Kazaklar Kimin Varisidir?
Kazaklar ve Özbekler en geç oluşan Türk topluluklarıdır. Bu nedenle ne anıtlarda ne tarihi belgelerde bu isimler geçmez. Mesela Orhun anıtlarında Türk, Kırgız, Uygur ve Oğuz kelimeleri sıkça kullanılır. Aynı sebeple Kazakların tarihte kurduğu büyük devletlerden ve inşa ettikleri ileri medeniyetlerden bahsedilmez. Bu durum Kazaklarda eksiklik hissi yaratıyor.
Bu hususta Kazaklarla Özbekler ayrışıyorlar. Zira Özbekler doğal olarak Timur’u, Harzemşahları, Çağatay Devletini, ismini taşıdıkları Özbek Hanı, Şeybanileri hatta Babür Devletini sahipleniyorlar.
Türkiye Türkleri kendilerini Selçuklulara, Anadolu Selçuklularına ve Osmanlılara dayandırıyor. Bu bin yıldan uzun bir tarih, dönemlerinde süper güç olmuş iki imparatorluk ve muhteşem bir medeniyete sahip olmak demek. Azerbaycan Türkleri İskitlerin, Hazar İmparatorluğunun, Sacoğullarının, Selçukluların, İlhanlıların, Karakoyunluların, Akkoyunluların, Safevilerin, Kaçarların ve Şirvanşahların varisiler. Türkmenler Oğuz Yabgu Devletini, Gaznelileri, Selçukluları ve Harzemşahları yakın ataları olarak kabul ediyorlar. İçlerinden çıkan, Türklerin son cihangiri Nadir Şah’la övünüyorlar.
Uygurlar anavatanda Göktürk İmparatorluğunun yerini alan Uygur Hanlığının, Karahanlıların ve Karahanlılar yıkıldıktan sonra kurulan Uygur hanlıklarının devamılar. Tatarlar, Başkurtlar ve Çuvaşlar İskitlerin, Hunların, Hazarların, İdil Bulgarlarının, Altın Ordanın ardılı olmakla ve Mısır’ı dört asır idare eden Memluk Devletini kurmakla övünüyorlar.
Kırgızlar anavatanda kurulan son Türk devletinin banileri. Manas Destanı, Yenisey ve Orhun Anıtları, iftihar ettikleri tarihlerinin yazılı vesikaları. Dağıstan cumhuriyetinde ekseriyeti oluşturan Avar Türkleri Hunların yerine kurulan Avar İmparatorluğuyla ve Avrupa Avar Devletinin bakiyesiler. Peki ya Kazaklar?
Altın Ordu devleti zayıflayınca, bu devletin en büyük hakanı olan ve İslam’ı Deşti Kıpçak’a yayan Özbek Hanın torunlarından olan Ebul Hayır, 1429 senesinde, Tara şehrinde hanlığını ilan etti. Dedesinin prestijinden yararlanmak için devletine ‘’Özbek Hanlığı’’, ona bağlanan boylara ‘’Özbekler’’ dendi. Ebul Hayır Han, batısında zayıflamışta olsa Özbek Hanlığından güçlü olan Altın Orda olduğundan doğuya, bugün Kazakistan dediğimiz topraklara yöneldi.
Karşısına Aral Gölünün çevresini yurt tutmuş olan, Özbek Hanın torunlarından Janibek ve Kerey Hanların idaresindeki boylar çıktı. Özbekler bu boyları yendiler ve kendilerine katılmalarını istediler. Ebul Hayır Hana biat eden boylara ‘’Özbek’’, Janibek ve Kerey Hanlara sadık kalarak, onlarla birlikte, Türkistan’ın en güneydoğusundaki Yedisu bölgesine sürgüne giden boylara ‘’otorite tanımaz, başına buyruk hareket eden’’ manasına gelen ‘’Kazak’’ dendi.
Özbekler bugün Kazakistan dediğimiz topraklardan sonra Özbekistan dediğimiz coğrafyanın kuzeyini de ele geçirdiler. Otuz yıldan uzun süre sürgünde kalan Kazaklar, Ebul Hayır Han vefat ettikten ve Özbeklerin zayıfladığından emin olduktan sonra saldırıya geçerek Özbekleri yendiler. Kerey Hanla birlikte bozkırda kalarak Kazak Hanlığını kuran boylara ‘’Kazak’’, Kerey Hana biat etmeyerek güneye yani Özbekistan’a göç edenlere ‘’Özbek’’ dendi. Böylece Özbek-Kazak kimlikleri netleşti. Geçişkenlik bitti.
Özbekler gelmeden önce Özbekistan’da, Timurluların yönetiminde, Çağatay Türk’ü de denilen Karluklar yaşıyordu. Özbekler Timurluları yönetimden uzaklaştırdılar. Hatta Timur’un soyundan gelenleri katlettiler. Babür yıllarca dağlarda yaşadıktan sonra Hindistan’a göç etti.
