Kurtuluş Savaşı mı, Mili Mücadele mi?
MEB mayıs ayında müfredattaki Haçlı Seferleri, Ege Denizi, Orta Asya, Tehcir Kanunu, Bizans ve Coğrafi Keşifler gibi ifadelerin yerine Haçlı Saldırıları, Adalar Denizi, Türkistan, Sevk ve İskan Kanunu, Doğu Roma ve Sömürgecilik Politikaları gibi ifadelerin kullanılacağını açıkladığında takdir topladı. Bu düzeltmelerin yapılması için geç bile kalındı.
Bu düzenlemelerle birlikte içeriklerde değiştirilmeli. Mesela Haçlı Saldırıları ele alınırken Selahattin Eyyubi’ye haddinden fazla yer verilirken o dönemin gerçek kahramanı Kılıç Arslan ihmal ediliyor. Haçlıların hedefi Kudüs’tü. Kılıç Arslan serbest geçişlerini sağlayarak Haçlı Saldırılarını hiç zayiat vermeden ve zarar görmeden atlatabilirdi. Oysa o vur kaç yaptı. Gerilla savaşları organize etti.
Bu nedenle ilk haçlıların çok azı, yıpranmış vaziyette Filistin’e varabildi. 1101 senesinde Anadolu’ya gelen Haçlıların hepsi imha edildi. Öyle ki 1101 senesindeki saldırıya, haçlılar Kudüs’e ulaşamadıklarından ötürü numara verilmedi. Oysa Selahattin, mağlup etmesine ve Kudüs’ü almasına rağmen, bozgun halindeki haçlılarla Sur ve Yafayı vererek anlaşma yaptı. Kendisini karşılıksız destekleyen Kılıç Arslan’ı yalnız bıraktı.
Mesela tehcir yerine sevk ve iskan demek yeterli olmaz. İçeriğe, Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın ‘’Stalin’e kadar soykırım yapıldığıyla ilgili tek bir iddia yoktu. Stalin Türklerle aramızı düzelmemek üzere bozmak için soykırım yalanını söyledi. Yoğun propagandalar neticesinde bu palavra zamanla benimsendi’’ ifadesi eklenmeli. Kilise sırf doğruları söylediği için başbakanın sünnetli olduğu yalanını uydurdu. Muhalifleri başbakana ‘’Türk Paşinyan’’ ‘’Ermenistan’ın Türk’ü’’ lakaplarını uygun gördü.
Alparslan Türkoğlu, kaleme aldığı https://www.habererk.com/makale/orta-asya-turkistan-midir-basta-basbugumuz-ve-atsiz-bey-olmak-uzere-3-mayis-in-kahramanlarina_328624/ isimli makalede Orta Asya yerine Batı Türkistan denmesinin daha doğru olacağını ifade etmişti. Bu konuyla ilgili olarak kendisini arayan ve isminin açıklanmamasını isteyen TDT yetkilisi ağabeyimiz ‘’Orta Asya yerine Türkistan ifadesinin kullanılmasına Türk devletlerinin hepsinde aynı anda geçileceğini ve Türkistan devletlerinin Çin ve Rusya’yı rahatsız edeceği endişesiyle Batı Türkistan’a ‘’şimdilik’’ karşı çıktıklarını’’ söyledi.
Öyle ya Orta Asya’ya Batı Türkistan dense Doğu, Kuzey ve Güney Türkistan’da olmalı. Bu durumda Çin, Rusya ve Afganistan’a dolaylı olarak ta olsa işgalci denmiş oluyor. Türkistan devletlerini anlıyor ve hamlelerini dikkatli ve zamana yayarak yapmalarını akıllıca buluyorum. Mesela Türkistan devletleri resmi belgelerde ve demeçlerde asla Doğu Türkistan ifadesini kullanmazlar, Sincan ifadesini kullanırlar.
Mayıs ayında takdir edilen bakanımız, geçen hafta ‘’Kurtuluş Savaşı’’ yerine ‘’Milli Mücadele’’ kavramının kullanılacağını ‘’Neyden kurtulacağız? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.’’ cümleleriyle açıkladı. Osmanlı İmparatorluğu 14, 15, 16, 17 ve 18. Yüzyıllarda cihan devletiydi. Koskocamandı. Hatta 1453 ile 1683 arasında tek süper güçtü. Ama 19. Yüzyılda bırakın kocaman olmayı hasta adamdı. İngiltere himaye etmese 19. Yüzyılın ikinci yarısında yıkılırdı. İngilizler dört kez yıkılmaktan kurtardı Devleti Aliye’yi.
Bunlar bizim gerçeklerimiz. Gerçeklerimizi inkar ederek hiçbir şey kazanamayız. Sadece kendimizi kandırırız. Oysa tarih ilham ve ders almak içindir. ‘’Neden ve nasıl başarılı olduk? Neden başarısız olduk?’’ soruları beynimizi kurcalamalı. Zaferleri de mağlubiyetleri de değerlendirirken objektif olmalıyız. Aksi halde tarih tekerrür eder durur. Osmanlının yanlışlarını ortaya koymak nankörlük değil özeleştiridir. Zira Osmanlı bizdir, biz Osmanlıyız. Aynı Selçuklu, Gazneli, Karahanlı, Afşarlı, Memluklu ve Babürlü olduğumuz gibi.
