Köşe Yazısı

Tarih Tekerrür Ediyor Ama Biz Hiç Ders Almıyoruz

Serpil Güleçyüz
Serpil Güleçyüz
3 dk Sesli Dinle 0

*​Mehmet Akif'in* o meşhur dizesini hepimiz biliriz: "İbret alınsaydı, tarih tekerrür mü ederdi?" Bu söz, kulaklarımızda adeta bir atasözü gibi yer etmiş durumda. 

Ama gel gör ki, son zamanlarda olup bitenlere bakınca, milletçe tarihin o acımasız tekerrür çarkında dövülmekten bir türlü vazgeçmediğimizi üzülerek görüyorum.

 Sorun tarihte değil, sorun bizim o dersi bir türlü alamayışımızda.

​Şöyle bir geriye, hafıza tazelemek için bakalım. 

Banker Kastelli dönemlerini hatırlayanlar bilir; o zamanki şatafat, vaatler ve sonrası gelen büyük çöküş... Ardından Titan Saadet Zinciri efsanesi çıktı. 

Sonra Çiftlik Bank skandalı ve Tosuncuk vakası patlak verdi.

Daha niceleri..

En son da manşetlerden düşmeyen o kripto para vurgunları (Thodex, Ve bitcoin gibi) listeye eklendi. 

İsimler değişiyor, yöntemler biraz daha teknolojik hale geliyor ama senaryo hep aynı: Büyük vaatler, hızlı zenginleşme hayalleri ve sonunda hüsran.

​Peki, neden bu kısırdöngüden çıkamıyoruz..

 Ne zaman ki siyaset, halka hizmetten ziyade şahsi ikbal ve zenginleşme kapısı olarak görülmekten çıkarılır, bu kirli çarkın dişlileri o zaman durur. 

Siyasetin şeffaf ve hesap verebilir olması çok önemli..

 Devletin, hükümetin asli görevi piyasayı düzenlemek ve denetlemektir. 

Bu denetim mekanizmaları "hakkıyla" çalışmadığı sürece, boşluk bulan her fırsatçı, halkın umutlarını sömürmeye devam edecektir. Denetim, güvenin teminatıdır.

 İşin bir de biz, yani halk boyutu var. "Yatarak zengin olma" hayalleri, "kısa yoldan köşeyi dönme" hırsı, bu dolandırıcıların ekmeğine yağ sürüyor. Alın teri dökmeden, emek vermeden kazanılan paranın hem bu dünyada  hem öbür dünyada bir bedeli olduğunu unutuyoruz. 

Bu açgözlülük sürdükçe, kurbanlar da tükenmeyecektir.

​En çok da can yakan ne biliyor musunuz? 

O kaptırılan milyarlarca lira, o bizim, sizin emeğiniz, alın teriniz. 

O paralar keşke ülkemizde kalsa, yatırıma dönüşse, ekonomimize can suyu olsa... 

Ama hayır. O paralar, sahipleri tarafından yurt dışına kaçırılıyor; oralarda lüks evlere, rezidanslara, tekneye dönüşüyor.

 Bizim emeğimizle başkaları yurt dışında sefa sürerken, biz burada "ekonomiye canlandırma" derdine düşüyoruz. 

Bu, milli servetimizin de yurtdışına akması demektir.

​ Mükemmellik, kusursuz olmak değildir. 

İnsanın kendini tanıması, eksiklerini, hatalarını fark etmesi ve her gün bir önceki günden daha iyi olmaya çabalamasıdır. Hepimiz hata yaparız, yanlış kararlar veririz. Hayat yolculuğumuzda döndüğümüz o yanlış kavşaklar, yarım bıraktıklarımız, hayal kırıklıklarımız... Bunların hepsi acı verici olabilir. Ama beni, sanırım sizi de de en çok değiştiren, en çok büyüten anlar, tam da o hatalardan çıkardığımız derslerdir.

​Yaşadıklarımızı başımıza geleni bir felaket gibi değil, geleceği inşa ederken kullanacağımız bir tecrübe kütüphanesi gibi görelim. 

Kolay kazanç vaatlerine karnımız tok olsun. 

Emek verelim, denetleyelim ve bir daha asla aynı tuzaklara düşmeyelim. Aksi halde, daha çok "Keşke..." der, daha çok "Yine kandırıldık?" diye hayıflanırız.

*​Gelin, bu kez gerçekten ders alalım.*

Bu Yazıyı Paylaş