Köşe Yazısı

Haluk Levent

Ertuğrul Türkoğlu
Ertuğrul Türkoğlu
4 dk Sesli Dinle 0

Türkiye geçen hafta Haluk Levent ve Ahbap skandalıyla sarsıldı. Herkes şok oldu. Oysa Haluk Levent tanınmayan, bilinmeyen bir kişi değildi. Hele mensup olduğu camia onu çok iyi tanıyor, tıynetini biliyordu. Yani yaşananlar sürpriz değil, bile bile ladesti.

Devlet Bey’in depremden sadece birkaç gün sonra ‘’Devletin yapamadığı ve yetişemediği ne vardır da Ahbabçılar, Babalacılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır? Bu sahtekarların Türk televizyonlarında artık yer almaması lazımdır. Devleti acz içinde gösterircesine sosyal medyaya üşüşenler, bindikleri dalı kestiklerini ne zaman anlayacaklardır? Böylesi bir muhterislik kimin harcı, kimin haddidir?’’ ifadelerini kullanarak yaptığı uyarıyı ne ahali dikkate aldı ne de vazife başındakiler.

Haluk Levent 1990’ların başında tanınmaya başladı. Kumarla tanışması da aynı tarihlere denk geliyor. Neyi var neyi yoksa kumarda kaybediyor. Tanınan ve istikbali parlak bir şarkıcı olduğundan, bankalardan kredi çekebiliyor. Aldığı kredileri de kumarda tüketince, tefecilerden çek karşılığı para almaya başlıyor. Çekleri ödemeyince cezaevine düşüyor. Yüzlerce yıl hapis cezasıyla yargılanıyor. Bunlar otuz yıl önce oluyor ve gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Televizyonlarda günün haberi olarak veriliyor.

Haluk Levent cezaevindeyken paralarını kurtaramayacaklarını yani Levent’in parası olmadığını anlayan tefeciler, strateji değiştiriyorlar. Avukatlar aracılığıyla yapılan anlaşmaya göre, Haluk Levent’le ilgili şikayetler geri çekildi. Haluk Levendin menajerinin belirlenmesi, güvenliğinin sağlanması ve çıkacağı konserlere ve programlara karar verilmesi tefecilere bırakıldı. Taraflar, gelirleri, sürekli faiz işlettikleri alacakları bitene kadar tefecilerin alması ve Levent’e makul ücretler ödenmesinde anlaştı.

Bu sistem 1999 depremine kadar sürüyor. 1999 depreminde, kurduğu çadırlara harcadığı tutarın yüz katını iş insanlarından ve sanatçılardan toplayan Levent, tefecilerden kurtuluyor. Bu tarihten sonraki irili ufaklı bütün depremlerde aynı modeli uyguluyor Levent. 1 harcıyor 100 alıyor.

Bu sistem 2017 yılında Ahbap Derneği kurulana kadar devam ediyor. Tefecilerden kurtulunca rahatlayan ve kumarın yanında bahis oynamaya başlayan Levent, 2000’lerde ve 2010’larda da zaman zaman hapse düşüyor.  

Ahbap Derneği, Haluk Levent’in yeni bir imaj inşa edilerek, daha çok para toplaması için kuruluyor. Dolandırıcılık kurumsallaştırılıyor. Geniş halk kitlelerine ulaşmak hedefleniyor. Artık sadece depremzedeler ve deprem mağdurlarına destek olmak isteyenler değil, ihtiyaç sahiplerinin ve hayırseverlerin tamamı Ahbap sayesinde Levent’in kapsama alanına dahil ediliyor.

Ahbabın kurucuları ve yöneticileri hırsızlıktan, yolsuzluktan, kumardan, bahisten ve dolandırıcılıktan sabıkalı. Hakkında iki yüz suç kaydı olan yönetici var. 400 milyon dolar civarında para toplamış Ahbap. Yüzden fazla emlak edinmiş bağış olarak. Operasyon yapıldığında kasasında 8, banka hesaplarında toplam 5 bin dolar var. Uzmanların tahminlerine göre, gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşan yardımların tutarı 5 milyon doları bulmuyor.

Haluk Levent’e kredi kartı verilmesi yasak. Bankada adına hesap açılması yasak. Ama dernek kurup 400 milyon dolar toplaması ve topladığı paraları istediği gibi harcaması serbest. Böyle düzen olur mu?