‘’Kimden kurtulduk?’’ sorusunun cevabına gelince kiminle mücadele ettiysek ondan kurtulduk. Eğer kurtulacak birileri yoksa ne diye ve kiminle mücadele ettik? Antalya ve çevresini işgal eden İtalyanlardan; Adana, Osmaniye, Maraş, Urfa, Hatay, Antep ve havalisini işgal eden Fransızlardan; Trakya, Marmara ve Ege’yi ele geçiren Yunan’dan, Kars ve dolaylarındaki Ruslardan; İstanbul ile Anadolu’nun her tarafındaki kritik noktalara yerleşen İngilizlerden ve doğu ve güneydoğumuzda devlet kurmak isteyen Ermenilerden kurtulduk.
Pek bilinmez ama İngilizler sadece İstanbul’u işgal etmediler. Anadolu ve Trakya’daki postanelere, büyük karakollara, istasyonlara, silah depolarına velhasılıkelam stratejik noktalara yerleştiler. Mesela Yunan çıktığında İzmir’de İngilizler vardı. Yunan geldiğinde Bursa’da İngilizler vardı. Gazi ulaştığında Samsun’da ve Ankara’da da İngilizler vardı. Atatürk İngilizlerden kurtulmak için Samsun’dan Amasya’ya geçti. Ankara’da ilaveten Fransızlarda vardı. Gazi geldikten kısa süre sonra her iki grupta şehri terk etti.
Sadece mütegallibeden kurtulmadık. Kapitülasyonlardan, manda ve himaye heveslilerinden, İngiliz muhiplerinden, Hürriyet ve İtilafçılardan, Gazi ve Millicilere idam fetvası veren hainlerden ve Türkleri bozkıra sığdırmayı amaçlayan Sevr Anlaşmasını imzalayanlardan da kurtulduk.
Mondros Anlaşmasının hükümleri Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’ın imzaladıkları ateşkes anlaşmalarından ağırdır. İngilizler bu hükümler sayesinde yurdun her köşesini işgal ettiler. Haberleşme ve ulaşımı kontrolleri altına alabildiler. Osmanlının neden diğer devletlerin kabul etmediği ağır hükümleri kabul ettiğini araştırdım. Gördüm ki Fransız orduları Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan’a girdiğinde Fransa’nın ilk işi cumhuriyet ilan etmek ve hanedanları sürgüne göndermek olmuş.
Mondros imzalandığında Fransız orduları Bulgar-Türk sınırındaydı. Eğer Mondros o gece imzalanmasaydı ertesi gün Fransız öncü birlikleri payitahta girecekler ve muhtemelen cumhuriyet ilan edeceklerdi. Oysa İngiltere monarşiydi yani cumhuriyet ilan etme ihtimali yoktu. Tahtını korumak için Mondros’u imzalatarak ve imzalayarak yurdun stratejik noktalarının işgalinin önünü açan Vahdettin’i ve Rauf Beyi affedemiyorum.
Fransızlar İngilizlerden önce İstanbul’a girdiler ama anlaşma İngiltere ile imzalanmış olduğundan cumhuriyet ilan edemediler. Vahdettin ecdadına layık olsaydı tahtını vatanına tercih etmezdi. Rauf Bey emirde alsa o kağıda imza atmamalıydı.
O tarihlerde Milli Cihat, Milli Mücadele, İstiklal Harbi, Kurtuluş Savaşı ifadeleri kullanıldı Türkün ölüm kalım savaşını ifade etmek için. Bu ifadelerin hepsi doğrudur ve bizimdir. Mayıs ayında açıklanan değişiklikler, emperyalistlerin lanse ettiği ifadelerden, Türk’ü merkeze alan ifadelere geçişti. ‘’Kurtuluş Savaşı’’ ifadesinden kurtulma çabası aynı gayeye hizmet etmiyor. Zaten bölünmüş ve kutuplaşmış olan milletimizi bir kez daha bölmeye ve kutuplaşmaları derinleştirmeye değil bunun tam tersine ihtiyacımız var.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- ADSIZ
Kurtuluş işaretini bakan yaptı parolası diyarbekir belediyesinden gekdi varmı göbeğinden işeyen ülkücü Buna vatan satanlar topluluğu denir Kurşun kaleminmin köreldiği gibi milli ruh yok olmuş hepimiz mangut olmuşuz
- Ömer Gül
Can kardeşim Kakeminize yüreğinize ve Emeğinize sağlık Gerçek bir vatan evladısıniz , yüreğimize buz serptiniz, içimiz de mütedeyyin, müslüman görünümlü çok Vatan haini var,cahil insanlarımızın beynini yıkıyorlar yalan yanlış bilerek bilinçlii Vatan hainliği yapıyorlar.Osmsnlida Bizim, Cumhuriyet de bizim bunların derdi Onurlu Vakur Yüksek seciyeli insanımızı Tebalştirmak, köleleştrirmek Afkanlastirmak Ülkemizin ulusal yapısını bozup Emperyalistlerin yutması için parçalara,mezhep meşreplerine göre bölüp yutulmasını kolaylaştırmak.. Veselam
- Alp Demir
Aynen katılıyorum. Ve çok şükür birilerinin artık çarpıtılan tarihi düzeltmek adına ses çıkarmasından da son derece memnunum, elinize sağlık.
