Sandıktaki Mühür Kimin İradesidir?
Siyasetimizin en bitmeyen, her dönemde vicdanları yaralayan tartışmalarından biridir parti değiştiren milletvekilleri ve belediye başkanları...
Bir partinin amblemiyle, onun söylemleriyle ve o kadroya gönül vermiş seçmenin oylarıyla sandıktan çıkıp; kısa bir süre sonra bambaşka bir rozetle boy göstermek.
Peki, u durum basit bir "siyasi tercih özgürlüğü" müdür, yoksa halk iradesine yapılmış açık bir müdahale mi?
Meseleye nereden baktığınız önemlidir.
Siyasetin teorik penceresinden bakıp "Milletvekili partisinin değil, milletin temsilcisidir, vicdani bağımsızlığı esastır" diyerek bu geçişleri meşrulaştırmaya çalışanlar çıkabilir.
Hatta partisi ilkelerinden sapan bir siyasetçinin istifa etmesi ilkeli bir duruş olarak da sunulabilir.
Ancak işin teorisi ile sandığın gerçeği her zaman örtüşmüyor.
Gerçek şu ki; demokrasi dediğimiz mekanizma bir toplumsal sözleşmedir.
Bu sözleşmenin asil tarafı HALK, vekil tarafı ise SİYASETÇİDİR.
Seçmen sandık başına gittiğinde sadece bir isme değil; o ismin arkasındaki ambleme, vaat edilen programa ve temsil edilen değerler bütününe onay verir.
Seçim bittikten sonra bu iradeyi yok sayarak rozet değiştirmek, asil ile vekil arasındaki o görünmez ama kutsal bağ zedelenir.
Kamuoyunda ilkelikten ziyade kişisel İkbal,makam ve güç arayışı olarak algılanır.
Seçmenin sandıkta kurduğu güç dengesini masa başında değiştirmek, her şeyden önce seçmene verilen sözede gölge düşürür.
Siyasi esneklik ile ilkesizlik arasındaki o ince çizgi, tam da seçmenin iradesine gösterilen saygıyla çizilir.
Eğer bir siyasetçi partisiyle ilkesel bir ayrışma yaşıyorsa veya gidişattan rahatsızsa yapacağı şey bellidir.
*Çözüm,* koltuğu koruyarak saf değiştirmekte değil; milli iradeye yeniden başvurmaktadır.
En adil, en etiğe uygun ve şaibesiz yol ara seçimdir.
Siyasetçi etik tutumu gereği, görevinden istifa ederek bağımsız kalmalıdır.
Ayrılan vekil koltuğunu ortaya koymalı, gerekçesini millete anlatmalı ve sandığı işaret etmelidir.
Eğer seçmen "Ben oyumu partiye değil, senin şahsına ve haklı gerekçelerine verdim" diyorsa, o vekil zaten sandıktan başı dik çıkacaktır.
Yok eğer oy partiye verilmişse, halkın iradesi tecelli edecek ve ait olduğu yere geri dönecektir.
Sandıktaki mührün hakkını korumak, demokrasinin namusunu korumaktır. Seçmenin iradesini her şeyin üstünde tutan bir siyaset anlayışı yerleşmediği sürece, atılan her saf değiştirme adımı vicdanlarda yargılanarak mahkûm edilmeye devam edecektir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Asıl Hesap, Kul Hakkı
- Tarih Tekerrür Ediyor Ama Biz Hiç Ders Almıyoruz
- Ortak Geleceğimiz: Ayrışma Değil, Birlikte Yaşama İradesi
- Bir Medeniyet Nasıl Yok Edilir?
- Terörsüz Türkiye ve Vicdanın Sınırı
- Hayat, Bitti Sandığımız Yerde Yeniden Başlar
- Çağımızın Hukuk ve Vicdan Testi: Batı Şeria ve Büyüyen İşgal
- OLGUNLUK, "BİLMİYORUM" DİYEBİLMEKTİR
