Hayat, Bitti Sandığımız Yerde Yeniden Başlar
Eylül ayına girdik...
Nazım Hikmet'in o güzel sözü geliyor aklıma:
"Her Eylül bir başlangıçtır."
Belki de Eylül'ü diğer aylardan farklı kılan tam da budur.
Yazın coşkusu yavaş yavaş geride kalırken, doğa yeni bir mevsime hazırlanır.
Ağaçlar yapraklarını bırakmaya, günler kısalmaya başlar.
Ama hayat bize her defasında aynı gerçeği hatırlatır:
Biten her şey, aslında başka bir şeyin başlangıcıdır.
Cicero'nun, "Tüm büyük işler, küçük başlangıçlarla gerçekleşir." sözü de bunu anlatmıyor mu?
Hayatımızda yeni bir sayfa açmak için her zaman büyük kararlar almamız gerekmez. Bazen küçücük bir adım yeterlidir.
Bazen bir "hoşça kal" diyebilmek...
Bazen "Artık yeter" diyebilmek...
Bazen de korkularımıza rağmen "Merhaba" diyerek yeni bir başlangıca yürümek...
Çünkü kimse geçmişe gidip yeni bir başlangıç yapamaz.
Ama bugün başlayıp yeni bir son yazabilir.
Peki, neden korkarız başlangıçlardan?
Çünkü insan,
bir kez kırılmışsa yeniden kırılmaktan, bir kez güvenmiş ve hayal kırıklığı yaşamışsa yeniden güvenmekten korkar.
"Ya yine aynı şey olursa?" düşüncesi, çoğu zaman bizi olduğumuz yerde tutar.
Bu yüzden bitmiş ilişkilerin ardından yeni bir başlangıç yapmaya, yarım kalmış dostlukları onarmaya, hatta bazen kendi hayatımızda değişiklik yapmaya bile çekiniriz.
Oysa geçmişte yaşananlar, geleceğin mutlaka aynı olacağı anlamına gelmez.
Bazen eski yaşanmışlıkları bir kenara bırakıp yeni bir başlangıç yapmak, hiç beklemediğimiz mutlulukların kapısını açabilir.
Yarım kalmış bir dostluk yeniden kurulabilir.
Kırılmış bir güven, zamanla yeniden inşa edilebilir.
Bittiğini sandığımız bir samimiyet, daha olgun ve daha anlamlı bir biçimde yeniden başlayabilir.
Çünkü hayat, bize ikinci şanslar vermekten hiçbir zaman vazgeçmez.
Yeter ki biz, o şansı görebilecek kadar cesur olalım.
Bazı kapılar kapanmadan yenileri açılmaz
Hayatın en zor taraflarından biri de budur.
Bir şeyin bittiğini kabul etmek...
Çünkü çoğu zaman biten şeyin kendisinden çok, onunla ilgili kurduğumuz hayallere veda ederiz.
Oysa bazı kapılar kapanmadan yenileri açılmaz.
Bazen bir ilişkinin bitmesi, kendimizi yeniden bulmamıza vesile olur.
Bazen bir işin sona ermesi, hiç düşünmediğimiz başka bir yolun başlangıcıdır.
Bazen bir dostluğun bitişi, gerçek dostluğun ne olduğunu öğretir.
Bazen de hayatımızdan çıkan bir insan, kendimize dönmemiz için bize sessiz bir alan bırakır.
Bu nedenle her sonu bir kayıp olarak görmemek gerekir.
Bazı sonlar, hayatın bizi yeni bir başlangıca hazırlama biçimidir.
Yıllar geçer...
Mevsimler birbirini izler.
Bayramlar gelir, gider.
Mutlu günler kadar acılar da hayatımızdan geçer.
Kimi görevlerimizi yerine getirir, çalışır, üretir, para kazanır, evler yapar, eşyalar biriktiririz.
Sonra bir gün bütün bunların bizden sonrakilere kalacağını fark ederiz.
İşte o zaman insan kendisine şu soruyu sormalı:
Benden geriye ne kalacak?
