Köşe Yazısı

İran-Kürt örgütleri savaşı

Ertuğrul Türkoğlu
Ertuğrul Türkoğlu
4 dk Sesli Dinle 1

Devrim Muhafızları 2005-6 yıllarında yaptıkları operasyonlarla PKK’nın İran kolu olan PJAK’ın belini kırdı. İran ve PJAK’ın 2006 yılının Eylül ayında yaptığı anlaşmaya göre PJAK silah bıraktı. Militanlar İran veya Irak’a yerleştiler. Örgütün üst düzey yöneticileri için Irak’ta, sınıra yakın bir yerde, güvenlikli lüks bir site inşa edildi. Ele başları bu sitede ikamet etmek zorundaydılar. İstedikleri zaman, istedikleri yerlere kendilerine tahsis edilmiş güvenlik görevlileriyle birlikte gidebiliyorlardı.

Resmen kabul edilmese de sızan bilgilere yani yazışmalara ve telefon görüşmelerine göre, PJAK’ın silah bırakmasının karşılığında Tahran, PKK’ya koruma ve lojistik destek sağlayacaktı ki bunu hep yaptı. Türkiye ne zaman Kandil’e saldırsa teröristler dağın İran tarafındaki köylere geçtiler. Aynı nedenle uygulanan kuşatmalar da etkili olamadı.

2022 senesinde Mahsa Amini’nin saçları gözüktüğü için işkence edilerek katledilmesinden sonra, özellikle Kürtlerin yoğun olduğu kentlerde kalabalık protesto gösterileri düzenlenince, Tahran, Bağdat’tan PJAK elebaşlarının iç bölgelere sevk edilmesini istedi. Bu talebin gerçekleştirilmesine rağmen, ilerleyen süreçte PJAK militanları silahlanarak terör eylemlerine başladılar.

ABD ve İsrail İran’a saldırmadan hemen önce rejime karşı birleştiklerini açıklayan altı örgütten biri PJAK’tı. Trump’ın ‘’Muhaliflere ulaştırılmak üzere teslim ettiğimiz silahları yerlerine teslim etmediler’’ sözleriyle itham ettiği terör örgütü de PJAK. Erdoğan Trump’ı arayarak müdahale etmese, ABD ve İsrail’in yönlendirmesiyle kara harekatı başlatacak örgütlerin önde gelenlerinden biri de PJAK. Devrim muhafızlarının ateşkes başlar başlamaz operasyonlar düzenlemeye başladığı örgütlerin başında da PJAK geliyor.

İran ve Kuzey Irak’taki Kürt örgütlerinin kamplarını, silah depolarını, mağaraları ve füze rampalarını vuruyor muhafızlar. Her gün onlarca terörist imha ediliyor. Ele geçirenlerin çoğu idam ediliyor.

Eğer ABD ile İran arasında barış sağlanmazsa bu sefer örgütler muhakkak rejime karşı harekete geçirilecekler. Amerika’nın başka alternatifi kalmadığından, Erdoğan’da kara harekatı düzenlenmesini önleyemez. Gerçi Kürt örgütleri İran’a saldırsalar da vur kaç yapsalar da başarılı olamazlar. İran ucuz kamikaze dron konseptini geliştiren ülke. Teröristleri yok eder. İran’da zaaf oluşsa Türkiye dron, füze ve İHA’larla gereğini yerine getirir. Türkiye 2010’lardan çok daha güçlü. ‘’2. Rojava’nın’’ kurulmasına müsaade etmez.

Bu tablodan ders almalıyız. Terör örgütünün silah bırakması gereklidir ama yeterli değildir. Örgüt mensupları silah bıraktıktan on altı yıl sonra bile dağlara dönebiliyorlar. Irak’ta silah bulmak zor değil. İsrail ve İran her zaman teröristleri Türkiye’ye karşı kullanmıştır. (PJAK silah bıraktığında İsrail İran’a karşı kullanmak üzere PAK isimli bir terör örgütü kurdurdu. Hiçbir zaman PJAK kadar etkili olamayan PAK, rejime karşı birleşen altı örgütten biri)

PJAK hiçbir zaman silah bırakmadan önceki gücüne ulaşamadı. Silah bırakanların tahminen beşte biri yeniden silahlandı ama onlara taze kan olarak gençler katıldı. PKK’nın silah bırakması yetmez. Teröristlerin hepsinin Irak’ı bir daha geri dönmemek üzere terk etmeleri sağlanmalı. ‘’Suça karışmayanlar, terör örgütüne katılmaktan başka suçu olmayanlar, silahlarını bırakıp teslim olsun. Suç işleyenler ceza evlerine koyulsun’’ yaklaşımının sonucu tecrübeli ve tehlikeli teröristlerin silah bıraksalar bile Irak’ta kalmaları olur.