Özbeklerin ele geçirdiği coğrafya, çok sayıda devletin hatta imparatorluğunun kurulduğu zengin bir medeniyet havzasıydı. Özbekler hem ismini aldıkları Özbek Hanı sahiplendiklerinden hem de ele geçirdikleri coğrafyada kurulmuş devletlerin ve medeniyetlerin doğal varisi olduklarından, Kazakların hissettiği eksikliği yaşamadılar. Kazakların hakim oldukları coğrafya çok daha genişti ama bozkırdı. Büyük şehirler yoktu. Ahali göçebeydi.
Nazarbayev bu sorunu çözmek ve halkına özgüven aşılamak için Kazakların İskit-Saka Türklerinin devamı olduğunu iddia etti. O tarihlerde İskitlerin Türk olduğu kesin olmadığından Türk halkları kendilerini İskitlere dayandırmıyordu. Nazarbayev’in başlattığı, finanse ettiği ve bizzat yönettiği çalışmalar, İskitlerin Türk olduğunu kesinleştirdi. İskit metinlerinde ve Kazak destanlarında geçen altın adamlardan yedi tanesi, Kazakistan’ın muhtelif bölgelerindeki kurganlarda bulundu.
Kazakistan’ın batısı ve kuzeyi imparatorluğun topraklarına dahil olmakla birlikte İskitlerin taşrası olarak kabul edilebilir. Hem bu nedenle hem de İskitlerin çok eski dönemlerde hükümran olması münasebetiyle daha yakın tarihlerde yaşayan bir öncül aranmaya başlandı. Haddizatında İskitler Hunlarla yakın dönemlerde yaşamışlar. Bütün Türk boyları kendilerini Mete-Oğuz Han’a dayandırır. Kazakların, İskitlerle ilişkisi kadar, hatta belki daha fazla Hunlarla ilişkisi vardır.
Cumhurbaşkanı Tokayev’in koordine ettiği çalışmaların ve düzenlenen seminer, konferans ve bilimsel toplantıların sonucunda, Kazak Hanlıklarının ve Kazakistan’ın Altın Orda Devletinin devamı ve varisi olduğuna karar verildi. Kazaklar bu konudaki düşüncelerini ve bilimsel dayanaklarını açıklamak üzere, 19/20 Mayıs’ta, Astana’da, 20’den fazla ülkeden 100’den fazla farklı disiplinlerden gelen bilim insanının katıldığı uluslararası bir sempozyum düzenlediler.
Kazakların Altın Orda’dan geldiği gayet makul bir iddia. Altın Orda ile diğer Kıpçak grupları ve Özbekler kadar Kazaklarda ilişkili. Kazak Hanları Altın Orda Hanlarının soyUndan geliyor. Altın Orda’nın yıkılma dönemi Kazak Hanlığının kuruluş dönemiyle örtüşüyor. Aynı Selçuklular-Anadolu Selçukluları ve Anadolu Selçukluları-Osmanlılar gibi tarihi süreklilik var.
Bu fikrin asıl önemli tarafı, Altın Orda’nın 600 yıl hüküm süren, son derece komplike müesseselere sahip, İpek Yolunu kontrol eden gelişmiş bir göçebe- bozkır imparatorluğu olduğunun vurgulanması. ‘’Göçebelik geriliktir, tarımdan önceki yaşam formudur’’ iddiasına karşı çıkması. Göçebelik coğrafyadan coğrafyaya ve milletten millete değişiyor. Avrupa, Afrika ve Arap dünyasındaki göçebelerin meydana getirdiği medeniyetlerden ve kurdukları devletlerden bahsedilemez zira yoktur. Oysa bozkır göçebeleri yani Türkler onlarca imparatorluk kurdular ve orijinal medeniyetler meydana getirdiler.
Kazaklar ortaya attıkları Mangilik El (Ebedi Ülke) düşüncesi çerçevesinde Altın Orda’nın devamı olduklarını yasalaştırmaya ve anayasa maddesi haline getirmeye hazırlanıyorlar.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Alp Demir
Türklerin tarihini birleştirmeliyiz. Ergenekon'dan beri yazılan tarih bütün Türklerin ortak tarihi ilan edilmeli. Elbet bu kadar büyük bir alana yayılan Türklerde farklı boyların farklı devletler kurması gayet normal. Farklı bölgelerde farklı boylar ile farklı devletler kurulmuş olması, ayrı ayrı milletler olduğumuzu göstermiyor. Tek bir milletin farklı devletleri olduk. Bütün tarihi birleştirelim. Bütün Türkleri birleştirelim. Bütün tarih hepimizin tarihi olsun. Kimse kendini dışlanmış, eksik görmesin. Geçmişteki iktidar savaşları geçmişte kaldı. Buna dünyanın diğer ülkelerindeki Türkleri de eklemeliyiz. Bu gün hangi devlette yaşıyor olurlarsa olsunlar, hangi dine mensup olurlarsa olsunlar, Türk Türktür diyeceğiz. Turan dediğin budur zaten.