Malımız mı?
Makamımız mı?
Sahip olduklarımız mı?
Yoksa dokunduğumuz hayatlar, bıraktığımız güzel izler ve yaşattığımız değerler mi?
Bence asıl önemli olan, bizi biz yapan değerlerin devamlılığıdır.
Sevgi...
Saygı...
Adalet...
Vicdan...
Hoşgörü...
İnsana ve doğaya duyduğumuz sorumluluk...
Çünkü insanın gerçek mirası, sahip oldukları değil; başkalarının hayatında bıraktığı izdir.
Hayatımıza aldıklarımız kadar, hayatımızdan uğurladıklarımızı nasıl uğurladığımız da önemlidir.
Bir zamanlar içten bir gülümsemeyle "Buyur" diyerek hayatımıza aldığımız insanları, zamanı geldiğinde yine aynı olgunluk ve hoşgörüyle uğurlayabiliyor muyuz?
İşte asıl sınav belki de burada başlar.
Çünkü sevmek kadar bırakmak da bir erdemdir.
Tutunmak kadar, zamanı geldiğinde elini çekebilmek de...
Her şeyi sonsuza kadar bizimle götüremeyeceğimizi kabul edebilmek, hayatın en önemli olgunluklarından biridir.
Bazen bir sonu doğru yaşayabilmek, yeni bir başlangıca verebileceğimiz en büyük hediyedir.
Geceyi düşünün...
Ardından doğan güneşi.
Kışı düşünün...
Ardından gelen taze baharları.
Kuruyan bir dalın yeniden filizlenmesini, toprağa düşen bir tohumun günün birinde yeniden hayat bulmasını düşünün.
Doğa bize her yıl aynı dersi veriyor:
Hiçbir şey gerçekten bitmez.
Biçim değiştirir, dönüşür ve yeniden başlar.
Öyleyse neden kendimize bu şansı vermeyelim?
Neden geçmişin hatalarını geleceğin kaderi kabul edelim?
Neden bir "hoşça kal"dan sonra yeni bir "merhaba"nın mümkün olduğuna inanmayalım?
Belki de bugün, hayatınızda yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır.
Belki uzun zamandır ertelediğiniz bir hayalin...
Belki yarım bıraktığınız bir dostluğun...
Belki kendinizle kurmanız gereken yeni bir ilişkinin...
Belki de sadece yeniden umut etmenin...
Eylül bunun için güzel bir başlangıç olabilir.
Çünkü hayat, çoğu zaman bitti sandığımız yerde yeniden başlar.
Ve belki de hayatın bize verdiği en büyük ders şudur:
Bazı kapılar kapanmadan yenileri açılmaz.
Bu yüzden kapanan kapıların ardından uzun uzun bakıp kalmak yerine, önümüzde açılan yeni kapıyı görmeye çalışalım.
Geçmişi değiştiremeyiz.
Ama geçmişten öğrendiklerimizle geleceğimizi değiştirebiliriz.
Her sonu bir kayıp olarak değil, yeni bir başlangıç için açılan bir kapı olarak görebilmek dileğiyle...
Eylül hepimize;
yeni umutların, yeni cesaretlerin, yeni "merhaba"ların ve güzel başlangıçların kapısını açsın.
Çünkü hayat, bitti sandığımız yerde değil; yeniden başlamaya cesaret ettiğimiz yerde güzelleşir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Cesaret Özü Korumaktır
- Asıl Hesap, Kul Hakkı
- Tarih Tekerrür Ediyor Ama Biz Hiç Ders Almıyoruz
- Ortak Geleceğimiz: Ayrışma Değil, Birlikte Yaşama İradesi
- Bir Medeniyet Nasıl Yok Edilir?
- Terörsüz Türkiye ve Vicdanın Sınırı
- Çağımızın Hukuk ve Vicdan Testi: Batı Şeria ve Büyüyen İşgal
- OLGUNLUK, "BİLMİYORUM" DİYEBİLMEKTİR