İleride şartlar değişir bu teröristlerin bir kısmı yine silahlanarak terör eylemleri düzenler. Artık eylem düzenlemek çok kolay. Nasıl ki Husiler ve Hizbullah İsrail’e, Kızıldeniz’e girmek isteyen gemilere ve Arabistan’a aynı anda yüzlerce dron atabiliyorsa, PKK’lılarda ülkemize atabilirler.

Çarşamba ve perşembe günleri ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’a saldırmasının nedeni, İran taraftarı milislerin Arabistan’a onlarca füze atmalarıydı. Milisler gündüz külahlı gece füzeli olduklarından yakalanamıyorlar. Cip veya kamyonetlerle kırsala çıkıyorlar, füzeleri fırlatıp şehre dönüyorlar. Ertesi gün bir başka kırsal bölgeden saldırı düzenliyorlar. Vaziyet bu olunca Amerikalılar ve Suudiler Haşdi Şabi’ye ait yerleri vuruyorlar.

Mazimizin geleceğimiz olmasını istemiyorsak, alt ve orta düzey teröristler ülkemize dönmeli. Bunlar suçlarına göre 5-10 yıl arasında denetimli serbestliğe tabi olmalı. Gelenlerin topluma entegrasyonu için sosyal programlar uygulanmalı. Üst düzey teröristlerse komşumuz olmayan üçüncü bir ülkeye gönderilmeli.

Suriye’de çok doğru bir siyaset takip ettik. Suriyeli olmayan teröristlerin hepsi Irak’a, Kandil’e geçtiler. Böylece Suriye’de PKK kökenli çok az terörist kaldı. PKK kökenli olmayanların baskın çoğunluğunun Türkiye’ye husumeti yok. Zaten kalan PYD-SDG’liler de orduda veya bürokrasi de görev alıyorlar. Irak’taki teröristlerin de aynı Suriye’dekiler gibi Irak’ı terk etmeleri şart. Aksi halde uzun süre risk taşırız. 

1990’larda ve 2000’lerde teröristler Tokat’ta, Gümüşhane’de, Malatya’da, Osmaniye’de ve Amanos Dağlarında eylem yapabiliyorlardı. Bugün sınırlarımızın 130 kilometre güneyindeler. Eskisi kadar güçlü değiller. Daha doğrusu çok zayıfladılar. Ama bu PKK’nın tehlike olmaktan çıktığı anlamına gelmiyor. Ucuz ve tek kullanımlık dronlar terör eylemi yapmayı kolaylaştırıyor. Teröristlerin yakalanmasını zorlaştırıyor. Bu münasebetle Terörsüz Türkiye sürecini başarıyla sonuçlandırmak zorundayız.

ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa günümüzdeki en güçlü devletler. Bu devletlerin bölünmesini isteyen partiler, örgütler, dernekler ve hareketler var. Yazıyorlar, çiziyorlar, gösteriler düzenliyorlar. Ama bu devletleri bölmeye çalışan silahlı bölücü terör örgütleri yok. Büyük devlet olmanın yolu, bölücü terör örgütünü yani PKK’yı ebediyen ortadan kaldırmaktan geçiyor. Zira bölücü terörü bitirmeden büyük devlet olabilen bir tane bile devlet yok.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Bunların en altını ne ortasını ne de üstünü bu ülkeye tekrar sokmamanın yolu bulunmalı. Yoksa alt da orta da dediğiniz şey, gün gelir yine silahlanır. Bunların normal insanlar gibi yaşaması mümkün değil. Büyük bir risk alınıyor ve bu riske neden girildiğinin hiç bir açıklaması da yok. Buna mecbur değiliz. Eğer PKK ve kürt aynı şey değilse bu saçmalığın hiç bir geçerli sebebi yok.

Bu Yazıyı Paylaş