Duman
İnsan düşünüyor, düşünmeli de.
Bu ülkenin gündemi mi hızlandı, yoksa hafızamız mı artık yetişemiyor?
Daha dün konuştuğumuz olayın külü soğumadan bugün yeni bir yangın düşüyor önümüze. Her yeni dosya, bir öncekini örtüyor. Duman dağılıyor sanıyoruz; meğer sadece yön değiştiriyormuş.
Her gün yeni bir operasyon... Her gün yeni bir soruşturma... Her gün aynı cümle:
"Yargı gereğini yapacaktır."
Yapsın... Hatta eksiksiz yapsın.
Çünkü hukuk; iktidarın sopası, muhalefetin kalkanı değil, milletin ortak vicdanıdır.
Kim olursa olsun... Makamı ne olursa olsun... Rozeti, unvanı, partisi neyi temsil ederse etsin...
Milletin alın terinden eksilen tek kuruşun bile hesabı sorulmalıdır.
Çünkü kamu malı; fırsatını bulanın parsel parsel paylaşacağı bir ganimet değil, yetimin hakkı, emeklinin ilacı, öğrencinin kitabı, işçinin alın teridir.
Buna itiraz edecek vicdan sahibi bir insan olduğunu sanmıyorum.
Fakat vatandaşın aklına takılan soruyu da yok sayamayız.
Bu ülkede yüzlerce belediye var.
Peki neden manşetlerde hep aynı siyasi renk daha fazla görünüyor?
Diğerleri de aynı titizlikle inceleniyor mu?
Yoksa projektör bazı sokakları gündüz gibi aydınlatırken, bazı sokaklar karanlıkta mı kalıyor?
İşte güven tam da burada başlıyor... ya da tam da burada sarsılıyor.
Çünkü adalet, yalnızca tarafsız olmakla yetinmez; tarafsızlığını herkese hissettirebildiği ölçüde güven verir.
Terazinin kefesi tartışılmaya başladığında, tartılan yalnızca dosyalar değil!
Devletin itibarı, toplumun vicdanı ve hukuka duyulan inanç olur.
Tam bunları konuşurken...
Bu kez mahkeme koridorlarından değil, ormanlardan duman yükseliyor.
Neden her yıl aynı konu?
Neden yangına karşı önlem alınamıyor.
Yedi il... Yüzlerce hektar... Binlerce can...
Kuşlar yuvasını kaybediyor.
Kirpi saklanacak çalı bulamıyor.
Kaplumbağa, kendisinden hızlı koşan alevlere sessizce teslim oluyor.
Asırlık ağaçlarla birlikte yalnızca odun yanmıyor.
Bir çocuğun yarın sığınacağı gölge yanıyor.
Bir annenin içine çektiği çam kokusu yanıyor.
Bu memleketin nefesi yanıyor.
Dilerim ormanlarımızda ki yangınlar en kısa sürede kontrol altına alınır; kurtarılabilecek her ağaç, her canlı ve bu güzel vatanın kalan yeşili korunur.
Biz ise ekran başında birbirimize haklılık dağıtıyoruz.
Ve bazen en büyük yangın, sadece ormanda değil; susan vicdanlarda çıkar.
Gökyüzünü kaplayan duman elbet dağılır...
Ama vicdanın üzerine çöken duman, yıllarca dağılmayabilir.
Haksızlığa alışan, adaleti seçici gören, yangını seyredip normalleştiren bir toplum hâline gelmektir.
Bir ülkeyi ayakta tutan sadece adliye binaları değildir.
O ülkeyi asıl ayakta tutan, adaletin herkese eşit işlediğine dair sarsılmayan ortak inançtır.
Ve o inanç zedelendiğinde,
geriye yalnızca DUMAN kalır.
SAYGIYLA SELAMLIYORUM
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Sedat Türe
“Duman”, gündemdeki adli soruşturmalarla orman yangınlarını aynı metaforik eksende buluşturan, temel meselesi adalet duygusunun ve toplumsal vicdanın aşınması olan bir köşe yazısı. Metin, okuru belirli bir siyasi pozisyona doğrudan çağırmaktan çok, “Hukuk herkese eşit mi uygulanıyor?” ve “Felaketleri ne kadar çabuk normalleştiriyoruz?” soruları etrafında düşünmeye yöneltiyor. Teşekkürler..
- Sedat Türe
Dumanlı havada adalet konulu makale, toplum vicdanına haykıran güzel bir dokunuş. Teşekkürler..
- Elif Aldatmaz
Herkese lazım olan adaletin bir gün bana da lazım olur denildiği algidan çıkan ve sadece gücün elinde olduğu nu ve güvenin bittiği günlerden geçiyoruz ne yazık ki .