Dünyada bizden başka dolandırıcılıktan defalarca hapse girmiş bir şerefsize para verecek başka halk olduğunu sanmıyorum. Toplumun bir kesimi için ‘’Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa, İzmir’in dağlarında çiçekler açar’’ deyince bütün kapılar açılıyor. Atatürkçülük hırsızlığın, dolandırıcılığın ortaya çıkmasını önleyen bir örtü oluyor. Toplumun diğer kesimi içinse ‘’Allah, Kuran, Peygamber’’ sözcükleri aynı işlevi görüyor.

Atatürkçülerin muhafazakarlardan daha bağnaz oldukları muhakkak. Deniz Feneri Türkiye’nin en çok bağış toplayan derneğiydi. Almanya şubesinde yolsuzluk yapıldığı iddia edilince itibarını kaybetti. Öyle ki yıllardır en çok bağış toplayan ilk yüz derneğin arasında yer bulamıyor. Levent’in dolandırıcı olduğu 1990’lardan beri tescilli. Her sene daha fazla insanı dolandırmış. Dolandırdığı tutarlar katlanmış. Adamın karısıyla nişanlısı nezarethanede tanışmışlar. İkisi de yüklü paralar kaptırmış Haluk Beye.

Sadece Levent ve ekibi değil Maraş depreminde Ahbap daha fazla para toplayabilsin diye Kızılay ve AFAT’ı bilinçli olarak yıpratanlarda cezalandırılmalı. Devleti ve devlete ait kurumları haksız yere, bile isteye yıpratmak, olayları saptırmak cezasız kalmamalı. Kızılay ve AFAT gibi kurumların başında temsil kabiliyeti yüksek, kriz yönetiminde tecrübeli ve geçmişi tertemiz isimler olmalı.

Levent göz altına alındığında ‘’Asıl bombayı bekleyin’’ dedi. Dolandırıcının sözüne itibar edilmez ama Levent korunması, görmezden gelinmesi ve yaşadığı sorunların çözülmesi karşılığında para verdiği yetkililere mesaj veriyor olabilir. Demagoji yapıyor, suyu bulandırmaya çalışıyor da olabilir. Netice de tutuklandı yani bu tehdit şu an için etkili olmadı. Ama savcılarımız bu cümlenin peşine düşmeli. Gerekirse Levent’te İhsan Aktaş gibi itirafçı olsun. Cezası azaltılsın. Ama beytülmale el uzatan kim varsa cezalandırılsın ve itibarını kaybetsin. 

Levent olayı bir süre daha gündemimizi işgal eder. Sonra herkes kendi dünyasında döner. Levent’in avukatları şikayetçileri ikna eder. 3-5 yıl sonra aramıza döner Haluk Bey. Kaldığı yerden devam eder. Bir kesimin kahramanı bile olabilir. Türkiye’de bataklıkta debelenmeye devam eder.

Oysa zaman kaybetmeden yasaları değiştirmeliyiz. Dernekler Valiliklerden izin almadan para toplayamamalı. Belirlenmiş bir tutarın üstünde yardım toplayan dernekler kamu kuruluşları gibi maliye müfettişlerince denetlenmeli. Derneklerin şirket kurmaları, yolsuzluk ve dolandırıcılık gibi akçeli konulardan hüküm giyenlerin dernek kurması ve yönetmesi yasaklanmalı.

Dolandırıcılık, yolsuzluk ve zimmete geçirme suçlarının cezası artırılmalı. Çalınan paranın iadesi tahliye için şart olmalı. Bu gibi suçlarda kamu davası boyutu olmalı. Uzlaşmayla sorun çözülememeli. Bunlar yapılırsa gelecekte buna benzer rezillikleri daha az yaşarız.

Adalet Bakanımız zehir gibi. Suçların ve suçluların üzerine ayrım yapmadan kararlılıkla gidiyor. Tavsiyem Ahbap gibi çok para toplamış derneklerin hepsinin mercek altına alınması ve denetimden geçirilmesi. ‘’Kurban keseceğiz’’ diye milleti dolandıran Afrikalılar sorunu daha da büyümeden çözülmeli.

Bu Yazıyı Paylaş