baskı altında görmeden demokratik  cumhuriyetin kanatlarına sığınarak çağdaş, laik, sosyal bir hukuk devletinde yaşama iradesini göstermesidir...

​Bu vatan hepimizin... Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır. Teferruatlara takılmadan, bizi biz yapan değerlere sarılıp birlik olmaktan başka çaremiz yoktur. 

Bu coğrafyanın Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi ayrıştırılamaz. Hepimiz bir elin parmakları gibiyiz. 

"Kadim sözümüzü unutmayalım: "Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır."

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Abdülhamit Karaca

    Ve nihayet sende Serpil hanım,Ülkücü Hareketin Bilge Lideri Devlet Ata beyin cesur girişimiyle akabinde Reisi Cumhurumuz Tayip bey ve tüm Devket Erkinin ortak çalişmasi neticesinde büyük bir mesafe katkedilen Terörsüz Türkiye projesinin tek ve mutlaka başarilmasi elzem olan bir ictihad olduğunu yazinda üstü kapali da olsa dile getiriyorsun,tebrik ediyorum....

  • Alp Demir

    Cehenneme giden yollar iyi niyetle döşelidir. Polyannacılık oynamanın bir faydası yok. Gerçekler acıdır ve o gerçeklerle yüzleşmedikçe de hiç bir sorun çözülemez. Anne naifliğinin dünyanın başına açtığı belalar da az değildir. Mülkün temeli şefkat değil adalettir.

Bu Yazıyı Paylaş